Gidiyorum - IV / Yokuz

Sen bu kadar yoksun ya,
Şimdi ben de yokum hiç kimseye.



Bu günlerde hayatımın tek tadı çayıma kattığım şekerler, katabildiğim kadar katıyorum. Hayatıma katamadığım güzelliklerin yerine. Şeker ne kadar tat verir bilmiyorum. Çocukluğuma inmek isterdim şimdi, bir şekerle kandırılabildiğim günlere, ama bir şekerle inilmiyor çocukluğa. Merdivenler de yetmiyor artık, o kadar büyümüşüz ki. O kadar uzaklaşmışız ki, geri dönüşümüz yok çocukluğumuza.

Ne zaman uzaklaştım bu kadar?
Büyümeye ne kadar da meraklıydım. O zamanlar sen'li hayallerim yoktu, sen'li düşlerimde. Neyin çabasıydı bu büyümeyi bu kadar istemek?

Bu kadar ağlayacağımı bilseydim büyür müydüm hiç?
Bu kadar kül olacağımı bilseydim, yanar mıydım?

Sessiz, soğuk ve sakindi her şey senden önce. Bir an da geldin, ısındı sanki dünya, sessizliklerim bir ses buldu, dahası sesimin gittiği bir yer oldu sen gelince. Artık sakin değildi hiçbir şey. Niye öğrettin ki bana sen'li bir dünyayı? Madem sonunda yine sensiz kalacaktım...

Şimdilerde olmayan bir şeye inanmış gibiyim,
Var ama yok gibi,
Var ama görünmüyor gibi.
Bir yer ama gidilmiyor gibi.

Sen böyle yoksun ya şimdi, ben artık çekinmiyorum her köşe başında ölümü anmaktan. Her ölüm'ün ardından Azrail'e selam göndermeyi unutmuyorum. Tüm belaların beni bulması için dua ediyorum. Yasaklı kelimelerin şimdi tam da gün yüzüne çıkma zamanı. Gidişine eş değer tüm kelimelerim. Gidişinle aynı ağırlıkta, belki duyunca sen de hissedersin bu ağırlığı.

Gelişini unutturdun.
Şimdi hep gidişlerini sayıyorum içimden. Hiç gelmemişsin gibi yapmayı deneyeceğim artık. Yüreğim yine talimde, sensiz uzaklarda, nasıl kurtulur bu sensiz ocakta bilmiyorum. Gelişlerinin ardından, dilerim gidişlerin de unutulur.

Gözlerin değmişti bir kere, yıldızını kaybetmiş yüreğime.
Bu aydınlık, nasıl da karanlık şimdi böyle, aydınlık kör ediyor gözlerimi. O yüzden açmıyorum artık beyaz tülü ve renkli perdeyi, ışığı da açmıyorum. Karanlık kadar karanlığa gömülmek istiyorum, en çok da kaybolmak. Beyaz tüller bu yüzden sarardı, dışardan geçen insanlar çok güneş olduğunu söylüyorlar birbirlerine, bilmiyorum, sıcağı da hissetmiyorum artık. Sanki derimin üzerinde fazladan kat kat daha deri var ya da uyuşmuş gibiyim, sanki narkoz almış gibiyim.

Bir tek yüreğim ayık, en güçlüsü oymuş demek.

Bazen ne giydiğimi bile bilmiyorum, bazen ne içtiğimi. Kıyafetlerim bol geliyor, bunlar benim mi yoksa bedenimden çıkan ruhuma mı ait? Bilemiyorum. Ruhumun bedenimden çıktığı gibi bol geliyor her şey bana, elbiselerim de bol, bana ait olmayan bir hayatı yaşıyorum bu aralar. Sadece susuyorum o bana ait. Sustukça içimdekiler birikiyor çünkü. Her şey bol geliyor artık. Yaşamak bile fazla gibi.

Gitmeler sana,
Susmalar bana ait.

Gittiğinden beri susuyorum,
Sessizce,
Sakince,
Parıltısını kaybetmiş yıldız gibiyim.

Yine bu dünyaya ait değilim.


On Altı Temmuz İki Bin On İki 11 30

16 Temmuz 2012 2-3 dakika 94 denemesi var.
Yorumlar