Benzersiz miyiz
Bu yazı, 25.03.2015 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Kişilik; bizi diğer insanlardan ayıran duygu, düşünce ve davranış özelliklerinin tümüdür. Yaşadıklarımız, kişiliğimizin oluşmasındaki en önemli etkendir.
İnsan, izleyen ve yorumlayan bir varlık olduğu için; bakış açısı, davranış tarzı zaman içinde değişebilir. Bu durum onun kişiliğine yansır.
İnsanları iyi ya da kötü kişilikli olarak değerlendiren; bu değerlendirmeyi yaparken de dış görünüşü ölçüt olarak alan insanlara çevremizde her zaman rastlarız. Oysa kişilikli olma ölçütü, fiziksel görünüşümüz ya da üzerimizdeki kıyafet olamaz. İnsanın giyim tarzı, kişiliğinin yalnızca küçücük bir parçasıdır. Atalarımız boşuna dememişler; ''Güzelliğe kapılma, huya bak.'' diye...
Toplumla birey arasındaki etki ve tepki, kişilik oluşmasında en önemli rolü oynar. Tabi ki hepimiz iyi bir kişiliğe sahip olup, başkaları tarafından beğenilmek isteriz. Buna ulaşabilmek için de değişik yollar izleriz.
Sıralayalım...
Bir insan benzersiz olduğunu asla unutmamalı, taklit ve örnek alma arasındaki farkı bilmeli, sadece kendi olmalıdır.
Yaşamımıza hoşgörüyü mutlaka katmalıyız. Elbette hoşgörülü olmak, her şeyi kabul edeceğimiz anlamına gelmemelidir. Toplum içinde farklı düşüncelerin olabileceğini kabul ederek uyum sağlanabilir.
Her insan başını dayayacak bir dost omzu arar. İyi bir dinleyici olmaya çalışmalıyız. Karşımızdaki insanın sorunlarını dinlemek, onunla ilgilenildiğini hissettirmek, sosyal iletişimin en önemli parçalarından biridir.
Bilgi ve birikimlerimizi etrafımızdaki insanlarla paylaşmalıyız. Gazete, dergi, kitap okuyarak güncel olayları takip etmeli, insanlarla görüş alışverişinde bulunmalıyız.
Saygı ve sevgi, insanları birbirine bağlayan önemli bir bağdır. Bu bağ ne kadar güçlü olursa, insan ilişkileri de o derece uzun ömürlü ve güven dolu olur. Başkalarının saygısını kazanmak istiyorsak, önce kendimiz saygılı olmalıyız.
Sosyal çevremizi genişletmeliyiz. Sağlıklı arkadaşlık ilişkileri, kişilik gelişimimizi olumlu yönde etkileyerek ufkumuzu genişletir.
Gün içinde en büyük kazancımızın, bir gülümseme olacağını unutmamalıyız. Gülmek, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalığı herkese bulaştırmaksa bizim görevimiz olmalıdır.
İyi bir kişiliğe sahip olma yolunda atacağımız her adım bizi kendimize götürür. Ömür kısa olabilir; fakat hayat, insanın kendisini bulmakla geçireceği çok uzun bir yoldur...