Değirmenci ve Kral'ın Tahmin Edilemez Yolculuğu
Her olay başka bir olayı etkilediği gibi her öykü de bir kahramanı etkliler..Bir zamanlar Alman kralı 2. Fredirik Berlin'de askerleriyle beraber yürüyüş yaparken bir arazi görür ve askerlerine der ki "Ya şu araziyi sahibi kimse bulun da bana bir saray yapalım oraya ben haftasonları oraya kaçayım arada bir" der. Askerler araziye gider ve bir de ne görsün bir değirmen! Hemen tıklarlar kapıyı kapı açılır "gııırth".Üstü başı un içinde orta yaşlı bir adam açar kapıyı. Askerlerden biri "Kral dün buradan geçti!" der. Değirmenci "Banane!" der ve çarpar kapıyı. Çünkü o bir değirmenci dostlar onun krala ihtiyacı yok o ekmeğini zaten kendisi yapıyor.Neyse efenim askerler bir daha çalar kapıyı ve "Burayı kral satın almak istiyor" der. Değirmeci de "SATMIYORUM." yanıtını verir. "Efendim yanlış anladınız galiba biz değil KRAL istiyor." "Söyle kralına o zaman satmıyorum." Askerler korku,telaş içinde krala giderler. "Efendim, siz bir arazi istemiştiniz ya biz oranın sahibini bulduk bir değirmenci.Ama adam deli!" "Nasıl yani?". "Biz kral burayı istiyor dedik o da satmıyorum dedi." Kral sinirlenir tabi hemen çağırın o değirmenciyi der. Değirmenci üstü başı unlu bir halde gelir. Kral "Sen arkadaşları yanlış anlamışsın orayı ben istiyorum." der. Değirmenci de "Yooo doğru anladım efendim orası bana babamdan kaldı ona da onun babasından kalmış ben de oğluma bırakacağım, üzgünüm ne kadar para verseniz de satmıyorum." Kral 2. Fredirik öfkelenir (sonuçta her kral gibi egosu var!) "Unutma ki ben kralım istersem alırım orayı!!!" der. Değirmenci de "Efendim siz de unutmayın ki Berlin' de hakimler var!" der. Ve hukuk sayesinde bir kral ve değirmenci komşu olurlar, kral her sabah taze ekmek kokusuyla güne başlar ve balkondan baktığı zaman komşusu değirmenciyle selamlaşır ilk olarak. Bu olaydan yıllar yıllar sonra bir Osmanlı heyeti Berlin'e yılbaşı günü davet edilir.Otelde otururlarken aralarından genç bir subay bu hikayeyi anlatır.Herkes etkilenir. Sonra subay der ki "Ya buralara kadar geldik bir daha nasip olur mu bilinmez hadi gelmişken şu sarayı görelim." Arkadaşları da "Yahu saçmalama bu soğukta??!! Bak birazdan eğlence başlayacak oğlum sırası mı şimdi?!." der. Genç subay Almanya'nın o soğuğuna rağmen bir yılbaşı gecesi herkes eğlenirken ceketini alır ve adaletin sembolü olan o saraya bakma gider. (Sarayın adı Sans Souci sarayı) Ve o sarayın karşısında uzuuun uzun bakarak düşünür. İşte o genç subay belki de o gün karar vermişti bir ülkenin kaderini değiştireceğine ve ileride Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olacağına...