Hüznün Zemin Katı


“Hüzün, bir şeyin eksikliğinden değil; her şeyin çok fazla olmasından, ruhumuzun bu kalabalıktan yorulup sessiz bir ‘elif’e sığınmasından ibarettir.”

Hilmi Yavuz.

Hayır, öyle bakmayın. Yüzümün yüreğimden daha yaslı, daha hüzünlü duran o kıvrımlarına, o kederli çizgilerine öyle derin bakmayın. Bakışlarınız, bir kış güneşi gibi, buz tutmuş bir nehri çözmek yerine donduruyor sanki. Oysa ben, elimde taşıyorum neşeyi;  bu neşe, taşkınlığından, coşkusundan yorulmuş, çocuk yaşta bir sözcük gibi duruyor. Kırılgan. Biraz dokunsanız, biraz yanlış baksanız, bir çocuğun hayali gibi tuzla buz olacak.

“ Hüzünle başlar yaşamak !

Ağlamak anne ve dünyaya ilk selâm”

Bakmayın öyle, çünkü bakışlarınızda bir suçlama, bir boşluk var sanki. Ve o boşlukta, benim elimde tuttuğum gökyüzü, kentin yorgun kanatlarından bir güğümden sızan su gibi dökülüyor. Şehrin kirine, gürültüsüne karşın tutmaya çalıştığım o masmavi gök, parmaklarımın arasından kayıp gidiyor.

.

Ben ki, gözlerimin seyrinde, kuşların bakışıyla baharı taşıyorum sırtımda. Kanat çırpışlarında umut, gagalarında bir taze dal. Bu yorgun, bu soğuk oluklarına, üşüme diye tatlı bir rüzgar getiriyorum. İçini ısıtacak, seni kışın o sert ayazından koruyacak bir fısıltı...

“ Ruhuna dokunurken üpertisi tan sökümü

Emzirir mor sütünden hayat !”

Aldırmaz mısın? Aldırmaz mısın hiç, göğsümün o Elif çatan kaşlarına? O, sükut içinde feryat eden, sözcüklerin bittiği yerde başlayan derin suskunluğa... Bir elif gibi dik, bir elif gibi mağrur, ama bir o kadar da içli... Sadece içli cümlelerin yordamıyla, onların inceliği ve hassasiyetiyle sindim senin sineye. Saklandım orada, görünmez bir elin dokunuşu gibi.

Haydi, açalım artık. Açalım koca ağaçları. Sırrın içimizde, bir imece gibi oynaşan, birlikte kurulan bir hayatın hayali gibi... Avucuma nabzını aldığım uzaklar... Hem çok uzak, hem çok yakın. Avucuma nabzını aldığım o yâr...

“ Kentin hüzünlü kollarına akarken zaman,

Zeminin kaşları çatık

Dilinde bir uzak türkü “

Her şeye rağmen, her şeye inat... İnsan en çok, konuşmaya cesaret edemediği cümlelerin ağırlığı altında ezilir; ben ise tüm o ağırlığı, göğsümün Elif çatan kaşlarına asıp seninle bahara çıkmayı bekliyorum. Seni, gül saçan ruhunun kanatlarından öpüyorum.

08 Temmuz 2026 2-3 dakika 9 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar (1)
  • 6 sa. önce

    [Hüzün ki, en çok yakışandır bize..] deyivermiş şair..çokça güzel tebrikler sevgimle