Sevdiğim ve Ay ışığı
Sıcak yaz günleri kuraklıkta sıcaklığın kardeşi. Yaşanmaz hale geldi. Cennet dünya çöle döndü. Ah biz çiğ süt emmiş insanoğlu. Hiç derdimiz yoktu. Bir de küresel ısınma dert oldu. Dünya sorunları malum, ama bir şekilde yaşamı sürdürmek gerekiyor. İstanbul çok sıcak güneye inme zamanıydı. Antalya güzel yurdumun cennet köşelerinden biri, adını anınca heyecan basıyor. Yolculuk vakti geldi. Bavulum ve ben hedefte Antalya vardı. Yolculuk sorunlu başladı. Hayalimde güzel bir kızla yolculuk etmek vardı. Ama bir ara dalmışım. Bir itelemeyle uyandım. Bizim canım Anadolu'mun güzide insanı yanımda oturan arkadaşın yanına oturmak istediğini söylüyordu. Beni bunun için iteleyip uyandırmıştı. Sebep dedim. Sebep mi? Evet, sebep, beni uyandırmanın nedeni bu mu? İşte yolculuk böyle devam ediyordu. Sonra bir anons duyuldu. Antalya garına az kalmıştı. Antalya da herkesi yakınları karşılıyordu. Sarılanlar, kucaklaşanlar tam bir duygu seli yaşanıyor. Beni ise sıcak ve nemli hava karşılıyordu. Belediye otobüslerinin nereden hareket ettiğini sordum. Biran önce gardan çıkıp gitmeliydim. Hedefte Göynük vardı. Kemere yakın bir yerdi. Küçük ama hareketli bir yer.
Göynük'te birkaç arkadaşımı görmeyi umuyordum. Oraya mevsimlik çalışmaya geliyorlardı. Zamanında staj yaptığım otele şimdi müşteri olarak gitmek zevkli olacaktı. Otele gittiğimde hiç kimseyi tanımadığımı gördüm. Çalışan kadrosu değişmişti. Ne bekliyordum ki bir umut işte tanıdık bir yüz görme heyecanıydı. Odama yerleştim. Hava kararmıştı. Duş alıp, üzerimi değiştirdikten sonra restorana indim. Açık büfe bana bakıyordu, ben açık büfedeki yemeklere sanırım otelden çıkma zamanıydı. Otelden çıktım. Kemer otobüsü yaklaşıyordu. Otobüse atladım. Hedefte moonlight park vardı. Deniz ve yakamoz çok güzeldi. Böyle bir yerde yalnız olmak adamın moralini bozuyordu. Bir şişe şarap birde kadeh rica ettim. İleride bana bakan tepeye doğru ilerlemeye başladım. Tepeye çıktığımda manzara çok güzeldi. Bir kadeh şarap doldurdum. Yakamoz ve ben çok yalnızdım. Antalya tatili kısa süreceğe benziyordu. Saat kadehteki şarap gibi akıp gidiyordu. Sonra içimi bir his kapladı. Sanki biri yaklaşıyordu. Yanıma geldi. Manzara çok güzel değil mi? Şarap yudumlamak için bundan güzel bir yer olamaz. Evet, diyebildim. Artık yalnız değildim. Eşlik etmek ister misiniz? Teşekkürler ama ben sadece dolaşıyordum dedi. En azından birkaç dakika da olsa yalnızlığın esaretinden kurtardınız. Yüzüme gülerek baktı. Yakamoz ne kadar güzel değil mi? Evet, çok güzel bu gece. Arkadan başka bir ses geliyordu. Beyefendi, beyefendi burada uyuyamazsınız. Oteliniz nerede?