Geçmişten Günümüze

   Bekle sana bir şiirden bahsedeyim. İçinde eski bir sokak ve sokakta yaşanması istenmeyecek bir yaşam. Aslında belki şiiri özel kılan tarafıda bu.

    Acıları, yaşanması imkansız aşkları, birbirlerine ölümüne bağlı dostlukları. Hepsini ama hepsini içinde barındıran bir şiir bu. Her kelimesi, yaşlı bir dedenin duvar diplerinde anlattığı masalların duygusuna kapıldığı. Her mısrası, yaşlı bir ninenin yüzüne çizilen o acımsı yılların haritasında şekillenen. Her imgesi kuru bir ekmek için ağlayan çocuğun göz yaşıyla anlamlanan bir şiir. O şiirde kimler gizli değil ki; örneğin komşu kızı, al al olan yanaklarındaki edebi sığdırmış. Mesela, Ahmet efendinin oğlunun yüzün deki utangaç terleme. Bunlar anlatılması zor ama yaşanan fakir cevherler. Bu cevherler bu şiirle kaldı. Modern dünya, tarafgil bir çamurda ıslanmış bez gibi hepsini aldı gitti. Artık ne o şiir kaladı. Nede o sokak ve o sokak içinde mahsun acınası hikayeler. Ne komşu kızının yüzünde ki edep, ne de Ahmet gillerin oğlunda ki terlemsi ar. Hepsi ama hepsi gitti. Şimdi yaşanması zor, acınası bir modern kölelik kaldı. İyi yaşanmalar demekten başka hiç birşey elimizden gelmiyor.

Sabri Alataş

06 Şubat 2022 1-2 dakika 3 denemesi var.
Beğenenler (5)
Yorumlar (2)
  • 2 yıl önce

    Günün tahta düşen şair ve yazısını kutlarım..

    Nicelerine...

  • 2 yıl önce

    Beğenerek okuduğunuz işin yüreğinize sağlık diliyorum.