Günaydın Gün
İşte yine yeni bir gün. Gecenin karanlığını geride bırakıp yeni bir aydınlığa, yeni bir umuda gözlerimi açıyorum bu sabah. Perdenin aralığından sızan güneş gözlerimi kamaştırmaya yetiyor. Odamın açık boyalı rengi de iyice aydınlatıyor ortamı. Ben kollarımı iki yana gererek kendime gelme çabalarına girmişim çoktan. Şöyle gözlerimi bir ovuşturduktan sonra sıcak yataktan hiç istemeyerek kalkmak zorunda kalıyorum. Dünü de mazimizin bir dosyasına klase ettikten sonra yeni günle uğraşmanın telaşesine hızlı bir dalış yapıyorum. Öyle ya, ağır hareket edersem yarın ?dün' olacak bugünümden bir iş sarkarsa yarın ?bugün' olacak günüme, sabah nasıl gülsün gözlerim. Bismillah deyip adımımızı atıyoruz yeni güne başımıza neler geleceğini bilmeden. Dünden canımızı sıkan bir durum yoksa bugüne gülerek, türkü söyleyerek başlamamız büyük olasılık. Güzel bir kahvaltı, sonra aynanın karşısına geçip özene bezene işe hazırlık. Saçlar güzelce taranır(keller hariç). Parfümler sıkılır. Ve merhaba gün. İşin, daha doğrusu işyerinin uzaklığına, havanın durumuna göre çıkarız yola. İşimiz her neyse; öğretmen, bankacı, siyasetçi, doktor, bakkal, memur, kuaför, işçi... Başlar bir tempo. Arada bir çay içeriz. Çaycı güzel yapmışsa çayı yokdur keyfimize diyecek. İş ortamı, çalışan diğer arkadaşlara göre canımız çok çalışmak isteyebilir, hiç çalışmak istemeyebilir. Sonra henüz yaşımız biraz gençse içimizde bir heyecan olabilir, yok eğer emekliliğimiz yaklaşmışsa içimizden bir an önce emekli olmak geliyor olabilir.