Sır Perdesi
- BÖLÜM .......................................... Olaylar İçerik: kasa şifresi İçerik:
- BÖLÜM .......................................... Sır Perdesi
Telsiz sesleri yankılanıyordu her tarafta. Herkes bir yana dağılmıştı. Günlerden pazartesiydi ve hava güneşliydi. Düşünceliydi, kahramanımız yine olay peşindeydi ve aydınlatılmayı bekleyen sırlar vardı. Ahmet: Olay yerinde herhangi bir bulgu veya işe yarar nesne var mı? Memur: Hayır sadece bir çanta ve peruk var. Ahmet: Peruk mu? Memur: Evet komiserim. Sonra Ahmet toparlanıyoruz der herkes merkeze gider. Merkeze gidince Ahmet direk oturur ve çay içer. Her zamanki yaptığı şey budur. Kafasını dinlemek ister. Ahmet'in herkesten suskun bir hali vardır. Çocukken de hep o öyleydi. Kaçardı, konuşmazdı ve susardı. Olması gereken bu muydu? Ahmet'in bir babası var adı da Turfan Bey o da polisti. Maalesef başına gelen olayda mesleğe küstü ve istifasını verdi. Belki babasının başına gelen olay Ahmet'i bu duruma sessizliğe girmesine neden oldu. Ahmet' in annesi Şengül o da trafik kazasında hayatını kaybetti. Neyse biz kahramanımıza gelelim. Oturmuş çayını yudumluyordu. Masasındaki dosyalara göz attı. En sevdiği arkadaşı gençlerin tabiriyle kankası Mustafa gelir. Mustafa: Erkencisin bu gün, hayırdır yine ne oldu. Ahmet: Uykum kaçtı uyuyamadım. Mustafa: Gelirken duydum. Yine ne var? Ahmet: Bir kadın başından vurulmuş. Tek mermiyle infaz. Ekibin başı Arif gelir. Aynı zamanda Emrah ve Ekin de gelir ve kadro tamamlanır. Hep birlikte toplantı salonuna geçerler. Arif: Bir kadın 24 yaşında gbt sorgusu temiz ekonomi bölümü 4 yıllık, üniversite 3, ailesi burada değil. Emrah: Olay yerinde bulunan çantaya baktınız mı? Ahmet: Hayır daha bakmadık. Ekin: Çanta nerde? Ahmet: Burada. Çantayı fermuarından açar ve döker. İçinden bir CD, kâğıtlar, adresler, telefon numarası ve fotoğraflar çıkar. Gelgelelim Arif, Emrah ve Ekin'i tanıtalım. Arif çok hareketli, polis akademisini birincilikle bitirmiş. Aksiyon seven biri klasik anlamda çocukluktan beri hep polisliği seven tarz ne yapacağı belli olmayan bir karakter. Emrah, sakin her şeyi mantıksal düşünen, çalışkan tarz ve olayları çok çabuk tahlil edebilen bir kişi. Kafasından kurduğu hayali gerçekleştirme yolunda çok çalışır, yani tam bir hedefçi. Ekin kahramanımızın Ahmet' in aşkı Ahmet Ekin' i polis akademisinden tanır. Ona ilk görüşte âşık olur. Ekin kendine bakımlı kıyafet tarzı hemen her zaman değişik düşünce tarzı herkesten farklı, sadık ama Ahmet'in onu sevdiğinden haberi yoktur. Ahmet'in aşkını şu şiirle anlatmak isterim;
Tuana
Yaban çiçeği tuana Hani sendin benim ilk damlam Gözyaşındı cennetin yağmuru ilklerin olayıydı yağışın Görünmezlik gibiydi her anın Sabah yıldızımdın parlamazdın Akşam bekçisi gibiydin yağardın Coşkun sellerin efendisiydin kapılmıştın bir selin ardından seni beklerdim habersizdin hüzün çiçeğim tuana kendi mabedinde kavrulmuşun aşkından yoğrulmuşum hani nerde ilk aşkım sensizlik bana taşkın beklemek ruhumu yordu N' olur anla beni tuana... Kahramanımız Ahmet içindi bu şiir birde bu şiiri Ekin için kullanmak isterim;
Sahibini Arayan Yıldız
Bir yıldız kaydı gönlümden Bu dağların üstünde habersiz Soğuklara çevrilmiş üsttü bulutlu gönlümden Söyle bana sana kim yaptı bunu Gül bahçesi gibi parıldayan gönlüm Bilinmez bir âlemin içinde gibi Karanlığın mumu Beni yalnız bırakmayan kalbimin umudu Engin tepelerden alçalan gönlüm Seher vaktinin sessizliğini bozan gönlüm Sır kapısının zili Arkadaşımın eli Bilinmezliğin dili Beni ben yapan gönlüm...
Biz cinayete gelelim çantanın içindeki nesneleri incelemeye alırlar. Emrah: Peruğu kontrol edelim her hangi bir kıl var mı? Arif: CD ve fotoğraflara ben bakarım. Ahmet: ?Iıııı ben de yanıma Emrah'ı alarak bu kızın arkadaşı, tanıdığı kişiler ve gittiği üniversiteyi yoklayalım.' Der. Emrah: Kâğıtları da Ekinle biz bakalım.
Bütün kişiler hepsi dağılmıştır. Yine gün erken başlamıştır onlar için bir hızla dağıldılar ekip ruhunu çok iyi gösteriyorlar
Ahmet: İlk üniversiteye gidelim. Daha sonra kaldığı yere gideriz.
Mustafa: Tamam
İlk olarak üniversiteye giderler. Orada üniversite hocasıyla konuşurlar.
Hoca: Dersine girerdim çok sessiz bir kızdı. Ne oldu da onu bana soruyorsunuz?
Arif: Öldü. Bu gün sabah.
Hoca: Onu tanımam hiçte konuşmuşluğum yok.
Mustafa gelir ve Ahmet' in kulağına yavaşça fısıldayarak, ?Abi yalan söylüyor.' Der.
Ahmet: hhh tamam teşekkürler bize yardımcı olduğunuz için. Biz gidelim iyi günler.
Üniversiteden çıkarak arabaya doğru giderler.
Mustafa: Abi neden bıraktık yalan söylüyordu. Oysaki kız o adamın yanından ayrılmazmış.
Ahmet: eğer şimdi bunu ona söyleseydik bir tür açık vermeden kurtulurdu. Sakin olup beklicez. Dışarı çıkacak bir iki dakikaya kalmaz. Tabi ilk önce arabamızla biz buradan gidersek. Arabayı saklarlar ve bir taraftan çıkmasını beklerler.
Mustafa: Çıktı takip edelim, pekâlâ nerden anladın.
Ahmet: Konuşma anında eli titriyordu. Üstüne gittik olacak o kadar.
Mustafa: Hadi takip edelim.
Adam yürür sokak sokak yürür. Arada arkasına bakar ama takip edildiğini anlamaz.
Bir bara girer. Arkasından bir masaya oturur yanına biri gelir deri ceketli genç, pis sakallı ıssız bir adam. Dikkat çekmemeye çalışır ama adam çok dikkat çekicidir. Sanki ben dikkat çekmemeye çalışıyorum gibi davranır. Sessizce konuşurlar ve hoca gider.
Mustafa: Adamı alalım. Hoca ne olacak.
Ahmet: Hoca şimdi işimize yaramaz.
Mustafa adama yavaşça yaklaşır çünkü bir anda yaklaşsa kaçacağını bildiği için. Adam yavaşça sağ ve soluna bakar.
Ahmet: ?Dur polis.' Der.
Adam bir anda şaşar öle sine hızlı sıçrar ki kaplan gibi süner masalardan atlar çıkışa doğru yaklaştığı anda Mustafa kapıya doğru ayağını atar ve adam o hamleden sıçrar ve çıkar.
Ahmet: ?Koş.' Der ama nafile adam kaçar ve merkeze dönmek zorunda kalırlar.
Merkeze gelirler.
Mustafa: Niye dedin dur elimizdeydi olsa ki.
Arif: Dikkatimi çekti eline baktım elinden sürtmeli eline bağlanmış ustura tarzı bıçak vardı. Sana bir şey yapar korkusuyla hemen atladım ama adam korkmuş tavuk gibi oradan oraya sıçrayınca kaçtı.
Mustafa: Ben şunu anlamadım o çelmeyi taktın havada uçması gerekti ama dengesini çabuk sağladı. Belki adam uzak doğu sporu hani judo, karate biliyor olmasın.
Ahmet: Olabilir.
O sırada herkes yine toplantı salonuna geçer.
Emrah: Kâğıtta kroki var. Henüz çözemedik.
Arif: CD de ise ders notları birkaç müzik. Fotoğrafta ise arkadaşları var ama bir fotoğrafın arkasında 3975521216 yazıyor.
Ekin: elimizdekiler ne olduğu bilinmeyen rakamlar ve bir şüpheli adam onun arkadaşı hoca mı var?
Mustafa: Bir dakika olayın cinayetin olduğu mekânda bir olay şüpheli durum var mı?
Arif: Hayır.
Emrah: Hocanın üstüne gideceğiz.
Ahmet: Elimizdeki takip edilebilecek tek şüpheli.
Ekin: Bu günlük yeter artık. Zaten havada iyice karardı.
Yavaşça dağılırlar. Yine gün çok hızlı, hareketliydi. Onların bu hep yaptıkları işidir.
Alışkındırlar; ama eve gidip kafasını yastığa koyunca hepside rahatlayacaktır.
Ahmet: Ekin bu gün dışarıda yiyelim mi yemeği birlikte. Eşlik edebilir misin?
Ekin: Teşekkür ederim ama evde kardeşim tek ona bakmam lazım.
Ahmet: Neyse öyle olsun.
Diğerleri de dağılmıştır. Ahmet eve gitmek için arabaya biner. Yolda düşünür acı bir iç çeker. Ve yine düşünceye dalar. Bir sigara içmek için arabayı kenara çeker. Eline cebine atar. Ceketinden sigarayı çıkarır. Yanında kimse olmadığından sigaraya ilk başta derdini dökebilecek arkadaş olarak görür. Yakmak için çakmağını çıkarır. Tam yakacaktır. Yoldan geçen biri yanlışlıkla sigaraya içtiği çayını düşürür.
Kişi: Çok özür dilerim elimden kaydı.
Ahmet: Önemli değil. Aslında içmek istemiyordum.
Kişi: Size eslik edebilir miyim? Adım Aslı.
Ahmet: Ben de Ahmet.
Kişi dediğim Aslı bakımlı dikkat çekici muhabbeti hoş bir kız.
Aslı: Ben mimarım.
Ahmet: Ben de polis.
Aslı: hhh tanıştığıma memnun oldum. Neyse ben gideyim.
Ahmet' de eve gider. Arif yine yalnız değildir. Yanında arkadaşları vardır. Eğlenmektedir. Emrah' ta yatarak kitap okumaktadır.
Yine sabah Yine sabah
Açlıktır bunun vurgusu
Açılmaktır güneşin kurgusu
Selam söyleyin diyarlara
Annemin kahvaltısı kokmuştur burnumda Hasrettir bunun adı aklımda Selam söyleyin nice diyarlara
Merkezde koşturmalı bir gün. Yine merkeze ilk gelen Ahmet olur. Sandalyeyi çeker ve oturur. Dosyalara göz atarak çayını yavaşça yudumlar. Toplanmıştır millet başlamak için toplantı salonuna geçerler. Arif: Ben ve Mustafa hocanın evine gidelim. Sizlerde buradaki işleri takip edin. Bizden haber bekleyin. Arif ve Mustafa ekip otosuna binerler. Yolda giderken; Arif: Hoca büyük ihtimalle evde yoktur. Mustafa: Bence de. Eve gelirler. Kapıyı Mustafa çalar. Kimse kapıyı açmamaktadır. Bir daha çalar Mustafa Bu sefer biri açar. Uykudan yeni kalkmış, zayıf orta yaşlı bir kadın çıkar. Kadın: Evet Arif: Polis, eşiniz evde mi? Kadın: Hayır. Mustafa: Nerde olduğunu biliyor musunuz? Kadın: Kardeşine gitti. Arif: Kardeşinin adresini verebilir misiniz? Kadın: Tabi ki; fakat niye soruyorsunuz? Arif: Önemli değil küçük bir mesele vardı. Kadın adresi verir. Evden uzaklaşırlar. Arif merkezi arayarak yardım ister. Birimler adreste toplanırlar. Ahmet: Aç kapıyı polis. Kapı açılmaz bir anda kapıdan mermiler yağar ekiplerin üstüne herkes yere yatar ve kendini korumaya çalışır. Arif: Ekin, Emrah siz arkayı tutun Çatışma başlar. Ekin ve Emrah arkayı tutarak sıkıştırırlar. Ahmet ateş etmek için tabancasını çıkardığında tabancaya bir kurşun isabet eder. Ahmet sinirlenir ve Sağ cebindeki uyku gazını içeri atar ve birkaç saniye sonra ses kalmaz. Adamlar içeride bayılmışlardır. Hepsini araca alarak merkeze götürürler. Sorgu odasındalar ellerinde hoca da vardır. Hocanın sorgusunu yapmak için karanlık odaya alırlar. Arif: Anlat. Senle ne alakası var? Hoca: Ben bir şey bilmiyorum. Der. Ahmet' in en sevdiği tabancası parçalanmıştır. Sinirlenir ve bağırır. Çok müthiş bir sestir. Hoca: Tamam. Diye bağırır. Anlatmaya başlar. Arif: İlk o adamdan bahset. Barda konuştuğun. Hoca: O adam o kızın sevgilisi. Ahmet: Nerde kalıyor? Hoca: Bilmiyorum. Arif: Bana yalan söyleme kafanı tezgâhta kırarım. Sert bir söyleyiştir. Adam çabuk etkilenir. Hoca: Tamam. Der ve adresi verir. Ekipler adrese giderek adamı tutuklar gelirler. Sorgu odasındadır. Adam anlat der yine. Adam: Ben bir şey bilmiyorum. Suçluların tipik davranışı bilmemek kurtulmak değildir. Adamı zorla konuştururlar. Adam: Kadını paraları vermiyor diye öldürdün. Arif: Paralar nerden çıktı. Adam: Banka soyduk. Arif. Nasıl soydunuz. Adam: İlk önce hocasıyla irtibata geçtik. Kıza bankadan staj ayarlamasını sağladık. Ayarlayınca bütün planın kurduk, Krokiler hesaplamalar Tamamdı soyduk. Mustafa: Nasıl soydunuz. Adam: Sevgilimle birlikte o güvenliği halletti kamera kayıtlarını ben yaptım. Kasanın şifresini ise Sevgilim Kasa görevlisinden kopyaladı. Böylelikle soyduk. Kızı da yolda ondan kurtulmak için kafasına sıktım bunların hepsini yaptığımdan pişmanım. Hocayı ise küçük bir para miktarıyla kandırıp bize yardım etmesini sağladık. Arif: e artık öttün. Paraların yerini de söyle. Adam: Paralar mors alfabesiyle yazılmış gizli bir kasada eğer bir yanlış girilme olduğunda kasa kendini imha edecektir. Kasanın şifresi ise Fransızca bir metin; Y a-t-il pour examen, on a constaté que vous avez le voir pour que vous avez. Türkçe anlamı; (Beni bende ararsan bulamazsın kendini Seni sende arasam görür müsün beni) buradaki e ve a' ları kriptonaliz edip Şu işlemde bulmanız gerek; İşlem: f(x)=5x + 6 tek tek bularak çıkan rakamların ilk harleri şifre..... Not: Her satırdaki e ve a ları ayrı işleme tabi tutunuz....Örn: ilk satırda 4 e var onu işleme sok ve çıkan rakamın ilk harfini al..... Sizce çok komik değil mi? Hikâyenin başından itibaren kurguluyorsun ve olayın sonunu bir şifreye bağlıyorsun. İşte ben burada farklı bir hikâyecilik tarzını ortaya koymak istedim. Hep her yazılan somut. Dikkat çekici nesnel her şey olağan anlatılıyor ama bu da olabilir. Belki bu metni okurken fazla heyecanlanmadınız ama bu daha ilk olaydı. Sonunu size bıraktım biraz nasıl okuduğunuzu ölçün ve kasa şifresini bulun her olaydaki şifre gerçek şifreye götürecektir.