Hayata / Acta Est Fabula(Oyun Bitti)
İki kızıl sütunu, güneşten çalınan renk tonu ile kazıtmıştı imparator Augustos,
Acta Est Fabula; oyun bitti, okudum, okudum, okudum...
Başımda o yorgunluğun hayata bir dem sıcak sersemliği, bir de ağrısı. Sanırım onsuz olmuyor. Bir çırpınış, anlam yükleme telaşı, ardı sıra yetmiyor hayata... Yol türküsü çalınır, her nakaratta, oğul, kız sevinci oluverir yüzündeki keskin çizgiler...
Nereden nereye... Dedim ya; okudum, okudum, okudum
Barut kokusunu, kurşunkaleme eş eden Filistinli çocuk oluyorum bazen, sen dünü teğet geçen, ezelde yazılı kallavi hükümsün. Dilek tutuyorum ve alacağım var senden. Unutma; yürek de yelkovanında meydan okuyor sana.
Ve ben üşenmeden yazıyorum, çoğu zaman kinayeli gül döküyorum yollarına. Biliyorum, zor... Her sabah yahut sıkışık gün ağırlığı sunduğun bu insanlar, taze bir gazete kokusu... Kandırıyorsun, en kırılgan dalların kandırıyor. Parmak uçlarım yadsıyor atlas tuzakları. Sıradanlık karşılıyor, sadece nefes alma güdüsü değil bu. Anlamak, anlaşılmak, kim bilir tanımak. Belki de başlamalı yeniden içmeli seni. İlkin oturduğun koltuğu tanımak, badana beyazlığında içmek
Güneşi...
Gülme!
Seviyorsun sende süslü kafiye icatlarını Gülümsemen fazla geldi bilesin Lakin sözcük ayarı bizden içeridir, bazen yürekten kalem tutan elle çok uğraşma derim.
Satır başı sözün sonudur aslında, Kızarmış ekmek Yarım köfte Nebiş'ten ısmarlama, Beşiktaş işi midye olsun Unutmadım martıları Bostancı(kaçak trene binme hikâyeleri) İlle sarısı gülün İlle türkü Beyazı şarabın Pürüzyen dilimi İlle bu şehir...
Augustos, eşi Livia'yı öperken öğüt veriyordu,'sevginin, sevdanın, hayatın farkında ol hoşça kal'
Ve son sözünü söyledi' Acta Est Fabula(oyun bitti)'
Bir nefesle ağladık, toplandılar, doğduk,
Bir nefesle, ağladılar, toplandılar, ölmüştük...
Sevgiyle kal...