Turkuaz Mektuplar/ Türkistan günlükleri 1
Merhaba kıymetli Beni
Seni aradım açmadın. Hademe kadın çok yoğun olduğunu söyledi. Kuzum hani dikkat edecektin?
Bari iki gün dinlenseydin.
Neyse hoş, yine bildiğini yaparsın. İnadın da tuzun da kuru.
Nerdeyim nasılım sormuyorsun.
Dünden beri istasyonda bekliyorum. Tren bozulmuş, insanlar sefalet içinde orada burada uyukluyor. Küçücük bir alman binası ne olsun. beni bilirsin pek titizim. lavaboya bile gidemedim.
Binanın üstü doktor lojmanı ve Allahtan migrenim tuttu da oraya gittim. Ah ben yapamıycam. gitmemeliydin. Ne vardı Trabzon’da müdürlükte kalaydın. Tutturdun taşra diye havası suyu yağmuru ... soba bile yakamazsın.
Gerçi hademeye hepsini sordum. Baban da geliyormuş. Bir genç yardım ediyormuş. sesinin tonunu beğenmedim bilmiş ol.
Tren akşam hareket ediyor. Bu mecburiyet beni yoruyor.
Gitmek istemiyorum. Küçük mahallede yaşlı ev sahibim Ahıskalı ana ile bir ömür geçirebilirdim.
Karşıda komşum sendin, Yağmur sonrası çaylarımız az bulunan çizi bisküvimiz Nurettin Reçber dinlerdin ’eski yara’ ah o eski yara ...
Ağlıyorum biliyor musun?
Bütün dükkanlara sormuştuk ; Kentav’da tutturmuştun çizi diye. bir düzine alınca Rus tezgahtar ücreti fazla istemişti, Türkçe olarak Hanım hanım Türkiye’ de olsa indirim yaparlar demiştin, deli.
Kızcağız korkmuştu sönük gri gözlerine azıcık can gelmişti.
Adı Sonya. sen gidince gittim tanıştım. biraz Rusça pratik yaptık. O da Türkoloji’de okuyormuş.
Özlüyorum seni.
Bu mahkumiyet bitsin yanındayım.
Çay toplarız, derdin ya fındık zamanı gel. Bu yaz geleyim diyorum. Her şey yolunda giderse.
Seni çok seviyorum unutma,
Toparlanayım kompartımana yerleşeyim.
Bir günlük yol Atrav çok uzak. yolda sana yine yazarım.
Beni ara ya da çağrı at.
Sesini duyayım.
Mektubu görünce üç gün bekleme iki kelime yazıver vefasız.
Söylemeyi unuttum kitaplarını aldım Mürvet Hanımdan.
İçinde bir şiir dosyası var okumadım ama şüphemde haklıyım değil mi?
Sana verdi eski şiirlerini. Tuzak onlar inanma eğer okuduysan. Bana seni soruyor ha bire. Dün tersledim haberin olsun