Hayatın Bedelini Yaşarken Ödedik

Hayat bize hiçbir zaman bedelsiz sunulmadı.

Ne sevmek kolaydı, ne güvenmek, ne de “tamam” diyerek devam edebilmek. Her adımda bir şeyimizi bıraktık geride; bazen bir hayali, bazen bir inancı, bazen de kendimizin en temiz hâlini. Öğretilmedi bize nasıl korunacağımız. Sadece dayanmayı öğrendik. Ve her seferinde, biraz daha eksilerek ayakta kalmayı.

Güldüğümüz anların bile altında gizli bir yorgunluk vardı. Kimseye anlatamadığımız, içimize gömdüğümüz, geceleri uykusuz bırakan bir ağırlık. “Geçer” dediklerimiz geçmedi. “Alışılır” dediklerimize alışamadık. Ama yine de sustuk. Çünkü hayat, konuşanları değil; susup yürüyenleri sınavdan geçiriyordu.

En ağır bedelleri, en saf duygularımızla ödedik. İyi niyetimizin, sabrımızın, affediciliğimizin karşılığı çoğu zaman yalnızlık oldu. Yanlış insanlara doğru kalpler bıraktık. Geri dönüp bakınca anlıyoruz; aslında kimseye fazla gelmedik, sadece yanlış yerdeydik. Ama bunu öğrenmek için bile canımızdan parçalar vermemiz gerekti.

Yorulduk. Hem de çok.

Fiziksel bir yorgunluk değildi bu. İçten içe çöken, ruhu ağırlaştıran, insanın kendisiyle bile konuşmak istemediği bir tükenmişlikti. Güçlü görünmenin, “idare ederim” demenin, başkalarını ayakta tutarken kendimizi ihmal etmenin bedelini ödedik. Herkesin yükünü taşıdık ama kendi yükümüzü kimseye emanet edemedik.

Hayat bize şunu öğretti:

Her kayıp, bir öğretmendir.

Her kırılma, sessiz bir ders.

Ve her düşüş, 

yeniden kalkmayı bilenler için başka bir başlangıçtır. Ama bu dersler kolay gelmedi. Geceler uzun sürdü. Dualar yarım kaldı. Umut, bazen sadece alışkanlıkla tutunduğumuz bir kelime oldu.

Şimdi dönüp baktığımızda, eski hâlimizi aramıyoruz. Çünkü o hâl, çok acı çekti. Saf kaldı ama incindi. Güvendi ama yaralandı. Bugünkü hâlimiz daha sessiz belki ama daha gerçek. Daha temkinli ama daha güçlü. Hayatın ne vereceğini değil, neyi alabileceğini bilen bir duruş var artık içimizde.

Hayatın bedelini yaşarken ödedik.

Kolay yollardan geçmedik. Kestirmeleri bilmedik. Düşe kalka, kanaya kanaya öğrendik. Ve şimdi, hâlâ ayaktaysak, bu tesadüf değil. Bu; vazgeçmemeyi seçmiş bir ruhun sessiz zaferi.

06 Ocak 2026 2-3 dakika 34 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (1)
  • 23 sa. önce

    Bütün bu hengâmenin, korkunun, adaletsizliğin, vurdumduymazlığın; üstüne içilen içkilerin ve onca duanın akıbetini sorsak? Bütün bu gerçeklik karşısında tanrınızın umursamazlığından başka ne olabilir ki?

    Hayat uzun boylu bir tiyatro oyunudur ve her canlı rolünü oynar. Ve biz, sonlanmayan bu oyunun sadece ama sadece kabahatleriyiz.

    selamlar..