Ego Deneyi/mi

Ego Deneyi/mi



Teknolojinin baş döndürücü bir şekilde geliştiği bu çağda bizler deney ve buluşlarla ilgilenmemiz gerekirken mizahı zekâda değil bel altında ve kavgada, deneyi ise aşkta kullanıyoruz. ‘’Ego deneyi’’ diyorum ben buna. Bir kirletmediğimiz aşk ve sevgi kalmıştı o da kirlendi sonunda. Kişisel çıkarlar, hevesler, nefisler havada uçuşuyor ve de aşklar üç kuruş çıkara bile satılıyor. Aşkın modern çağdaki tanımı ‘’tüketilen heves, katledilen nefes ’’olmamalıdır. Bu kavramlar hayatımıza o kadar güçlü girdi ki aşkın ve sevginin gerçek manasını unuttuk.
Nedir arkadaş sizin kendinizle derdiniz?
Kendini var edemeyen insan bunun vebalini başkasının canına kastederek, onu yok ederek çıkartıyor düpedüz ’’ego savaşına’’ giriyor. Sen bana acı çektirdin sen de çek şeklindeki düşünceye mantık denemez bu düpedüz nefis esaretidir. Bu yapıdaki kişiler özellikle de kendini sevmeyen, sevgiye muhtaç karşı cins için ne yazık ki büyük bir tuzaktırlar.
Kendimizi sevip saygı duymalıyız ki o boşluktan birileri girip de ’’ ego hegemonyalarını’’ kurmasınlar. Zira sevgi ararken en çok da güveninden vurulur insan. Duygu ve aşk görünümlü silahlara sahip aşk katilleridir onlar çoğu insan içinse sadece bir liman.
Peki bu gidişatın sonu ne olacak?
Elbette ki evlilikler dolayısıyla aile kurumu derin hasarlar alacak. Sevgilim, kocam da mı bir katil? Sevgilim, karım beni aldatır mı? Şimdi iyi ama ileride canavara dönüşebilir mi? Şimdi iyi ama ileride sıkılır mı?
Onca sene güven veren biri bile sonradan bir bakmışsın psikopata dönüşmüş. Onca sene mütevazı davranan biri bir bakmışsın ne oldum delisi olmuş. İnsanları zorluk ve sorunlarda tanıyoruz aslında en çok da güçte ve de parada. Kişi eğer ki küçüklüğünde sevgiyle beslenemeyip aşağılık kompleksine sahip olmuşsa zamanında tamir edilemeyen bu yaralar ileride seni de yaralar. Reddedildiği için ya da kadını bir meta kendini de kadının sahibi olarak gördüğü için kaybedince kıskançlık cinayetlerine giren erkekler ve de en küçük yoksunlukta ilgiyi başka yerde arayan kadınlar da var. Reddedilmek, kaybetmek kişiselleştirilen duygular... Kimsenin kendi olmaya takati kalmamış oysa ki çözüm merkezli olacak kişi sorun merkezli değil. Kendine güven duymayan ve sevilmediğini düşünüp ruhsal olarak sarsılan bu insanların yarattığı toplumlardan sağlıklı bir gelecek elbette ki kurulamaz. Ahlak çökerse toplum da çöker bu konunun ciddiyetinin farkında mısınız?
O masalımsı aşkları özler herkes ve de hayalinde resmeder en çok da filmlerde görür diyecektim de vazgeçtim filmlerde bile kalmadı artık o Mecnun ve Leylaların tadı. Aşkın tadı yok gezinen sadece adı. Sevmenin sağlıklısı güzeldir dengede ve dengeli. Ne yazık ki kaldıramadık aramızdaki o en büyük engeli. Nedir bu engel peki? İletişim der susarım çünkü sesini değil sözünü yükseltmelidir insan. Duygu kontrolü şart öyle değil mi?

Dünyayı sevgi kurtaracak denir ben de diyorum ki özde, dengede ve sevgide, samimi olmak kurtaracak bilin ki.

Sevgisiz ve yanlış olacaksak yalnız olalım daha iyi zira yanlışlardan nice yanlışlar doğar. O halde özde özümüzde olalım, insan olmaya koşalım ve sonra da haykıralım:
Merhaba özüm! Özünden kaybedenler sadece bir bedenden ibarettirler. Bizler ki yaratılmışların en yücesiyiz.
Unutmayalım ki gün gelecek tüm sesler kesilecek ve biz sadece amellerimizin sesini dinleyeceğiz. En yüce ses vicdanın sesidir o öyle bir sestir ki sessizliği bile sağır eder ve kötü kişileri kendi karanlığına gömer. Dilerim ki aydınlıkların nuru bir gün tüm kötülükleri, şiddeti, nefreti, haksızlıkları ve hileyi, her şeyi gömer geriye sadece insanlığın yeniden var olduğu o güzel günler doğar ve bizler ego deneylerinin deneği değil, ego deneyimlerinin en ’’erdemli’’ yanı ve de kazananı oluruz.
Gaye Dilek GEZER.

04 Mart 2022 3-4 dakika 13 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (3)
  • 5 ay önce

    Ne zordur madalyonun diğer yüzü ile karşılaşılması;aşka,sevgiye,hayata dair... Bizi sevgi kurtaracak derken hep 'samimi' tarafından baktık durduk. Halbuki sevgide bile samimiyeti sorgular olduk. Çünkü hayat öyle şeyler sundu ki önümüze,bırakın sevgiyi yaşamı düşünmeye daldık bunca doğrunun ve yalanın içinde. Oysa ( şahsım adına) o kadar yalan geliyor ki bana anlatılanlar,söylenenler,yaşananlar... 'Sahte' adı adı altında doğruculuk payı arayan insanların esiri gibi bir köşede kalıyor duygular... Vicdanımızın sesini dinlemeye teşvik edilen güzel bir deneme için teşekkürler Gaye hanım. Hep birlikte yaza yaza,okuta,okuta düzelecek diye 'umut' ediyorum. Velev ki umut yaşamaktır. Kutlarım.

  • Memleketimden insan manzaralarının 21. yy. versiyonunu ne güzel betimlemişsiniz gaye hanımefendi. Dediklerinize Harfiyen katılıyorum. Durumu bir masaya yatıralım ameliyat olacak hasta örneği. 6 yüzyıl padişahım çok yaşa diyen ve padişaha kul olma anlayışıyla yaşayan bir toplum ve de aydınlanmanın nurundan yetesiye yararlanmadıysa bu toplumdan farklı davranış beklenmez bir. Daha dün halkımızın %80'i köylerde geri kalanı kentlerde yaşıyordu. daha geçen gün okudum kabaca nüfusun %91'i kent ve kasabalarda yaşıyor. çok hızlı iç göç yaşandı bu topraklarda. Köylerde bir arada dostça sayılacak bir düzeyde birlikte yaşama kültürü vardı. o kültür erozyona uğradı. kentli olmak, hele ve de okumayan toplum olmanın sonucu bu. Dizilerde kavga, aldatma, hile dizi gırla gidiyor. sonuç belirttiğiniz gibi. Memleketimin ak köpüklü çayları gibi duru anlatım tekniğiniz var. Kutlarım.