Benim Hikayem
Bu yazı, 23.03.2016 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Çocukluğumun vermiş olduğu kırıklıklar ile başladım hayata. Sorunları olan bir ailenin en büyük kızı olarak omzuma yüklenen bir sürü sorumluluk içinde kıvranarak büyüdüm. Tercih yapma şansım hiç olmadı tek bir seçeneğim vardı güçlü olmak zorundaydım... İçim hep çocuktur bu yüzden, içimdeki kız çocuğu büyümek istemedi. Ben yaşadığım acılar ile katılaşır iken o hep orada yaramazlık yapıp durdu. Önceliğim yaşadığım yerden kaçmak oldu. Mesleğimi elime alır almaz uzaklarda iş bulup gittim. Kaçıp özgürlüğe kavuşunca bitecek sandım her şey. Ama yanında olmam gereken bir kardeşim vardı. Annemin annelik yapmadığı ve benim abla olmaktan öteye geçtiğim evrendi kardeşim. Onunla bir büyümenin hazzını hala yaşıyorum. Ayakta kalma dürtüsü aslında kardeşim ile başladı. Geride bir tek o vardı çünkü benim için. Ailemin bana yaşattığı şeylerin zerresini yaşamayacaktı o. Gökyüzü gibi uçsuz, gök kuşağı gibi rengarenk olacaktı. Bir yandan büyüme telaşım diğer yanda yeni başladığım meslek hayatım derken hayat bana bir sürpriz yaptı ve aşk geldi. Kimsede görmediğim derin bakışları vardı. Ben artık ben olup kendimi bulduğum zamana girdim. O hırçın kız içindeki evrimi tamamlamak için çıktı yola bu sefer. Maalesef ailesinin sevgisinin açlığı ile büyümüş bir insan için aşk hayatı kolay olmuyor. Bir tek o varmış gibi, ona tapar gibi yaşadım iki senemi. Şımarık, sürekli ilgi isteyen bir kız çocuğunun arsızlığı vardı hep bende. İki senem dolu dolu geçti. Acı ile mutluluğu katık ettim resmen. Büyüdüm, inatçı çocuğu sakinleştirdim acılarım ile. Bu nasıl bir şeydir ki seni en mutlu eden insan sana en çok acıyı yaşatan insan oluyor. Ben âşık olmuştum ben aradığım ilgiyi ve şefkati onda bastırmıştım. Ben bütün şımarıklıklarımı ona yapıp büyümüştüm. Onun beni bırakıp gitmesi bende şok dalgası yarattı. Ve bir anda o içimdeki kız çocuğu sustu. Birden büyüdü, valizini toplayıp şehri terk etti. Kurduğum bütün düzen bir saat içinde başıma yıkıldı... Yeni bir iş, yeni bir şehir, yeni bir başlangıç. Acı içinde kıvrandığım zamanlar. Yine aynı şeyi yapıp kaçıp her şeyden kurtulma çabam. Acı öyle bir şey ki önce sanki yavaş yavaş karışıyor kanına. Sonra bir anda bütün vücudunu sarıyor. Ciğerlerin nefes alırken patlayacakmış gibi hissediyorsun. Midem düğüm oluyor sanki içinde. Acı öyle bir şey sanki altın vuruş yapmışsın gibi seni birden değiştiriyor. Ben bu acı sonrası çok değiştim. Tek istediğim acımı hafifletecek morfinler bulmalıydım kendime. Hayallerime sarıldım, her biri uzun süre morfin etkisi yarattı bende. Acılarımı hissetmiyor her geçen gün uyuşuyordum. Şimdi beni tanıyan herkes kapalı bir kutu olduğumu söyler. Çünkü ben acılarımı içime kapattım. Gün yüzüne sadece yeteneklerimi ve hayallerimi çıkardım. Herkes bir giderken hayatımdan ben kapılarımı kapatmayı öğrendim. En sonunda iyileştim. En sonunda küllerimden Anka kuşu misali yediden doğdum. Kimseye muhtaç olmadan tek başıma yaşamayı öğrendim. Güçlü olmayı değil mutlu olmayı öğrendim. Çünkü yaşayan herkes yaşadığı acılar ile güçlü olabiliyor ama mutluluk denilen hissi içinde bir yerlerde bulamıyor... Mutlu olmak için kimseye ihtiyaç duymamayı öğrettiler bana aşk naralarıyla yanıma gelip sadece bedenime sahip olmak isteyen sırtlanlar. Aşk denilen şeyin bir bağımlılık olduğunu öğrendim ben sevginin en acısını bana tattıran insan ile. Yaşadığım her şey istinasız bana büyümeyi öğretti. Kafayı yemiş insan topluluğu içinde kendim olarak kalabilmeyi öğrendim ben. İyi ki böyle olmuş ki ben içimdeki beni bulabildim. Benim en güçlü silahım umudum oldu. En güçlü ilacım ise hayallerim... Benim hikâyem daha yeni başladı yola çıkmak için hazırlığım bitti. Şimdi altına imzamı gururla atacağım hikâyeme başlayabilirim.