Bir Dönüş Yolculuğu

Havaalanında bavul tartıyorum. Ekran kırmızı yanıyor fazla diyor. Beş kilo fazla. Görevli bakıyor ya para ödeyeceksiniz ya da çıkaracaksınız diyor.


Bavulu açıyorum orada. İnsanlar geçiyor. Bazıları bakıyor. Utanıyorum. Ama mecbur. Beş kilo bir şey çıkarmam lazım.


Neyi çıkarayım? Her şey gerekli gibi görünüyor. Kitaplar,hediyeler,giysiler,ayakkabılar. Ama bir şeyler çıkarmam lazım. Yoksa bindiremeyeceğim.


İşte o an anlıyorum fazlalık sadece bavulda değil hayatta da var.


---


İnsan biriktirmeyi sever. Eşya biriktir. Hatıra biriktir. Anı biriktir. Belki bir gün lazım olur diye saklar. Ama o gün hiç gelmez. Sadece eşya birikir yer kaplar nefes aldırmaz.


Evde bir dolap var içi dolu. Ne var içinde? Bilmiyorum tam olarak. Yıllardır kullanmadığım şeyler. Ama atamıyorum. Belki lazım olur diyorum. Ama olmamış şimdiye kadar,olmayacak da. Ama yine de saklıyorum.


Neden? Çünkü atmak zormuş gibi geliyor. Atmak vazgeçmek gibi. Vazgeçmek yenilmek gibi. O yüzden tutuyoruz. Ölü eşyaları bile tutuyoruz.


Ama o eşyalar bizi de tutuyor aslında. Bağlıyorlar ,hapsediyorlar,özgür bırakmıyorlar.


---


Bavuldan bir kitap çıkarıyorum. Ağır okumadığım bir kitap. Dönerken okurum diye almıştım. Ama dönüşte de okumayacağım muhtemelen. Çünkü yorgun olacağım uyuyacağım. Kitap bavulda kalacak sonra rafa konacak. Belki yıllarca orada da duracak .


O zaman neden taşıyorum? Neden ağırlık yapıyorum? Sadece belki için mi?


Evet sadece belki için. Ama belki hiçbir zaman gerçekleşmiyor. Sadece ağırlaştırıyor.


---


Bir ayakkabı çıkarıyorum bavuldan. Yedek ayakkabı. İhtiyaç olursa diye almıştım. Ama olmaz muhtemelen. Çünkü ayağımda zaten ayakkabı var. İkinci çifte ne gerek var?


Ama yine de almıştım. Çünkü eksik hissetmek istemiyordum. Hazırlıklı olmak istiyordum. Güvende olmak istiyordum.


Ama güvenlik eşyada mı? Yoksa içimizde mi?


Eğer içimizde ise, eşyanın ne anlamı var? Eğer eşyada ise, hiç bitmeyecek çünkü. Hep bir şey daha lazım olacak. Hep bir eksiklik hissedilecek. Hep daha fazla taşınacak.


Ve bavul hep ağır olacak.


---


Beş kilo çıkarıyorum. Bavul şimdi sınırın altında. Tartıya koyuyorum ekran yeşil yanıyor geçerli diyor. Görevli gülümsüyor. "Buyurun" diyor.


Bavulu kapatıyorum. Omzuma asıyorum daha hafif yürüyorum. Daha kolay bineyim uçağa. Daha rahat.


Pencereden dışarı bakıyorum. Bulutlar aşağıda şehir küçülmüş her şey minyatür.Sorunlar küçük görünüyor. Dertle bile hafif görünüyor.


Düşünüyorum belki de mesele yükselmek. Belki de mesele uzaklaşmak. Ağırlıktan,yükten,fazlalıktan.


---


Eve vardığımda bavulu açıyorum. İçinde ne var? Aslında pek bir şey yok. Ama yeterli ihtiyacım kadar var fazlası yok.


Çıkardığım şeyleri düşünüyorum kitap, ayakkabı,birkaç giysi. Nerede şimdi onlar? Çöpte mi? Başkasında mı? Bilmiyorum. Ama umurumda değil. Çünkü onlar zaten gereksizdi.


Gerçekten ihtiyacım olan şeyler bavulda. Gerisi boş ağırlıktı.


---


Ama sadece bavulda değil bu. Hayatta da böyle. İnsan çok şey taşıyor. Çoğu gereksiz. Ama farkında değil. Alışmış çünkü. Ağırlığa alışmış. Yükü normal sanıyor. Hafiflik yabancı geliyor.


İlişkiler var bitmesi gereken ama bitmeyen. Çünkü alışkanlık. Çünkü korku. Çünkü eksik hissetme korkusu.


İşler var yapılması gerekmeyen ama yapılan. Çünkü mecburiyet sanılıyor. Çünkü hayır denemiyor. Çünkü başkalarını memnun etmek gerekiyor sanılıyor.


Düşünceler var. Olumsuz, yıpratıcı, boş düşünceler. Ama bırakılamıyor. Çünkü alışılmış. Çünkü tanıdık. Çünkü yeni düşünmek korkutucu.


Hepsi ağırlık. Hepsi yük. Hepsi fazlalık.


---


Bavul hafif olunca yürümek kolay. Hayat hafif olunca yaşamak kolay. Ama hafiflemek kolay değil. Çünkü bırakmak ,vazgeçmek,boşalmak hepsi zor.


Çünkü boşluk korkutucu. İnsan dolu olmaya alışmış. Dolu olmak güvenli geliyor. Boş olmak tehlikeli geliyor. Oysa tam tersi.


Dolu olmak ağır ,boş olmak hafif ,dolu olmak sınırlı,boş olmak geniş ,dolu olmak dar,boş olmak özgür.


Ama bu anlamak kolay değil. Deneyimlemek lazım. Bırakmayı denemek lazım. Hafifliği tatmak lazım.


---


Bir gün tüm bavullarımız hafif olacak. Tüm yüklerimiz düşecek. Tüm fazlalıklarımız gidecek. O gün gerçekten özgür olacağız.


O gün belki ölüm günü olacak. Çünkü o gün her şeyi bırakacağız. Hiçbir şey taşımayacağız. Tam hafifleyeceğiz.


Ama o günü beklemek zorunda mıyız? Yoksa şimdiden başlayabilir miyiz hafifliğe? Şimdiden bırakabilir miyiz fazlalıkları?


Cevap evet şimdi başlayabiliriz. Çünkü hafiflik bir son değil bir süreç. Her gün biraz daha hafifleyebiliriz. Her gün biraz daha bırakabiliriz. Her gün biraz daha özgürleşebiliriz.


---


Bavulumu dolaba koyuyorum. Boş. Hafif. Hazır. Bir sonraki yolculuğa hazır.


Ama bu sefer dikkatli olacağım. Fazla doldurmayacağım. Sadece gerekeni alacağım. Fazlasını bırakacağım.


Çünkü artık biliyorum hafif yolculuk mutlu yolculuktur.


Turgay Kurtuluş

13 Şubat 2026 4-5 dakika 105 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar