Bitmeyen Kavganın Dışında Kalmak
Hayat insanı her an bir cepheye çağırıyor. Doğduğumuz andan itibaren daha fazlasını elde etmeye, direnmeye ve kazanmaya koşullanıyoruz. Kendimizi korumak için kuşanmak zorunda hissettiğimiz bu zırhlar, zamanla ruhumuzu ağırlaştıran birer prangaya dönüşüyor. Her an tetikte olmak, dışarıdan gelecek her hamleyi tehdit görmek zihni yorar. Oysa gerçek güç, her rüzgâra karşı kılıç çekmekte değil. Bazen rüzgârın yönünü tayin edemeyeceğini kabul edip geri çekilmek gerekir. İnsanın sürekli bir şeylerle kavga etmesi, içindeki huzursuzluğun dışarıya taşmasıdır. Bu gergin duruş, en sakin limanları bile savaş alanına çevirir.
Savaşmayı varoluş biçimi yapanlar, silahlarını indirdiklerinde kim olduklarını unutanlardır. Sürekli haklı çıkmaya çalışmak, çevremizdeki insanları rakip görmek bizi yalnızlaştırır. Hayatın asıl ritmi, yumruklarımızı sıktığımızda değil, avuçlarımızı dünyaya açtığımızda duyulur. Sürekli savunmada kalmanın getirdiği o yorucu mesai, bizi hayata karşı körleştirir. Kazandığımız her zaferin ardından neleri feda ettiğimizi sormalıyız. Başkalarının eksikleri üzerinden kendi doğrularımızı kanıtlama telaşı, bir süre sonra kendi hakikatimizi de gölgeler. Öfkenin ve hırsın bizi ele geçirmesine izin vermeden önce, bu mücadelenin yönünü değiştirmeliyiz.
Eski kütüphanenin loş köşesinde, masanın üzerindeki haritaları inceliyordu adam. İçerisi havasızdı. Hayatını adadığı hedefleri, kazandığı ve kaybettiği eski kavgaları düşünürken içindeki hırs sönümlendi. Zaman o an durdu. Yıllar boyunca haklı çıkmak adına sevdikleriyle, dünyayla ve en çok da kendisiyle nasıl çarpıştığını hatırladı. Bu beyhude çabanın büyüklüğü karşısında donup kaldı. Haklı olmanın, mutlu olmaktan daha büyük bir ödül getirmediğini ilk kez bu kadar net anladı. Masadan kalkıp pencereye doğru yürürken, yılların biriktirdiği yorgunluk sebebiyle bacakları titredi. Fakat adımlarını durdurmadı. Karanlığın içinde kendine yeni ve dingin bir sığınak bulan bir yolcu gibi, dışarıdaki yağmurun sesini dinledi. Hayat, kazanmak adına her şeyini feda edenleri değil, zamanı geldiğinde kılıcını yere bırakıp sükûnete teslim olanları ödüllendirir.
Turgay Kurtuluş
