Dünyanın En Zor İşi


Belki; Baba olmak… Helal kazanç uğruna canla, başla, gece, gündüz demeden çalışmak. Anne olmak. ( Yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik, çocuk derdi ve evin beyi)  

Çocuk olmak.( Hem düşer, hem de annesi niye elimi bıraktın diye dayak atar) Gelin ve kaynanayı bir arada kavgasız, dövüşsüz idare edebilmek. Aynı işi yapan esnafın komşu olması ve iyi geçinmesi. 

Öğretmen, hoca olmak. ( Canla başla bir şeyler öğretmeye çalışır, zorbalıklarla karşılaşır) İdareci olmak. (Adil olup, çalışanı, çalışmayanı bilip, ona göre davranabilmek) 

Yargıç olup doğru karar verebilmek.(Peygamber müjdesine erip, mazlumun duasını almak) Yazar olup yazdığı eseri yayınlayacak yayın evi bulabilmek.

 Gazeteci olmak. Gündemi takip edip, sıcak haber yetiştirebilmek ve doğruyu yazmak. Bilim adamı olup yeni icatlar geliştirmek (Taklitleri daha çabuk çıkıyor piyasaya) 

Uzun yol kaptanı olmak (Özellikle gemi ile uçsuz, bucaksız sularda kıtalar gezmek) Gurbette çoluk, çocuktan ayrı yaşamak.

 Belki de; Sınavlara hazırlanmak, talebe olmak… Sanki yarış atı gibi olmak. Dillerini bilmediğin iki kişinin yanında yabancı olmak. 

İşçi, memur gibi çalışan olmak. Çiftçi olup yaz, kış çalışıp emeğinin karşılığını alamamak. Kendi aralarında gizlice konuşan iki kişinin yanında üçüncü kişi olmak… 

Doktor olmak. Görmeden ağrıyı, sızıyı bilebilmek.(Hastalar doktordan daha doktor oluyor, hasta tedavi eydim derken,hasta yakınları tarafından her tür şiddete maruz kalmak) Güvenlik gücü olmak.(Anarşi, terör, insanları ve yurdu tehdit eden her türlü pislikle canı pahasına uğraşmak, asayişi temin etmek) 

Saymakla bitmeyen meslekler ve bu mesleklerin kendine göre elbette bir çok zorlukları. Bunlar zor mesleklerden bazılarıydı.

Kısacası; Alnının akıyla, helal kazanıp, helal yerlerde harcamak... Kimseye zarar vermeden yaşamak… Kimseye yük olmadan, insanların yükünü çekmek… Herkesle iyi geçinmek… Yaratan hatırına sevmek herkesi, tüm yaratılanları… Dost olabilmek dostlarına…

Başkalarına faydalı olayım derken uzak kalmamak en yakınımıza, çoluk, çocuğumuza… Gönül yapayım derken kırmamak gönülleri… (Bir çuval inciri berbat etmemek) Faydam olsun derken, zarar vermemek. Çevreye zarar vermeden faydalanıp, emaneti gelecek nesillere tertemiz bırakmak…

 Ölmeden önce ölmez bir eser bırakabilmek. Hayırlı evlatlar yetiştirebilmek… Son nefesini vermek üzere olan birinin yanında dünyadan konuşmak, mal, mülk kavgası yapmak… Vefat eden yakınlarımıza son görevlerimizi yaparken, sıra bize gelmeyecekmiş gibi hazırlık yapamamak. İbret alamamak. İnsanlara arkamızdan;’İyi biriydi’ dedirtebilmek.

 Kaldırımda yaya olmak. (Çocuklu, yaşlı, engelli vatandaşlardan cambazlık beklemek) Başkalarını güldüreyim derken, gülememek. (Yüreğinin ağlamasını duymamak)

Yangınları söndüreyim derken, içindeki yangından habersiz olmak. Nimetlerin geçici olduğunu bilmek… (Zenginlik, güzellik, makam, şan, şöhret, vb.) Hesaba çekilmeden, kendimizi hesaba çekebilmek… İstikamet üze gitmek… Yani; Yaşamak... ‘Zor zanaat’.

İmtihanı kazanabilmek… En keskin ve en ince köprüden hasarsız geçebilmek… En şanslı, en şerefli ve en güzel meslek…İki cihan güneşi yüce peygamber(a.s) i bile ihtiyarlatan O hitap… 'Dünyanın en zor işi; Emrolunduğu gibi ‘Dosdoğru Kul’ olmak!

08 Temmuz 2026 2-3 dakika 25 denemesi var.
Yorumlar