Frekans
— Bazı sesler birbirini bulmaz. Bu, ikisinin de suçu değildir. —
Bazı insanlar aynı odada oturur, yıllarca. Aynı ekmeği yer, aynı yatakta uyur. Ama içlerindeki ses hiç buluşmaz. Biri çello çalar, diğeri davul. İkisi de doğru çalmaktadır. Sadece aynı parça değildir.
Uyumsuzluk, gürültülü olmaz hep. Asıl acı veren sessiz olanıdır.
Kalabalık bir yerde iki kişiyi izliyorsun bazen. Yan yana oturuyorlar. Biri konuşuyor, diğeri bakıyor; ama o bakış uzaklara takılı. Arada sırada gülümsüyor, doğru anlarda başını sallıyor. Ama gözleri orada değil. Gözler çoktan başka bir yerde, belki de hiç var olmayan bir yerde.
İnsan, anlaşılmadığında önce anlatmayı dener. Sonra daha yüksek sesle anlatır. Bir süre sonra sustaki. Susmak, vazgeçmek değildir. Susmak, kelimelerin artık işe yaramadığını anlamaktır. Ve bu fark, çok ağırdır.
Kimi birliktelikler sevgisizlikten bitmez. Yorgunluktan biter. Anlatmaktan yorulmak, dinlenmekten yorulmak. İkisi de farklı şeydir.
Sonbaharda iki ayrı ağaç düşün. Birinin yaprakları erken dökülür, diğeri hâlâ yeşildir. Yan yana dikilmişlerdir, kökler belki de birbirine dolanmıştır. Ama mevsimi aynı anda yaşamıyorlardır. Biri soğuğu çoktan hissediyordur, diğeri hâlâ yazı taşıyordur içinde. Kim haklıdır? İkisi de. İşte bu yüzden kader denir buna.
Uyum odaklı insan, en çok kendine haksızlık eder. Çatışmayı önlemek için içine gömer. Gömdükçe derinleşir yük. Bir gün o yük konuşmaya başlar; ama artık kelime değildir, bedendir. Uyku kaçar, baş ağrır, nefes daralır. Beden, zihnin söyleyemediklerini söyler.
Kolundan çekiştirilen insan, o an bir şey anlar. Ama o şeyi anladığını kabul etmek yıllar alır.
Geceleri en çok anlaşılamamak büyür. Gündüz gürültüsü örter onu. Ama gece, her şey yerine oturur ve tam da o yüzden daha çok acıtır. Zihin o saatte eski sahneleri tekrar oynatır; söylenen sözleri, bakışları, elinden tutuluş biçimini. Ve insan sorar kendine: Bu ben miydim? Bu benim istediğim miydi? Cevap bazen çok geç gelir.
Ama bir gün insan bırakır o soruyu. Cevabı aramayı değil, kendini suçlamayı bırakır. Frekansların tutmaması, birinin eksik olduğu anlamına gelmez. Bazı sesler birbirini bulmaz. Bu, ikisinin de suçu değildir. Sadece farklı bir müziktir.
Dengi dengine birliktelik, şans meselesi değildir yalnızca. Önce kendi sesini duymayı öğrenmek gerekir. Kalabalıkta değil, sessizlikte. Başkası ne düşünür diye değil, ben ne hissediyorum diye sormak gerekir. Bu soruyu soran insan, o cevabı hak ettiğini de anlar zamanla.
Herkese dengi dengine dilemek, en dürüst dilektir. Çünkü aynı müziği çalan iki insan yan yana geldiğinde, ne çalım kalır ne hava. Sadece ses kalır. Ve o ses, yeter.
Turgay Kurtuluş
