Edebiyatsız Hayatlar

Edebiyatsız Hayatlar



tanrı sustu diyorlar. yalan. tanrı susmadı. biz artık sesi ayırt edemeyecek kadar gürültülüyüz. her şey konuşuyor. ekranlar. mezarlar. sloganlar. kutsallar. küfürler. bu kakofonide tanrının sesi diye duyduğumuz şey çoğu zaman kendi korkumuzdur. annemin gözlerinde gördüğüm ise bambaşkaydı. suskunluk değil. vazgeçmeyen bir bakış. insan bazen tanrıdan değil annesinden utanır. çünkü tanrı affetmeyi sever. anne sadece bakar. ve o bakış insanın içindeki bütün mazeretleri söker atar.

bu dünyanın döngüsü dedikleri şey ahlaki bir makine değildir. kusursuz çalışan bir öğütücüdür. içine düşen her şeyi eşitler. iyiyi kötüyü inancı inkari. çıkan şey hep aynıdır. yorgunluk. annemin duası bu yüzden silinse de kaybolmadı. çünkü o dua kelimelerden yapılmamıştı. o dua bir ömrün boyunca taşıdığın ama kimseye göstermediğin bir sızıydı. ve sızı silinmez. sızı sadece yer değiştirir.

elime verilen kağıt bir belge değil bir suç aletiydi. üzerinde yazılanlar değil silinenler bağırıyordu. her kazıntı birilerinin bunu böyle hatırlama diye bastığı mühürdü. palimpsest dedikleri şey edebi bir terim değildir. tarih denen organize inkârın ta kendisidir. önce yazıyorlar. sonra siliyorlar. sonra üstüne kutsal bir cümle kondurup hakikat diye satıyorlar. insan zihni de bundan azade değildir. hafıza dediğimiz şey masum bir sandık değildir. kimliksiz bir mezarlıktır. kim gömülü kim diri çoğu zaman bilmiyorsun.

zaman meselesine gelince. zaman ilerlemez. zaman sürükler. ilerledik diyen herkes geride neyi ezdiğini bilerek konuşur. benim için zaman yanlış kurulmuş bir düzenektir. ileri gidersen suçlusun. durursan asalaksın. böyle bir terazide insan ya kendini inkâr eder ya başkalarını. çoğu kişi ikinciyi seçer. çünkü başkasını ezmek kendini taşımaktan daha kolaydır.

yol dedikleri şey romantik bir aşk yolculuğu değildir. bir alışma sürecidir. insan yürüdükçe değil alıştıkça kaybolur. aynı sokakları defalarca geçersin. ama bir noktadan sonra fark edersin ki sokaklar seni tanıyor. sen kendini tanımıyorsun. gökyüzü aynı kalır. çünkü gökyüzünün derdi yoktur. ama sen değişirsin. çünkü senin sırtında birikmiş cümleler vardır. söylenmemiş bastırılmış yutulmuş cümleler. onlar kambur yapar insanı.

her gün açtığınız kapılar vardır. paslı kapılar kutsaldır. çünkü herkesin geçemediği yerde dururlar. o kapıya dokunduğumda elime bulaşan toz eşya tozu değildi. vicdan tortusuydu. binlerce insan geçmişti oradan. kimi iz bırakmıştı. kimi iz sanılmıştı. kimi de sadece leke olmuştu. iz bırakmak sandığınız kadar onurlu bir şey değildir. bazı izler başkalarının ayağına dolaşır. bazı izler başkalarının yarasına basar.

işte hayat böyle dökülür kağıtlara ve edebiyat olur. şiir olur. ama asla gerçek olmaz.

06 Ocak 2026 2-3 dakika 73 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (2)
  • Ben kardaki izleri severim mesela. Doğa ile uyumludur o izler. Tertemizdir ve paklar üstünden geçeni. Bazen iz bulamayız yürümek için. Kendi izimizi bırakırız karda bırakır gibi dünyamıza. Bembeyaz bir mirastır işte o kelimeler, yaralı olsalar da. Tebrik ediyorum sevgili Can. Yine güzeldi.