Uyuyan Sınıf 18.Bölüm
UYUYAN SINIF
“Sınıfta kalanların değil hayatta kalanların sınıfı”
18.BÖLÜM
YAZAN: OĞUZ BATIN
Cumhuriyet Lisesi’nin yer altındaki gizli bölümü buz gibi bir sessizliğe gömülmüştü. Uyuyan Sınıf üyeleri nefeslerini tutmuş halde karanlığa bakıyordu.
Kırmızı ışığın altında duran maskeli adam yavaşça öne çıktı.
Arkasındaki gölgeler ise hiç kıpırdamıyordu.
Kerem fısıldadı:
“Bunlar kim lan?..”
Tufan yumruklarını sıktı.
“Kim olurlarsa olsunlar korkmuyoruz.”
Maskeli adam hafifçe güldü.
“Cesaret… sizi diğerlerinden ayıran şey bu işte.”
Rüzgar öne çıktı.
“Sen kimsin?”
Adam cevap vermedi.
Elindeki baston benzeri metal çubuğu yere vurdu.
“Tak!”
Bir anda bodrumun eski lambaları yanmaya başladı.
Sarı ve titrek ışıklar ortamı aydınlatınca herkes gördüğü manzara karşısında şaşkına döndü.
Duvarlarda eski gazete kupürleri vardı.
Bazılarında yangın haberleri…
Bazılarında kaybolan öğrenciler…
Bazılarında ise Cumhuriyet Lisesi’nin eski fotoğrafları…
Ama en korkuncu büyük panoda yazan cümleydi:
“UYUYANLAR ASLA GERÇEKTEN UYUMAZ.”
İbo yavaşça:
“Ben hiç iyi hissetmiyorum…”
Maskeli adam ağır adımlarla yürümeye başladı.
“Yıllardır bu okulun altında saklanan bir geçmiş var çocuklar. Siz ise yanlışlıkla o kapıyı açtınız.”
Doğu sertçe konuştu:
“Ne geçmişi? Açık konuş!”
Adam başını kaldırdı.
“1963 yılında bu okulda altı öğrenci ortadan kayboldu.”
Herkes sustu.
“Polis kayıtlarına göre kaçtılar. Ama gerçek öyle değildi.”
Rüzgar dikkatle dinliyordu.
Adam devam etti:
“O öğrenciler burada bir deneyin parçası oldular.”
Kerem şaşkınlıkla:
“Deney mi?!”
Maskeli adam eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta altı genç öğrenci vardı.
Ve hepsinin sırasının üstünde aynı yazı bulunuyordu:
“Uyuyanlar”
Tufan kaşlarını çattı.
“Bu nasıl saçmalık?”
Adam sertleşti.
“Saçmalık değil. Gerçek.”
Bir anda bodrumun derinliklerinden metal sürtünme sesleri geldi.
“Gırrrkk…”
İbo irkildi.
“O ses de neydi?!”
Tam o sırada arkadaki gölgeler hareket etmeye başladı.
Uyuyan Sınıf üyeleri geriye çekildi.
Çünkü karanlıktan çıkan kişiler öğrenci üniforması giyiyordu.
Ama üniformalar çok eskiydi.
Yüzleri bembeyazdı.
Ve gözlerinin altında simsiyah halkalar vardı.
Kerem korkuyla:
“Oğlum bunlar insan mı?..”
Maskeli adam sakin bir sesle konuştu:
“Onlar başarısız olanlar.”
Bir anda o eski üniformalı kişiler koşmaya başladı.
“Kaçın!” diye bağırdı Rüzgar.
Koridorda büyük bir panik başladı.
Tufan birini iterek yere düşürdü.
Doğu eski sandalyelerden birini savurdu.
Kerem ile İbo demir kapıya koştu.
Ama kapı açılmıyordu.
İbo panik içinde bağırdı:
“Kilidi kırın!”
Rüzgar yerdeki levyeyi aldı.
Tam kapıya vuracağı sırada eski üniformalı öğrencilerden biri onun kolunu tuttu.
Yüzü buz gibiydi.
Ve kulağına fısıldadı:
“Çıkamazsınız…”
Rüzgar korkuyla çocuğu itti.
Tufan hızla gelip levyeyi kapıya vurdu.
“PAT!”
Kilit kırıldı.
Kapı açılır açılmaz hepsi merdivenlere doğru koşmaya başladı.
Arkalarından ayak sesleri geliyordu.
“Tak! Tak! Tak!”
Koridor yankılanıyordu.
Doğu nefes nefese:
“Bunlar bizi takip ediyor!”
Kerem bağırdı:
“Çabuk yukarı!”
Tam merdivenlerin sonuna ulaştıklarında bodrumun ışıkları tamamen söndü.
Her yer zifiri karanlık oldu.
Ve karanlığın içinden maskeli adamın sesi duyuldu:
“Daha ilk kapıyı açtınız çocuklar…”
“Gerçek sır hâlâ aşağıda.”
Uyuyan Sınıf sonunda okulun giriş katına çıkmayı başardı.
Kapıyı arkalarından kapatıp yere yığıldılar.
Hepsi ter içindeydi.
Kimse birkaç saniye konuşamadı.
Sonunda Kerem titreyerek:
“Ben… ben az önce ne gördüm?”
Tufan duvara yaslandı.
“İnsan değillerdi…”
Rüzgar ise hâlâ elindeki eski fotoğrafa bakıyordu.
Çünkü kaçarken yanlışlıkla yanında getirmişti.
Fotoğrafın arkasında silik bir yazı vardı:
“Denek Grubu - 6”
Ve altında tek bir isim dikkat çekiyordu:
“Baş Gözetmen: Tahir Solak”
Rüzgar’ın gözleri büyüdü.
“Tahir Solak mı?..”
Hepsi birbirine baktı.
Çünkü Tahir Solak adı Cumhuriyet Lisesi’nde hâlâ bilinen bir isimdi.
Ama imkânsız bir şey vardı.
Fotoğraftaki tarih 1963’tü.
Ve Tahir Solak’ın o yıllarda doğmuş olması bile mümkün değildi.
Dışarıda gök gürlemeye başladı.
Cumhuriyet Lisesi’nin karanlık pencerelerinde ise sanki birileri onları izliyordu.
Ve Uyuyan Sınıf artık geri dönüşü olmayan bir sırrın içine çekilmişti.