Dört Duvarın Sessizliği

Dört Duvarın Sessizliği


***




Bir masa kurulur gecenin ortasına, ne davetli vardır ne de gürültü.
Sadece ağır bir sessizlik oturur sandalyelere.
Camın ardında Dünya yürür gider,sokak lambaları özgürlüğün sarı ışığını döker kaldırımlara.
Ama içerde zaman bile yavaşlar.
Duvarlar konuşmaz, saat ilerlemez, bir insanın içindeki gölge büyür yalnızlığın içinde.

Bazen bir nefes kadar yakın olur umut
ama el uzatınca sis gibi dağılır.
Gece ağır bir kapı gibi kapanır üzerine,
duvarlar suskun birer tanıktır.
Nefes alırsın ama hava dar,
Gökyüzü bir çizgi kadar uzaktadır.
Gece uzun bir koridor gibidir burada,
sonu görünmez.
İnsan kendi kalbinin yankısını dinler
ve öğrenir en ağır yükün suskunluk olduğunu.
Sabah olur yine, Gökyüzü dışarda aydınlanır ama içerde bir kalbin penceresi hala kapalıdır.


Bir masa kurulur karanlığın ortasına,
üstünde yalnızlık oturur.
Kadehler değil suskunluk doludur içi.
Sokaklardan kahkahalar geçer, biz sadece yankısını duyarız.
Hayat kapının öte yanında gürültüyle akıp gider.
Burada ise zaman paslı bir zincir gibi sürünür.
Her dakika ağır ağır geçer, her düşünce bir yara olur.
Ìnsan bir yerde en derin kuyuda yüzer kederli.
Ve insan o anda anlar, bazen en dar dört duvar tuğladan değildir.
Bazen dört duvar kendi kalbidir insanın.


Bir masa kurulur karanlığın ortasına, her gölge bir sessiz hikâye fısıldar
ve her gölge kendi hikâyesini anlatır sessizce.
Camdan geçen ışık zoraki bir hatıra gibi düşer masaya ama içinde bir sıcaklık yoktur.
Sadece soğuk ve bekleyiş vardır.
Dışarıdaki hayat gürültülü ve parlak,
burada ise içinde bir boşluk yankılanır.
Bazen insanın yolu görünmeyen duvarlara çıkar.
Kapılar vardır ama açılmaz,
pencereler vardır ama ufuk görünmez.
Dışarıda gün doğar, ağaçlar rüzgârla konuşur, şehir kendi hikâyesini yaşar.
İçeride ise zaman başka bir dille akar.
İŞTE o zaman kendi sesini dinlemeyi öğrenir insan.
Sessizlik bir öğretmen olur sanki, sabır ise uzun bir yol.


Gözler kapalı dünyaları görür,
her düşünce bir pencere açar karanlığa.
Hatıralar gelir, ağır ve sessiz ve gider,
sessizlik sarar etrafı yine.
Belki en derin hapsi yaratan duvarlar değil, kendi içinde büyüttüğün korkular, gölgeler ve suskunluktur.
Ama küçük bir ışık vardır görünmez belki ama hissedilir.
O ışık, o umutlu nefes, bir süre yanar, sonra söner.
Karanlık geri döner ve insan yine yalnız,
sessizliğiyle baş başa kalır.


Bir masa gecenin ortasına kurulur, yalnızlık çayını yudumlar, hayatla hasbihal eder sessizce..
Sandalyeler boş değildir aslında,
biri geçmişe ayrılmıştır, biri suskunluğa,
biri de içinde büyüyen o eski yaraya.
Artık gün doğmaz sabahlarına, yüreğin haps olmuştur gün batımlarına.
Geride sadece sessizlik ve hüzün kalır insana.



sevay

13 Mart 2026 2-3 dakika 13 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar