Aidiyete İlişkin Bir Analiz - 3

Her ayrılış gibi, doğumda da bireylerde bir kavuşmadır. Hemde için, dışla; dıştan dolaşışla olan bir kavuşmasıdır. Bir, eksikliğin çekenle çekilen arasındaki bütünleşmesidir analık. O dönemde babalık biraz daha sosyal öğrenmenin bir öğesidir. Eksikliğin, sağlayış yapacak olan eğimiyle aktifleşen yavru; bu eğimin kendisini yönlendirmesine bir ait oluştur. Embiryoya dair bu, gelişme eksikliğini tamamlamaya girişen süreçlerinin tetikleyicisi olan eğim, cazibe ve aidiyetti ilişki şekli olacaktır.

Bu sosyal aitti yaşamın kendilik ilişkilenmesine dair oluşma, yeniden sağlayışlara dönüşerek dışta sürmesidir. Doğuranda, kendisinde kopan, kendisinden ayrılan parçanın, ayrılışla bıraktığı boşluğu duymaktadır. Anne, doğum için günlerce bir eziyet çekmiştir. Bu eziyetlerle anne; vücut kimyasının değişmesiyle, vücut bazal ısısı ve vücudunun bazal metabolizması, değişmelerindeki basınçlara dek alışmaların bile farkının duyumunda oluş güdülemesi içindedir.

Bir tür hamilelikteki yük oluşun etkisinden kurtulmanın, doğuranda çeşitli içsel ruhsal yansılanması vardır. Bu yansılanmaya yöneliş, doğuranın vücut kimyasını, metabolizma süreçlerini ve bunun fiziki şimik aktarımı olan ruhsal değişmelerin kendisini, annenin kendi beynine kazıyan bir süreçtir. Bu beyne kazınan yansıma sizin parçanızdır. Sizde boşluk bırakan sanal algıyı ve bu algının çocuk olan sürecini siz dışarıda kontrol etmenin sahipliği ile ve dışarıda süreci kontrol etmenin güvencesi içinde size ait oluşu ve size ait kılmayı da gerçekleştiriyorsunuz.

Doğuranlar, çocuğun anne bedeninde; adeta koparak ayrılışının, duygusal şiddet ve gerilimlerini yaşayıp, bu ayrılışın rahatlatır olmasını da elbet duyacaktır. Hem de yine bütünde ayrılanın, bütünde bıraktığı boşluk izinin dek eksikliğine kavuşmaya yönelen, sahibi yet duygusunu ortaya koyacaktır.

Bu, duyulan ihtiyacın tamamlanmasına eğilimleşmedir. Bunlar çekimlenmenin, cazibe oluşun, adeta biyolojik duygulu manyetik yansımasıdır. Doğum yapan birçok canlı da, dişilerin, erkeklere göre, sosyal oluşa birazcık daha fazla eğilimli oluşudur. Erkeğinde dişiye olan koruyuculuk eğilimleşmesi de özelliklede libido ihtiyaç eğilimleşmesinin etkisel çekiciliği ile olan bir yöneyleşiştir.

Doğanın en önemli yasallıklarından biriside kusuru yarara dönüştüren evrimleşmesidir. Evrim kimi hatalardan başarı çıkarır. İnsanın doğuma bağlı olaraktan, daha uzun bir süre embriyaldi geliştirme süreçlerine bağlı kalır olmasına dek güçsüzlüğü; insanda akıllı olmanın bir yöneyleşmesi olacakla, güçsüzlüğün bu kabil bir telafisi gibi anlamak olasıdır.

Doğum öncesi embriyo gelişmesindeki yavaşlık ve gerilikleri, önce toplumsallığını sonra da teknik beceri akıl diyalektiği yoluyla, toplumsal özgürleşmesi içinde aşılmıştır. Tabii bu süreçte beyinsel öznelliklerin gelişmesi yanı sıra, toplumsal yapı geliştirmesi de çok gerekli bir yaşantılaşma baskısı olmuştur. Yani dene bilir ki insanın bedensel güçsüzlüklerinin karşılanması, beynin yetkinleşmesi gibi bir yararın da dış süreçlerini ortaya koymuştur. Bu, hatadaki gözetilen yarardır.

Doğal düzlemli, organik ve inorganik süreçlerin, asıldan elektrik elektron düzen aitti, eğim yasallığı süreci olan birleşme ayrılma döngüleri, aidiyet süreçlerini yansıtmanın da bir çekimleniş süreçleri olaraktan da, okunabilmelidir. Bu elektrostatik eksenli temel girişmeci devinimler, öznel düzeydeki benimsenir olan, aitti kılan; çekimleşmeli veya ayrıştıranlı davranışları da, yansıma yoluyla başlattı.

Özne bağcı seçicileşmeler de; elektron kabuğun artı eksi kutup devinmeleri üzerine duygu eğilimini giriştirdi. Zaten elektron kabuk eğimi, sizin yapınızda da ve sizde de var olan temel elektrostatik bağın, hemen yanı başında haz elem yansıması belirdi. Bu inorganik elektrostatik olanın, daha özne düzenli organik sınırlanan tercihlerin seçimiydi. Daha bir karmaşık organik girişenli olan; sevgi ve nefret bağcı, öznelci alan gerilimleridirler. Öznelci haz-elem veya çeken-iten seçicilikleridirler. Ya da haz ve elem devinimleşici, seçme ayıklama kriterleridirler.

Sosyal düzenli boyutun sizi, aitti kılıcı devinme çekimleşmeleri de, kendisine göre bir alt düzlemlerin üzerine girişen komplike girişmedirler. Temel gereksinimlerdeki dıştan olan karşılıklı sağlayışçı devinmeli seçme ayıklama girişmeleri; öznenin haz ve elem duyguları üzerine, geniş bir boyutla devinirler. Yine bu aidiyeti çekimlenişin toplumsal boyutu, öznel ve sosyal aidiyet çekimlenişler üzerine olan bir inşadır. Bu özne ve sosyal aidiyetler üzerine, üretim ilişkilerini ortaya koyabilmenin ve yine nesnel değişim ilişkilerini ortaya koyabilmeleri gibi bir yığın çekimleyicilerin giriştirildiği, devinmeli düzlem boyutudurlar.

Bunların hepsi; öznelci çekimlenişlerin, sosyal birlikçi çekimlenişlerle, gelişip olgunlaşıp kendi girişmeleriyle toplumcu aidiyet girişmelerini, ortaya çıkarmasıdırlar. Bu kademeli zaman zemine bağlı temel girişmeler; daha yüksek değerli organik devinmeleri, belirlemektedir. Sosyal toplumsal döngülerdeki oluşmaların ve süreçlerin yol alırlığıyla ve evrensel davranışların daha bir ortaya konulmasından hareketle, insanların sosyal yaşamları içindeki girişmesine dönüşen seyirlerini ve aşamalarını, tekrar görelim.

Etnik yapılar gibi olan aidiyetçi dönemlerden sonra, Sümer başlangıçlı toplumsu yapıların oluşmacı aşamaları toplum içinde biçimlendi. Bu biçimleniş içindeki zorlayıcı çekimleştiricilerden birisi de üretim ilişkilerinin ortaya çıkarılmasıydı. Diğer biriside, emek nesnelerin değiştirilmesi gibi sosyal toplumsal polar bağcı çekenlerin hepsi de, bu türden aidiyet dönüşmelerinin karşılanmasına yönelik olacaktır.

Artık tarih etnik yapıların aidiyet bağlacını kırmış, bu bağlacın alanı üzerine yepyeni bir aidiyet bağlacı devindirmiştir. Etnik yapı aidiyetliğinden dönüşülecek olan ittifaklar girişmesi, hayli uzun sürelerle, değişik yerlerde çok değişik anlama ve anlaşmalarla ve hep bir türden olmayışlarla, tarih sahnesinde, boy verecekti.

İnorganikçi, elektron kabuk, elektrostatik bağ çekimi ait kılmalı, inorganik düzlemdeki seçme ayıklamacı düzenci davranışlar girişmesi; giderek öznelci olan, sevgi nefret düzenleş ilmesi içinde aşılması sonucundandır ki 'özneci kişileşmeler' ortaya çıkabilmiştir. Özneci kişilik girişmelerimiz de, sosyal bağcı özgecil girişmelerin aşılması sonucunda, 'sosyal karakterli, özgecil devinmeli' olan, özgecil bağlı 'sosyal kişileri' ortaya çıkartmıştır.

Özgecil alan bağlı sosyal düzlemin zaman içinde aşılması ilen de, özgecil olanın hemen yanına yükümleşmenin de konulmasıyla 'toplumsal birey karakter insanları (özneleri)' ortaya çıkarıştır. Her biri diğerine göre gelişmiş bir ileri basamağın süreçleri olup, bir sonraki devinme alan adımlarının geliştiricisidirler. Bir önceki adımlar atılmadan devamının oluşması olanaksızdır. Buradaki alan sosyal ve toplumsal özelliklerin devinebildiği polar alandır. Ve sosyal ve toplumsal özelliklerin kişilere, sosyal toplumsal alan oluşturucuları aracılığı ile yansıtılarak bir çeşit ve büyük oranda kişilerin davranışları olan bir organik devinim yazılımıdırlar.

Aidiyetçi davranışlar girişerek uzun dengeleşmeler sonunda, hukuki davranışları belirlemiştir. Yani artık aidiyetler bir hukuki ilişkidir. Basitçe, bir öğretmen öğrenci hukuk ilişkisi ile örnekleyelim. Bir öğretmen, hele de bir, sınıf öğretmeni; ileriki dönemde başarılı olmuş bir öğrencisini görünce, 'işte ben bunun öğretmeniyim' dedirten bir hukuki ilkedir bu.

Yine ha keza, bir öğrenci, bir öğretmeni ile karşılaştığında; 'işte ben bunun öğrencisiyim' dedirten ilke. Veya kişi öğretmeninin basın yayın da, iyi bir başarısıyla haberdar olduğun da, bu kişi için eski öğrencisine; 'işte ben bunun öğrencisiyim' dedirten bir ilkedir. Sanaldır devinmesi ile etkisi ile gerçektir.

İşte yeni ilahlar (ittifaka giren her bir sosyal birliğin beraberinde getirdikleri totemler) dönemi böyle bir ittifakı oluşun gururlaşma, mağrurlaşma, tanımlaşma, düzenleşmeci aktarım ve yaptırımlar sezonudurlar. Yeni ittifakı toplumların birbirine göre; İştar, İnanna, Geştinna, Dumuzi, Gılgamış, Enkidum gibi zıtlanışların, benzer oluşlarıyla benzememeleri ilkesi vardır.

23 Ağustos 2011 7-8 dakika 1084 denemesi var.
Yorumlar