Kimlik 1 / Uyanış
Yaşadıkları oldukça yıpratmıştı Semih'i. üçyüz yirmiüç gün geçmişti sevgilisi tarafından terkedildiği günden beri. Oysa, en büyük aşklar bile 185 günde bitmiyor muydu.. neden aklındaydı ki hala o?
18 yaşına kadar neredeyse haftada üç dört defa dayak atan babası, yüz doksan sekiz gün önce ölmüştü ama Semih hala "üzülmeli miyim yoksa sevinmeli miyim" gelgitinde boğuyordu kendini.
Toparlayamıyordu kendini bunları düşündüğünde.. O da düşünmemek için, düşüncelerini işine vermeye karar verdi. Ve başarmıştı da, o kadar konsantre oluyordu ki işine, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor ve gün geçtikçe kurduğu küçük şirketi daha da büyüyordu.
Bundan tam kırkbeş gün önce belki de tüm bu çektilerine karşılık Tanrı'dan bir hediye alma şansını elde etti. Yabancı bir firmanın İstanbul'da kuracağı dev alışveriş merkezinin çizimlerini Semih ve ekibi yapacaktı. Tüm bekleyen projeleri iptal etti. Tek yoğunlaştığı bu büyük proje olmalıydı.
-Arkadaşlar, bu kırkbeş gün bizim için çok önemli. Şirketimiz için dönüm noktası. Herkesten daha fazla özen ve dikkat bekliyorum. Bu işten alnımızın akıyla çıkacağız. Çizimleri ofiste bırakamayız. O yüzden hergün yanımda götürüp ertesi gün getireceğim.
Çok zorluyordu kendini Semih.. Ekibine çok güvense de, hiç kimsenin bu işi kendisi kadar önemseyemeyeceğini düşünüyor, bu yüzden normalden çok daha fazla çalışıyordu. Otuzuncu günden sonra, uyku düzeni o kadar bozulmuştu ki, farkında olmadan dalıyor, ve uyandığında kendini bulduğu yere nasıl geldiğini anlayamıyordu. Bu durum kendini rahatsız ediyor olsa da, özellikle projenin teslimine on günden az bir süre kala herhangi bir ilaç tedavisine başlamasının bütün verimini düşüreceğine inanıyordu. Bu riski göze alamazdı.
Nihayet, son gün geldi. Proje hazırdı. Semih çizimleri özenle siyah deri çantasının içine yerleştirdi. Ekibine teşekkür etti ve ertesi gün saat 10:30 da yapılacak toplantı için ekibinden şans dilemelerini istedi. İş yerinden çıktı, aşağı inmek için asansörü beklerken bir yandan dua ediyordu. İş merkezinin kapısından çıkıp koşar adımlarla arabasına doğru yürüdü. Arabasının arka kapısını açıp çizimleri arka koltuğa bıraktı. Çok heyecanlıydı. Sürücü koltuğuna geçti. Emniyet kemerini bağlayıp aynalarını kontrol ettikten sonra marşa bastı ve eve doğru gitmek üzere yola çıktı. Yolda, herhangi bir şeyin ters gitmemesi için dua ediyordu ama çok yorgun olduğunun da farkındaydı.
"-Ya bir kaza yaparsam.. Tanrım.. En iyisi araba kullanmayayım."
Levent çıkışındaki kapalı otoparka doğru yön değiştirdi. Dördüncü kata park etti arabasını. Çizimlerini aldı, aşağı indi ve bir taksi çevirdi.
"-Eyüp lütfen, acele etmenize gerek yok. Sağ salim varalım yeter" dedi ve gülümsedi.
Eve geldiğinde saat dokuz buçuğu bulmuştu. Birşeyler atıştıdı.. Çizimleri çalışma masasının üzerine çıkardı son bir defa gözden geçirdi. Televizyonu açtı, uyursa uyanamayacağını düşünüyordu, o yüzden en iyisi uyumamaktı.. Saat iki, iki buçuk gibi karnı acıkır gibi oldu tekrar. Kalkıp kendisine atıştıracak birşeyler hazırladı. Yemeğini mutfakta yedi ve ortalığı toparlamaya başladı. Çok titiz bir adamdı Semih.. Hastalık derecesinde.. Hatta cebinde her zaman bir tırnak makası taşırdı. O yüzden, evi sanki bir otel odası gibi her zaman çok düzenliydi.. İşini bitirdikten sonra oturma odasına geçti ve televizyon izlemeye devam etti.
Gözlerini açtığında saat 09:50 idi.. Eyüpten, Maslak'a 40 dakikada nasıl yetişebilirdi. Hızla ayağı kalktı, projeyi masasının üstünden aldı ve evden çıktı . Evin yakınındaki taksi durağına gitti.
-Acilen, Maslak'a gitmem gerekiyor.. -Hiç aracımız yok beyefendi, beklerseniz 10 dakikaya kadar bir arkadaşımız gelecek.
10 Dakika mı? Semih için her saniye altın değerindeydi..
-Mümkün değil!
Ana yola doğru koştu, yoldan geçen taksilerden birini çevirdi.
-Maslak, Park Plaza, Çok acil, 10:25 e kadar yetiştirirsen 500 TL veririm. -Merak etme ağabey, atla!
Taksici saat tam 10:25 te maslağa varmıştı. Semih cüzdanını çıkardı, söz verdiği gibi 500 TL yi taksiciye verdi ve hızla arabadan inip Park Plaza'dan içeri girdi, asansörü bekleyemedi ve koşarak merdivenlerden yukarı çıktı. Toplantı odasından içeri girdi.
-Merhaba, Semih Bey.. Bizde sizi bekliyorduk. -Merhaba Alper Bey, Bende sizi bekletmemek için en pahalı ulaşımı gerçekleştirdim az önce.
Alper bey gülerek cevap verdi.
-Demek ki, bize sizi tercih etmekten başka bir seçenek bırakmıyorsunuz. O zaman, başlayalım sizin içinde uygunsa.. -Başlayalım.. Biz bu alışveriş merkezi için konforu ön planda tuttuk. Biliyoruz ki, müşterilerin bu AVM ni evi gibi hissetmeleri, AVM deki ürünlerin satış yüzdesine çok fazla katkı sağlayacak. Temel olarak düşündüğümüz, şu çizimlerde...
Semih, çantasına uzanmak için sağ elini aşağı uzattı. Yetişemedi.. Aşağı baktı.. Çanta sağ tarafta değildi. Soluna baktı. Geriye döndü.. Bir anda başından kaynar sular döküldü.. Çantasını takside unutmuştu.
-Eeee.. Şey.. Ben.. Biz.. Sanırım çizimleri takside.. -Bize gösterebileceğiniz bir projeniz var değil mi Semih Bey? -Tabiki.. Ama.. -Semih Bey, Sanırım siz projeyi yetiştiremediniz.. Zaten bu sürede yetiştirebilmek pek mümkün değil gibiydi. Siz yetiştireceğinizi söylediğinizde, biz bundan endişe duymuştuk. Bugünde endişelerimizin ne kadar yerinde olduğunu görmüş olduk. O halde, biz sizinle tanıştığımıza memnun olduk. İş hayatınızda başarılar..
Semih'in nutku tutulmuştu adeta. Söyleyecek tek bir kelime bulamıyordu.. Sustu.. Ayağa kalktı ve başını öne eğerek odadan çıktı..
Tüm dünyası kararmıştı.. ne yapacağını bilemedi.. Zaten uykusuzluk nedeniyle sinirleri altüst durumdaydı.. Saatlerce yürüdü.. Evine varana kadar.. Bitmiş bir vaziyette eve girdi.. Geçen yılbaşı hediye gelen scotch viskiyi eline aldı. Kendine lanet okuyarak içmeye başladı..
Nerede olduğunu anlamaya çalıştı.. Geceyi aydınlatan sadece ay vardı.. Beyni yerinden çıkacakmış gibi başı zonkluyordu. Kulaklarının alev alev yandığını hissediyordu. Kalbinin ne kadar hızlı çarptığını farketti.. Soluk alıp vermekte çok zorlanıyordu.. Saatine baktı, ayın ışığı ile parlayan fosforlu yelkovan ve akrep, saatin 03:13 olduğunu gösteriyordu.. Ayak sesleri duydu.. Gecenin karanlığından kimin geldiğini anlamaya çalıştı.. Neden orada olduğunu bilmiyordu ama, orada olmak çok heyecanlandırmıştı onu.. Tanımaya çalıştı etrafı.. Binaların şeklinden beyoğlunun arka sokaklarından birinde olduğunu anladı. Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.. Bir kişinin ayak sesleri olmalıydı.. Gözlerini kıstı, karanlığa alışmaya başlayan gözleri sallanarak gelen bir adam olduğunu farketti.. Muhtemelen sarhoştu. Çöp konteynerinin arkasına gizledi kendini. Neyi, neden yaptığını bilmiyordu. Ama, burda olmak.. Tanrım.. Çok heyecanlıydı..
Sarhoş adam iyice yaklaştı. Semih'in kalbi gittikçe hızlanmaya başladı. Şakaklarından aşağı ter damlaları düşmeye başlamıştı. Sarhoş adam, konteynerin önünden geçti.. Semih usulca ayağa kalktı. Sarhoş adamın arkasından sinsice ilerledi ve avını yakalayan bir panter gibi arkadan kavradı onu. Semih, sol eliyle adamın ağzını tuttu ve kafasını sol omzuna yasladı.. Kendini aşağı doğru çekerek adamın geriye doğru yatmasını sağladı.
Adamı hafifçe sola çevirdi ve sağ kolunun üzerine sağ ayağı ile baskı kurdu. Adamın gözlerinin içine bakıyordu. Korkuyu hissediyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışan adam iyice korkmuştu. Semih sağ elini sağ cebine soktu ve cebinden tırnak makasını çıkardı. Tırnak makasının sivri törpü aparatını iki parmağı ile yerinden çıkardı. Adamın boğasına, şah damarının üzerine kaneviçe yapan bir kadının narin harketleri ile yavaş yavaş bastırdı. Her anın tadını çıkarıyordu sanki Semih. Adam, Semih'in kollarından kurtulmaya çalışıyordu, ama nafile.. Adamın bu kurtulma çabası Semih'in iştahını daha çok kabartıyordu. Tırnak makasının törpüsü sonuna kadar saplanmıştı. Semih törpüyü saat yönünde çevirerek yarayı genişletti. Ve törpüyü yavaş yavaş sapladığı yerden çıkardı. Sonuna kadar çıkardığında, sızan kan, Semih'in suratına doğru fışkırmaya başladı. Semih yanağını fışkıran kanın üzerine iyice yaklaştırdı. O sıcak, ve kaygan sıvı Semih'i hiç duymadığı bir huzura kavuşturuyordu.
Bir yandan hala adamın gözlerine bakıyordu Semih.. Ayın ışığı ile adamın parıldayan gözlerindeki korku, Semih'i çok tahrik ediyordu. Can havli ile çırpınan adamın çırpınışı yavaş yavaş sona erdi.. Semih adama sarıldı. Onu hissetmek ister gibi..
-Özür dilerim..
Gözlerini açtığında, evde olduğunu farketti..
-Tanrım, rüyaymış...
Ama önceki gün hayatının işini kaybetmiş olmasına rağmen, çok huzurluydu içi.. Ona da bu durum garip geldi.. Kalktı, uykulu gözlerle banyoya gitti.. Yüzünü yıkadı.. ayağa kalktı ve aynaya baktı..
Gördüğü manzara kanını dondurmuştu.. Bütün kıyafeti kıpkırmızı kan ile boyanmıştı..
Olduğu yere yığıldı..