Hüzzam Makamında Aşk
//Bir gece vakti, karanlığın en koyulaştığı yerde telefonun sesiyle uyanır kadın. Kim olduğunu düşünerek basar açma tuşuna. Ve gözlerine inanamaz,numarası hala aynı ve hala telefonunda kayıtlı. Arayan,üç yıl önce bırakıp giden eski eşi. özledim seni diyordu telde. Çook özledim...Sadece özledim.//
Zaman, sabaha karşıyı vururken saat, İçinde tuhaf bir hisle, uykuya dalmıştı kadın. Ve ısrarla çaldı telefonu. Zaten, uykusu da hafifti, ya gelirse diye hep tetikteydi gözleri. Korkmadı zamansız çalan telefonun sesinden. Alo bile diyemedi kadın. Sustu....derinden bir ahhh çekerken, ağlamaklı bir ses duydu, kim bilir ta nerelerden. Rüya sandı ve dinledi usulca. Özledim diyordu ses, özledim...En sevdalısından.
Adam serde şair, adam serde müzisyen ya....Sözleri nağmeli dökülüyor dudaklarından.Ve tam...Tam, üç yıl geçmişti aradan. Aniden ses gelir kapıdan ve kim O der kadın. Duyduğu,tanıdık bir sesti Ben geldim diyordu sesi titrek...hiç susmadan sana geldim diyordu adam. Hep varmışçasına sımsıkı sarılırken ve hep varmışçasına kaldıkları yerden devam ederler. Kadın susmuştu sessizdi ve gelişini hayal sanmıştı uykulu aklı. Kadının imkansızıydı adam. Sabah ezanlarının okunduğu sırada, sevdiğinin dönüşüyle birden dünyası değişti kadının. Seherin alacaları vururken pencereden, sanki yüzleri kıble oldu karşılıklı.
Ve aynı üç yıl önceki gibi, nikahları kıyılır ve yine ölüm bizi ayırana kadar derler. Söz verirlerken Yaradan'a , şükür duaları ederler birlikte.
//Şarkıları da.....Hüzzam makamında değildi artık aşıkların, buselik makamında söylerken dilleri.//