Aiti Eşme 34

34] Her ittifakı olan devrimsel çevrim, bir simgeci anlatımla sembolize eder olma, yani hakikati, avamın anlayacağı şekilde, basitçe irca edilmesi olaylarını yineler olmak, rutin olmaya başlamıştı. Her ittifak özelliklede büyük dönüşümsek ittifaklar birer hafıza silme, ahit eşilmesi, eski tutumlardan, eski alışmalardan ve daim sinilen rahatın deminden bir aracı kurumlan uzaklaşılma operasyonlarıdır.

İşte böyle bir sosyal belirimle durum (tufandan) sonrasında, Mezopotamya'da beş ayrı yerde kurulan, beş adet şehirlerin, birlikler ve ittifakını anlatan bir metin. Hâlbuki tufanda kurtulanlar, bırakın beş şehir kurmayı, bir köy bile olmaz denli birkaç aile birliği idi.

'Kutsanmış yerde beş kent kurdu,
Onlara ad verdi,
İbadet merkezlerini aralarında bölüştürdü
Bu kentlerden birincisi, Eridu'yu,
Nudimmud'a, öndere verdi.
İkincisi, Badtibira'yı, 'ya verdi.
Üçüncüsü, Larak'ı, Endurbilhursag'a verdi.
Dördüncüsü, Sippar'ı, yiğit Utu'ya verdi.
Beşincisi, Şuruppak'ı, Sud'a verdi.
Kentlere adlarını verdi,'

(Sümer Yaratılış destanından alıntıdır.)

Aiti eşme, zorunlu ve gerekli bir var oluş alanıdır. Bu alanında çok çeşitli oluşumlarını bulmak olasıdır. Her oluşumlar, hem algısal ve hem de izafidirler. Algılarımızla telakki ve anlamlandırmalarımıza göre hem bir iletişim kalıpları oluşturma ve hem iletişimlere geçen bir var oluş alanıdır. İletişim kalıpları (frekanslar, girişim osilasyonu üretme ve somutlamalardır), yani aidiyetlik, olguları kendi içinde sosyal yaşamdan kaynaklı olan farklıya, farklı ve karşıt olmayı da içerirler.

Böylesi paradoks her olgunun olmazsa olmazıdır. Farklıya karşı oluşlar, sosyal birlikçi (etnik) yapılarda, sosyal birlikçi uygarlaşmanın gerçekleşmesi olmuştur. Yine bir örneklik, benim gibi düşün demek sosyal birlikçi yaşantı aşmayı sağlayan temel nedenler arasındadırlar. Bunlar gelişmeyi hızla ortaya çıkaramadılarsa da, gelişmenin ön koşulu olan organize ligin organ el oluşunu, sosyal gücü ortaya koymak için gerekli ve zorunlu aidiyetçe davranışlardır.

Etnik var oluşlar, böylesi bir totemi otoriterce çeken eşileli beri, etnik birliklere dek, sosyal organ elci gücü oluşturdu. Sosyal organ el güce dek sağlayışlar, kişisel serbestliklerde hiç olmayan getirileri kişilere kazandırmıştı. Potansiyel getirileri sağlamıştı. Başlarda bunlar somut, yaşamın gerektirmesinden, yansıyan tutum alışlardı.

Dünyayı değiştirecek olan insanlığın, önce sosyalliği (insan-insan ilişkisiyle) girişip, insanların öznelce oluşması, sağlanmıştı. İnsanın sosyal olması; yani, kişi-kişiler ve kişi çevresi ile olan ilişkileri; kişi ve dış sosyal çevreli çeken güç etrafında oluşması ve kişinin çekimliklerle olgu aşmasını ortaya koymuştu. Bu ne az şeydi, ne de atlanması gerekendi. Bir gelişme zincirinin halkasıydı.

Bu gelişme ne kadar yavaş sürdü ise; günü geldiğinde bunların kazanımından ortaya çıkan insani birikmelerinin nitelik sıçramasıyla oluşan, sonraki gelişmeler de o kadar hızlı olmuştur. Etnikçi gelişme başlangıçta insanın sosyalliğini ortaya koymuştu. Bu sosyalleşme bir yere kadardı. Namütenahi değildi. Sosyalce olgunlaşma, çok uzun erimli, çok yavaş kazanımlaydı. Bu da oluşmanın, paha biçilmez denli oluşma ağırlığı ve ciddiliği idi. Çoğu diğer yüksek sosyal primat popülâsyonu dahi, bu aşamayı hala geçememişlerdir.

Sosyal birliğin araçları; toplumsal yapının da hem araçları, hem de kösteği olacaktı. Bir örneklik kurumlar işleyişinde istenirken, genel toplumsal işleyişte ve fikir dünyasında, sosyal yaşantı aşmanın içinde, bir örnekliğin değil, farklı olanların değerlendirilmesi yeğlenerek, hızlı gelişme sağlayacaktı.

Etnik yapılaşmanın yaşantı aşması olan yaygınlıkları, toplumsal olanı hem taşıyamayacaktı, hem bile toplumsal olana aykırı olacaktı. Hem de, toplumsal olanı dağıtır ayrıştırır nitelikte olacaktı. İşte toplumsal süreçler bu milyonlarca yılın kazanımını, yavaş yavaş olgunlaştıra olgunlaştıra, sosyalce olanın da aşılması süreciydi.

Söz gelimi, sadece o ata totem ve sosyal etnik birliğe bağlı olan üyeler, kendi içlerinde, herkesin herkesle cinsel birleşebilme yaptığı etnikçi sosyal birlik anlayışları; yeni ittifakların önündeki en büyük engellerden biriydi. Ha keza bir ata totem bağlı oluşunuz, yine ittifakların bir araya gelmesini önleyen en büyük kusur ve aykırılıktılar. Oysa aynı ata soy, totem kültü ve grup içi cinsellik ilişkisi etnikçi sosyal birliği, sosyal birlik yapan, işlevler arasında olan bağıntılardandı. Hem de, en güçlülerden, sadece bir ikisiydi.

Ancak aidiyet eştirme girişiminin kendisi, kişi keyfi odaklı; kişi üzerine etkimeli davranışlara göre, bir girişmeli kırpma işidir. Kişi davranışlarını bir sınırlandırma girişmesidir. Kişi davranışını süzüp filtre ederek, seçme ayıklama girişmesidir. Bu kırpmalı, seçme, ayıklama olmasa, sizin aidiyet tutumunuz işlevsizleşirdir. İşte bu girişme ve süzme işi, aidiyetin sınırlılık alanıdır. Yeni olanı ve kendi dışındaki aidiyetleri, böylece belirlerler ve böylece algılayacaktan dışlarlardı. Bu toplu kimlik bağınızdı

Sürecek

06 Aralık 2010 4-5 dakika 1084 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar