Alamancı 4
''Ne olurdu yani, benim babam ya da abim de bu minibüsle gelmiş olsalardı, ben de koşup doyasıya sarılabilseydim. Lazım değil bana da hiç bir şey getirmeselerdi'' diye hayıflanarak, başını önüne eğip, yavaş yavaş eve doğru yürümeye başladı. O küçücük yüreğindeki fırtınalar dinmek bilmiyordu, gözleri yine dolu doluydu. Eve yaklaşmış iken arkadan ?cevher' diye bir ses işitti, ancak sesin gerçek olduğuna ve de kulaklarına inanamadı. Başını çevirerek sesin geldiği yöne doğru baktı, şimdi de gözlerine inanamıyordu. Rüyalarında özlem gidermeye çalıştığı, dünyalar kadar sevdiği abisi Mustafa olduğu yerde çömelmiş, kollarını öne doğru uzatarak sevgi dolu bakışlarla ona ''gel'' diyordu.. Cevher büyük bir hızla abisine doğru koşarak boynuna sarıldı. Yüreğindeki duygu yüklü kara bulutlar artık sağanak yağmura dönüşmüştü. Bir yandan kendini tutamayıp hıçkırıklarla ağlıyor, diğer yandan da abisinin boynuna sarılıyor, onu öpüyor ve kokluyordu. Cevher çok doluydu anlaşılan ve bu abisinin dikkatinden kaçmamıştı. Ancak Mustafa hiçbir şey demedi, ona sarılarak doyasıya öpüp kokladı, sonra da kucağına alarak evlerine doğru yöneldiler. Mustafa, köyün girişinde çok sevdiği arkadaşı Rahmi ile karşılaşmış, arabadan inerek beraber yürümüşler ve hasret gidermişlerdi. Onun için cevher, köy meydanında arabadan inenler arasında abisini görememişti. Bu nedenle de abisi ona ?'cevher ?'diye seslendiğinde bunu hayal zannetmiş, inanamamıştı. Mustafa, bu sene okullar tatil olduktan epeyce sonra gelmişti, bu süre Cevher?e aylar yıllar kadar uzun gelmiş ve abisine olan özlemini daha da artırmıştı.....