Hoca Azrail Geldi
Hoca Azrail Geldi
Sıcak bir yaz günüydü. Yaz tatili. Gezmiş dolaşmış Eve dönmüştüm. Üzerimi değişip. Resme koyulmuştum. Havaya girip Tam resme dalmışken. Kapı çaldı birden.
Arkadaşım Biroldu gelen. Birer kahve içtik. Biraz sohbet ettik. Dedi hoca işim düştü sana N''olur götür beni Malkara''ya Dedim daha yeni geldim Baksana tezgahı yaydım. Dedi hoca gönül işi Kırma bu garibi Alırım benzinini Doyururum da karnını Gidemezsem kahrolurum. Derdimden kudururum. Dedim iş sevda ise akan sular durur Hemen ortalık toparlanır.
Arabaya bindik gülüş çümbüş. Koyulduk yola iki berduş. Vardık Malkara''ya Ben oturdum bir parka Birol gitti randevuya.
Bilmez zaman geçmek nedir. Garson çay üstüne çay getirir. Derken, geldi birol gülerek Dedi, hoca yarın dünür gidecek.
Tebrik ettik birolu, kutladık Biraz sohbet, arabaya atladık. Birol arabesk bir kaset almış Hemen teybe atmış.
Hem gidiyor, hem dinliyoruz şarkı Pırıl pırıl yıldızların şavkı. Kasetin ön yüzü bitti Tek yönlü bir teypti.
Dedim, kaseti çıkaralım. Arka yüzünü dinleyelim. Bastım teypteki düğmeye Teyp gitti konsoldan içeriye Dedim trafik kalabalık. Uğraşılmaz olsun az tenhalık.
Derken köy yoluna girdik. Elim direksiyonda teybe eğildik. Birden birol dedi önümüzde tümsek Nolurdu sanki biraz dursak.
Araba çarptı tümseğe Başladı iki teker üzerinde yürümeye Bir süre iki tekerde yürüdü Gitti şarampole sırt üstü devrildi. Hızımız yavaştı Kemerlerimiz takılı Kapattım kontağı, söndürdüm lambaları. Sökmeye çalışıyorum kemeri. Birol kesilmiş sapsarı. Dürtüm, dedim Birol ne oldu. Dedi, HOCA AZRAİL GELDİ Gelen bizim köyün bir çobanı. Merak etmiş varmı acep yaralı. Attık kendimizi dışarı. Birol hala sapsarı.
Çetrefil