Formoz V
Derin uykuya dalanlardanım. Hep böyle oldu. Eskiden hemen uyur, hiçbir şeye uyanmaz, rüya görmez veya hatırlamaz, uyanınca da katiyen tekrar uyuyamazdım. Şimdilerde değişen tek şey kaygılarımın hemen uyumama izin vermemesi. Onun dışındaki her şey aynı.
Uyuyuşlarımın sıradan olduğu bir gecede ansızın uyandım. Hatırlıyorum, çünkü ilk kez olmuştu. Aslında itiraf edemiyorum ama son kez olduğunu da biliyorum.
Perdeyi araladım, puslu bir hava vardı. Pencereyi aralamak istedim fakat çıkan ses evin içinde yankılanır korkusuyla vazgeçtim. Bir an duraksadım. Ne yapıyordum? Beni uyandıran şey de neydi? Derin derin düşündüm, gördüğüm rüyayı hatırlamaya çalıştım. Rüya görmüş müydüm sahi? Ben neden uyanmıştım?
Tekrar yatağıma geçtim. Telefonu elime aldım. Kalp atışlarım dengesizleşti, nutkum tutulmuştu sanki. Dakikalar önce beni uyandıran şey bu muydu? Yoksa rüya denen şeyde miydim?
Titremeyen, sesi tamamen kısık olan bir telefona gelen mesaj… düşününce hâlâ garip gelir.
“Boş bir kadraj gülümsemesinin çıktılarıyla yaşıyorum.” yazmıştım şiirime. Ve eklemiştim; “Anlamsız sanma, hepsi duvarıma hayat vermek için.”
Yapma demiş. Etkileniyorum demiş. Hazırlanamıyorum demiş. Sınavdan sonra tekrar deneyelim diye de eklemiş.
En mutlu gecem olabilir. En mutlu gecem olduğuna bahse girerim.
Ertesi gün konser vardı. Bir şarkıyı bile duymadım. Oradaydım, mutluydum, çok da mutluydum ama orada olanlarla alakası yoktu. Oradakiler de umurumda değildi zaten.
Ben mutluydum, Oraya gitmek istedim, ve gittim.
O konser alanına dair tek değerli şey de buydu; benim en mutlu günüme tanıklık etmek.
Bugün oturduğum yerden o günü düşününce bile mutlu olurum.
Nereye varacağını merak ediyorsunuzdur, sizi hiç bekletmeyeyim. Varmadı.
Aylar sonra denk geldik. Nihai bir buluşma gibi değil, tesadüfi bir denk geliş. Karşılaştığımızda dört kişiydik. Ben, o, onunki ve tekrar o. İki yüzlü benzetmesi yapmıyorum, inanın. Bendeki o ve ondaki o kalabalığıydık.
Karşılaştık da ne oldu derseniz; Bozuk sütün damakta bıraktığı iğrenç his gibiydi.
Birkaç saat sonra telefonum çaldı. Önemsiz bir bankta buluştuk. Kısa ve gergin bir sessizlikten sonra patladım;
Neden? Her şey bitmişti. Benim senden, bizden bir beklentim yoktu. Peki ya neden? Bizim bitmemiz, senin gitmen, bunlar olağan şeyler. Benim seni seviyor oluşum… işte bu özel, bu değerli! Ve hatta benim tek doğru kararım. Ne istedin içimdeki senden?
Özür diledi. Teşekkür ederim dedim. Bir şeyleri anlamamı sağladığın için. İçimde büyüttüğüm seni, dışındaki senle karıştırdığım için.
Sessizce gitti.
O güne dek içimde yaşattığım kadını o sanmıştım. Gülüşünü onun gülüşüne benzetmiştim; mutluluğu, güzel olan her şeyi.
Ne tuhaf… bensiz var olamayacak bir hayali sevmek.
Bugün bile kendime salak derim.
—
dramatik kompozisyon ana metin
Formoz
Bölüm 5

