Hayat mı suçlu...sen mi...
Sevmişsindir delice inanmışsındır soru sormadan arkana, arkasına bakmadan neler olur diye. Sana derler ki ?' yapma, kaptırma bu kadar kendini bu kıza'' Bu kız dedikleri aşktır senin için hayattır sevdadır nefes almaktır... Yokluğu ölümdür hayata boş bakıp sessizleşmektir sebepsizce durgunlaşıp boş bakmaktır... Anlamazlar anlayamazlar... Hayat girer aşkının içine daha sonra ama sence hayat girse ne farkederki seviyorsundur sonuçta seviliyorsundur... Eminsindir sevdiğine seni... Ölüm bile ayıramaz bizi derken nasılda kanmışsındır inanmışsındır gözlerine bebekler gibi... Hâlbuki araya giren hayat nasıl çalmıştır onun yalan sevgisini... Gerçekleri görüyorum derkenki soğuk bakışı nasılda dondurur kanını, titretir ellerini, yakar yüreğini... Herkese kızarken haklılar diye ona kıyamazsın tek kötü bir söz söylemeye söyletmeye... Hala kabul edemezken senin olmadığını hala içine sindiremezken yaptıklarını tek yol geçer aklından... KAÇMAK
Kaçarsın sanki unutacakmış gibi bu şehirden arkanda her şeyini bırakarak... Hayattan çalarak hayatından çalarak... İyi olacağım... Unutacağım... Karşına çıkıp unuttum seni diyeceğim diye yeminler edersin içinden... İhanet, lanet, hasret şarkıları tutarsın dilinde, dilinde öfke vardır sadece kim sorsa ?' unuttum lanet olsun ona dersin'' Ama gözlerin, yüreğin söyler gerçekleri unuttum derken gözlerindeki hüzün yüreğindeki acıdır gerçek olan... Unutamazsın... Unutturmaz hayat asla onu...