Eskiden Bir Bayram Günü

Her şey daha yavaş, daha sade ve bir o kadar da anlamlıydı. Sabah ezanıyla birlikte uyanılan o bayram sabahlarında, evin içinde garip bir huzur olurdu. Anneler erkenden kalkar, mutfakta telaşla ama sevgiyle hazırlık yapardı. O telaşın içinde bile bir dinginlik vardı; çünkü herkes biliyordu ki o gün, sıradan bir gün değildi.

Çocuklar için bayram, sabırsızlık demekti. Yastığın altına konulan yeni ayakkabılar, başucunda bekleyen ütülü kıyafetler… Gözler daha güneş doğmadan açılır, sanki vakit geçmek bilmezdi. O heyecan, bugünün hiçbir mutluluğuna benzemezdi. Çünkü o zamanlar mutluluk, küçük şeylerin içinde saklıydı.

Kapılar hiç kilitlenmezdi bayramlarda. Kim gelirse gelsin, içeri buyur edilirdi. Büyüklerin elleri özenle öpülür, alınlara konan o sıcak dokunuş içini ısıtırdı insanın. Verilen harçlıklar belki çok değildi ama değeri ölçülemezdi. Çünkü o paranın içinde sevgi, hatırlanmışlık ve bir parça şefkat vardı.

Sokaklar bile farklıydı o zamanlar. Çocuk sesleri yankılanırdı her köşede. Şeker toplamak için kapı kapı gezen küçük ayaklar, aslında sadece şeker değil, hatıra biriktirirdi. Komşuluk daha yakındı, insanlar birbirine daha tanıdıktı. Bir çayın, bir sohbetin hatırı büyüktü.

Ama en güzeli, eksiklerin bu kadar hissedilmemesiydi belki de. Çünkü herkes bir aradaydı. Büyükler baş köşede, küçükler etrafında… Sofralar kalabalıktı, kahkahalar içtendi. Kimse acele etmezdi, kimse bir yere yetişmeye çalışmazdı. Zaman, o gün biraz daha yavaş akardı sanki.

Şimdi dönüp bakınca anlıyoruz…

Eskiden bayram sadece takvimde yazan bir gün değildi. İçimizde yaşattığımız bir duyguydu. Beklediğimiz, özlediğimiz, geldiğinde kalbimizi dolduran bir şeydi. Şimdi ise çoğu zaman bir tatil günü gibi geçip gidiyor.

Ama yine de…

İnsanın içinde bir yerlerde o eski bayramların izi duruyor. Bir şeker tadında, bir çocuk kahkahasında, bir hatıranın en derin köşesinde… Ve ne zaman hatırlansa, insanın içi hem ısınıyor hem de hafifçe sızlıyor.

Eskiden bir bayram günü…

Belki daha az şeye sahiptik ama daha çok hissediyorduk. Daha çok gülüyor, daha çok sarılıyor, daha çok “biz” oluyorduk.

Ve galiba en çok da bunu özlüyoruz…

21 Mart 2026 2-3 dakika 42 denemesi var.
Yorumlar