Bir Delinin Gündeliğinin Son Sayfası ya da Özeti Hayatının
Soytarının anlamı söylenmeden önce muhakkak şaklabanın anlamına sözlükten bakılmalıdır.
Tanrısız sokakların gecesinde en sevdiğim imge; Şeytan'la Melek'in dansıdır.
Bir Akıllının Güncesi'ni yazmaya yeltendikçe kalemim, içimden dökülen sözcükler utanmadan ısrarla Bir Delinin Gündeliği'ni karalıyor bir fahişenin karşısında.
Yazar, kalemiyle muhalefet olmaktan ziyade muhalif olmalıdır gerektiğinde kendine bile.
Tuttuğunuz partinin lideri ve ekibi yolsuzluk bataklığına batmış ve özgürlük alanını daraltmışsa oyunuzu yine o partiye mi verirsiniz sorusunu cevaplarken lütfen, şike olaylarına karıştığına en azından vicdanen inandığımız üç büyüklerin taraftar sayısını da göz önünde tutunuz.
Yazar, aynı zamanda Erk'e muhaliftir Erk'i destekleyenlere ya da oy verenlere değil.
Ben bu soruya cevaplarken kendime şöyle dedim. Eğer tuttuğum partinin lideri ve ekibi yolsuzluk bataklığındaysa ve toplumun özgürlük alanını kısıtlamışsa ben o partiye oyumu vermem. Ya inandığım yöndeki mevcut başka bir partiye oy veririm ya da boş oy atarım. Kesinlikle bulunduğum yönün diğer çizgisine geçmem.
Keşkeler; ama kuyularına attığımız belkilerin en insancıl intiharlarıdır.
Ölüm anımdı. Gözlerinde yitirilmek istediğim an.
Sözüm Meclisten Dışarı deyimini ilk bulan muhterem zat, bir fahişenin kollarında eminim Sözüm Meclisten İçeri deyimini de bulmuştur.
Fransız Saraylarında; sarayın ileri gelenlerin b.kunu diğerlerinden ayırmak için başına dikilen tüyler; Türk siyaset tarihine, ?'Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek'' deyimine alet olacaklarını bilselerdi, muhakkak Havva'nın Âdem'in elinden o elmayı yememesi için ellerinden gelen her şeyi yaparlardı.
Ahlâk genellikle minareleri gördükçe dipçik diye kendini takdim eder. Dipçik ise minareleri gördükçe yanına bayrağı ekler kalkınmayı kaldırma olarak algılayan toplum coğrafyalarında.
Taraf, tarafsızca ağlamasını bildiğindendir insanların en çok sabahları kahvaltılarında gazete okumalarının sebebi.
Biz en çok Tanrıları ve siyasetçileri severiz. Melek ve Şeytan'ın yüzü tek olmasına rağmen Tanrılar ile siyasetçilerin yüzü bizim gibi çoktur.
Ret etmeden önce neden kabul ettiğimizi öğrenmeliyiz.
Bir kurşun, kendini en çok çıplak ruh görüldüğünde aratır. Bir de yokluğunda.
Aşk; tutkularımızın evcilleştirilmiş halidir. Ya da hayvanlıktan önceki son insan halimiz.
Evliliklerde; kadınlar erkekleri anlamak için uğraşırlar, flörtlerde ise tam tersi. Hâlbuki tam tersi olsaydı dünyada mutsuz erkek kalmazdı. Kadınlar zaten mutsuzluğa mahkûm etmişler kendini. Yapacak fazla bir şey yok.
Bildiğimiz şeydir, kadınlar giyinmesini, erkekler ise soyunmasını severler. Kadınlar giydirmesini, erkekler ise soymasını. Keşke, Şeytan'ın saklı bahçesinde yapılan bu ritüeldeki felsefe, hayatın tüm evrelerinde uygulansa.
Hayatta en şanslılar kuşkusuz cenindir. Niçin sorusu, hadi len demek kadar saçmadır.
İçindeyim.
İçimdesin.
En değerli sözcüktür hangi çengele asarsan as...
ersin başeğmez 23 mart 2014 19:13 _izmir çaysız_şekersiz ve bademsiz