Baskın Basının mıdır?
Küçükken kurduğum ve annemin yolundan yani gazetecilik yolundan gideceğim diye hayallerim vardı benim. Bu hayaller beni zaman zaman bir yerlere taşıdı ve zaman zaman da bir şeylerden itti. Hepimizin de bilgiği gibi bu doğrultuda gazetecilik hayatına ve medya hayatına giren kişilere öğütlenen şeyler vardır. Bunlardan birisi ve benim de aslında inanmaya zorlandığım bir cümle, ?insanın olduğu yerde haber elbet vardır.? olmuştur her zaman.
Zamanımızda insanın olduğu yerde kavga veya şiddetin dışında hiçbir şey pirim yapmazken, insanın olduğu yerde ki haberide bu tür kavga ve şiddet olaylarının arasından cımbızla seçip çıkarmak da öyle kolay bir şey olmasa gerek. Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan ve buranın gazetelerinde gazetecelik, muhabirlik gibi alanlarda çalışan insanları da zorlayan bir durumdur bu. Neden? Çünkü gazetecilik yolunda sadece eğitildikleri okullarında ve dışarda ?yaşlılarından? aldıkları nasihatlarla geliştirmişlerdir kendilerini veya geliştirmeye çalışmaya çalışmışlardır bence.
Yazılarımda çok fazla acımasız olduğum, yazıdığım konuyla ilgili kimlere danıştığım gibi şeyler duyar oldum bu aralar. Fakat kimse şunu bilmiyor ki yazılanların çoğu o kadar da büyük gözlem niteliği taşımayan (keşke taşısa da ansiklopedilerde kaybolsak) konular üzerinedir. Açıkçası bu tür konular kişiler tarafından ve benim tarafımdan bilerek seçilmemesinden daha doğrusu seçilememesinden veya güncel olayların ülkemizde çok fazla ayağa düşmüş olmasından kaynaklanıyor. Bu tür olaylar da basınımızda günlerce, haftalarca hatta bazen de aylarca büyük bir yer kaplayabiliyor. Basında çoğu zaman da bu tür konular üzerine haber yapılır. Çünkü haber değeri taşıyan ve akşam evlerinde oturup masalarının karşısında haber izlemek isteyen insanlar için haber değeri taşıyan o kadar ?önemli konular? vardır ki! Kim, kiminle, nerede, ne zaman, nasıl? Beş ?n? bir ?k?nın değişik bir versiyonunu gözlerimize kadınların dekolteleriyle, adamlarınsa kavgalarıyla sokuşturuveriyor basın.
Hata kimde? Emin ki benim dışımda bu medyanın çırağı olmuş herkestedir. Magazin habercilerininse bu konuda yani yaptıkları bir hata varsa üstünü örtme konusunda öyle güzel bir bahaneleri vardır ki kimsenin ağzını bıçak açmaz duyulduğunda. Basın özgürlüğü! Basın özgürlüğü karşısındakinin izni olmadan birini gizlice çekmekse; basın özgürlüğü, insanların özel hayatlaryıla ilgili yalan yanlış demeçlerde bulunmaksa köşelerde; basın özgürlüğü, 30 yılı aşkın tiyatro emekçisi bir insanın arkadaşıyla gittiği yemekte olay çıkartmaksa yaptıkları haberle; basın özgürlüğü, haber başına alınacak birkaç kuruşluk prim için kendi şerefinden ve haysiyetinden vazgeçip de başkalarının uçkurunu düşünmekse; basın özgürlüğü, isteyenin istediğini istediği yerde ve zamanda istediği gibi yapmasıysa; basın özgürlüğü, başkalarının haklarına dil uzatıp direk haber merkezine koşup da şu şuna bunu demiş gibi üç kelimelik bir cümleyle traj yapmaya çalışmaksa şimdiye kadar basında emeği geçen tüm usta gazetecilerimize haksızlık etmiş olmaz mıyız? En azından basın özgürlüğünün yularıda saydığım ve bunlar gibi şeyler dışında her şeydir. Bu özgürlük kavramını istediğiniz gibi kullanabilirsiniz sevgili basın mensupları. Fakat şu unutulmamalıdır ki konu özgürlükse, karşınızdakinin özgürlüğüne zarar verdiğiniz yerde sizin özgürlüğüzden bahsedilemez.