Hanımefendi - 5
Hanımefendi özür dilerim karıştırmaya gelmemiştim sizi. Dudaklarınıza dokunup şair olacaktım ve gidecektim sadece. Tutamadım kendimi, saatlerce seviştim sizinle, kaç tane çocuğumuz olduğundan haberim bile yok, dayanamadım gözleriniz gözlerimi eline geçirince, teslim oldum size. Teriniz terime karışırken ben nefesinize çoktan hapis olmuştum, çıkış yolum yoktu dilim dilinize dolanmıştı çünkü.. Ellerim bacaklarınıza dokunduğunda ben vazgeçmiştim bütün acılarımdan, çünkü her zerrede ruhunuzla hitap ediyordunuz bana, ne kadar cinsel görünsede aslında tinsel bir kavramdı sizinle yatmak. Hanımefendi bu kadar karmaşanın içerisinden çıkıp nasıl ayrıldınız benden. Zira ben kurtulamadım sizli düşüncelerimden. Her gün bir ben eksiliyor ruhumdan, 9 ben yaratmışken, 9 unda da yok oluyorum. Neden hanımefendi neden ben ? Ben kendimce "öyle sıradan acılara sahibim ki" diye cümle kurmaya çalışırken siz neden gerçekçi ve sahipsiz bir acı bıraktınız yüreğime, bunu haketmedim ben. Hakettiğim dudaklarınıza sürdüğünüz rujun dudaklarıma geçmesiydi belkide, yada ojelerinizin atmasıydı ben parmaklarınızı okşarken. Hakettiğim yazar olmak değildi hanımefendi, şair olmak hiç değil siz neden ittiniz beni bilinmezliğe. Evet hanımefendi gördüğünüz gibi olduğum yerdeyim, ne şairim, ne yazarım ben sadece bozarım. Artık hayallerimede dokunmayın, lütfen hanımefendi, lütfen!..
- Giren çıkanın haddi hesabı yok derler bazıları, farkında değillerdir ki giren çıktığı için rahattadırlar.. Bana siz girdiniz hanımefendi, ruhuma siz girdiniz. Bir çıksanız rahatlamam yinede belki, alıp götüreceğiniz çok şey var çünkü..