Akıl Hastası

Evet yorgunum.

Hiçbir yere ait olamamanın ağır yükünü taşıyorum, her yolculuğumda. Boğazımdaki düğüm, boğazımdan büyük gibi geliyor, hissediyorum tüm vücudumda. Mutluluk anlatan kelimelerim bile kanıyor, yüzyılların yaşanmış ya da yaşanmamış ağırlığı var üzerimde. Her ikisi de ağırlık yapıyor. Bu ağırlığı nereye bırakacağımı bilememenin yükünü de taşımak zorunda kalıyorum ve her geçen gün biraz daha çoğalıyor bu.

Ne yapacağımı bilemiyorum.

Yaralarımı derine gömmeye çalıştım hep, saklayınca daha acır dedim ve kimsenin el sürmesine izin vermedim. Kimsenin ulaşamayacağı kadar derinlere gizledim. Gizleyince azalır zannettim. Ama derine gömüldükçe yaralar, daha çok içimde hissetmeye başladım. Bu işte bir terslik olmalı, muhakkak. Bilenler bilir diyeceğim ama, bunu kimsenin bilebileceğini zannetmiyorum. Bu yüzden kaçıyorum herkesten, gidebildiğim kadar uzaklara. Ama bu yükle o kadar zor ki uzaklaşmak.

Üzerimdeki tüm bu ağırlığı burada bırakıp, öyle gitmek istiyorum o bahsedilen uzaklara. Yoksa bu yaşanmışlıklarla hiçbir yere gidilmez, hiçbir dünya kabul etmiyor beni. Kendimden de kaçamıyorum. Yorgunum, dinmez bir yorgunluğum var.

Biriktirdiklerim...

O kadar biriktiler ki, hiç azalmıyor artık. Ezbere bildiğin halde, ezberinden çıkacağından korkmak nasıl bir şeydir?

Bilemedim. Bilebilsem daha az ağırlığım ve daha az ağrım olurdu.

Yeryüzündeki tüm acıların bazen bir tek bende çöreklenip, kaldığını düşünüyorum, bunun için yorgunum. Belki de bitmek üzereyim, bitmeden uzaklaşılmaz mı? Gidilemez mi bitmeden?

Bazen Nietzsche kadar hastalıklı hissediyorum kendimi. Ama en az onun kadar da memnunum bu durumdan. Şikâyet etmiyorum, başıma gelen her şeyin bir nedeni olduğunun bilincindeyim ve delirene kadar da böyle olacağımı biliyorum.
Kimse bilemez kimsenin ne kadar hastalanabileceğini ve ağrı çekebileceğini. Hatta ben bile ne kadar ağrıdığımı bilemeyebilirim.

Aklımı oynatmak istiyorum bazen yerinden, tüm sorumsuzluğumla beynimin istem dışı hareketlerine maruz kalmak istiyorum. Beynimden sorumlu olmak istemiyorum, o da benden sorumlu olmasın istiyorum. Zaten o da bunu istemiyordur eminim.

Ama oynatamıyorum aklımı yerinden
Hatta korkuyorum bu ağrılardan çıldıracağımdan.
Sen hiç çıkma diye
Düşünemediğim bir an kalmasın diye

Bir anlık bir boşluk olursa aklımda diye, endişe duyuyorum.

Oysa akıl hastasıyım ben, biliyorum. Kimse bunu yüzüme karşı söyleyemedi, cesaretleri olmadı, cesaretleri olsa da kırıldı gözlerimdeki korkuya baktıklarında. Yani bu hayatta gerçekleri görebilmek için hiç zamanım olmadı, zamansızlığım oldu sürekli. Denk gelmedi doğrular tarafıma.

Nerede olduğumu bilmeden sesleniyorum
'Buradayım'

Nasıl bulabilirsiniz beni, bir tek kelimemden?
Üstelik kelimesiz zamanlarda kaybolmuşken

Adım ben doğmadan önce konulmuşsa, bundan benim suçum ne? Kaderim çizilmişse daha ruhum bedenimde var olmadan...

Ayak izlerimin ben doğmadan önce gezinmesi gibi inanılmaz bir şeydi bu!

Deniz kenarındaki kumlar sorumluydu adımlarımdan,
Ve adım; bu şehrin denizinden soruluyordu.

Doğmadan saymıştım bu kum tanelerini
Bu yüzden yaşayacağım tek yer burasıydı.

Çünkü alışmıştım kum tanelerine ve hiçbir şeye benzemeyen maviye.

Kelimesiz zamanlarda, kelimelere doğan bir deliyim ben. Kelimeler yetmediğinde deliririm. Kelimeler olduğunda kanarım. Ama dayanamam yokluğuna. Hatırlatma gidişleri bana öyle durduk yerde, ben bir tek aklımda olduğunu biliyorum, delirsem de... Gittiysen gittin, buna kimi inandırabiliriz, hâlâ varlığınla yaşayan birisi için?

Ben deliysem deliyim, kime ne?

Ve bu ağrılardan da şikâyetim yok, en az bir ölü kadar tepkisiz olmayı başarabiliyorum bazen, o zaman ağrılar da bırakıyor beni. Çünkü ölen birisini bir daha öldüremezsin. Bunu en az senin kadar ağrılar da biliyor. Kelime hastasıyım diyorum ya, aslında söylenen onca şeyden sonra, yeni bir cümle duymaya gücüm yok. Bu yüzden o noktada sonlandırdım her şeyi. Devamı olmasın diyeydi, son noktam. Kelimeler olmadan yaşayamazdım ya hani, insan buna da alışıyor, hele deli olunca biraz daha kolay sanırım, diğer insanlara oranla.

Bu kadar delirdikten son bir isteğim olacak, sanırım geri çevirmezsiniz. Ağırlığımı aldığına inandığım o gün var ya, hatırlıyorum dün gibi. Aynen o ağırlığı bırak üzerime, ağırlığımda ezileyim, ezilemesem de, bu ağırlığın altında olmak daha güvenli olacak, gülen yalanların arasından. Boğazımdaki düğüm bu defa boğmayı başarsın beni ve derinlere gömdüğüm yaralarım, kaldırma kabuğunu.

Artık yarasız da yaşanmaz
Bu kadar içimdeyken acılar.




Yirmi Üç Ağustos İki Bin On Üç 12 30

06 Eylül 2013 4-5 dakika 94 denemesi var.
Yorumlar