Dört Su Dört Çikolata
Dieser Beitrag wurde am 28.04.2022 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Saat 18.30 civarı gibiydi. Konyaaltı'nda kısa zamanlı bir görüşmem olacaktı ve sonrasında iftarımı açıp sahile inerim diye plan yapmıştım. Velhasıl yolda yürürken Migros un karşısında yaşları 7-10 arası iki kız iki erkek çocuk, ellerinde poşetler çöp karıştırıyordu. Mülteci oldukları aşikârdı. Nedense birden çikolata alasım geldi ufaklıklara. Migros u biraz geçtikten sonra geri dönüp içeri girdim. Dört çikolata dört su alıp çıktım. Çıktığımda yoktular. Yan sokağa sapayım dedim meğer orda oturmuş gülüşüyorlar. Neyse arkalarından gidip sadece ellerimdekilerini gösterdim. En ufak olanı çığlık attı direkt sarıldı. Tek tek verdikten sonra ayrılmak istedim. Beklemiyordum dördünün aynı anda sarılacağını. İnanın o an hissettiğim huzuru kelimelere dökemiyorum. Son olarak yanlarından ayrılırken herhalde en büyük olan abla sadece şu sözleri sarf etti : " Teşekur ederim."
Bu kısa ve mutlu anıda anlatmak istediğim bir avuç garibe yardım ettiğim değildir. Anlatmak istediğim şey kaos, gürültü ve birçok sıkıntı ile dolu olan şu dünyada bir nebze de olsa mutlu olmanın zor olmadığı. Siyasetiymiş, ırkıymış , diniymiş, diliymiş kime ne?! Bizler insan olduğumuzu hatırladıktan sonra mutlu olmamak ne mümkün. Yunus Emre'nin dediği gibi "Sevgi" bizim tek ortak noktamız olabilir. Stres ve kaygıların yoğun olduğu zamanları anca böyle aşar yeni bir dünyanın temellerini anca böyle atabiliriz.
Umarım sıkıntısız ve gürültüsüz bir dünya bırakabiliriz geleceğe....