İ. Mesih

Normalde böyle yazılar yazmam ama yaşamları trajedi ile geçmiş üç karakter beni etkilemiştir. Bunlardan birisi de bu çocuktur, diğerlerii Sarah Baartman ve adını anımsayamadığım Afrikalı bir pigme kabilesinin şefi.

Paylaşmak istedim…

İ. MESİH

Durun canım bildiğiniz Mesih değil bu başka bir Mesih.

Adı İkbal Mesih, Pakistan’ın en yoksul Mudrike bölgesinde doğdu dört yaşındayken, on altı dolara fabrikada köle gibi çalıştırılmak için satıldı. Halı fabrikasında batılı sahipler için halı dokunuyordu, on yaşına geldiğinde sadece yirmi yedi kiloydu.

Kendi gibi otuz kadar çocukların olduğu kapalı koğuşlarda kalıyordu, yerde yatıyorlardı. Günde on dört saat, haftanın yedi günü çalıştırıldı. Pakistan yasalarına göre çocuk çalıştırmak yasaktı ama görünmeyen yasalar yazılı yasalardan üstündü.

İkbal bu yasayı öğrendiğinde fabrikadan kaçtı. Ama polisler tarafından yakalanarak tekrar fabrikaya teslim edildi. Lakin onu çalıştıran sahipler İkbal’in altı yaşından beri farklı olduğunu anladılar. Altı yaşında bir çocuk, diğer çocukları hakları için örgütlüyordu inanması imkansız ama bu doğruydu. Bakıcılar bu yüzden zorluk çekiyorlardı, koğuş ve çalışma şartlardan dolayı çocuk yaşta omurgaları eğildi, böbrekleri sorun çıkarmaya başladı.

Bir gün o bölgeye BLLF adlı aktivist bir gurubun geleceğini duydu ve yine kaçtı. Kaçarken arkadaşlarına seslendi.

“ Sizi özgürlüğünüze kavuşturmak için tekrar döneceğim.” Aktivist gurubun yardımıyla arkadaşlarını kurtarmanın tüm yasal evraklarını düzenledi. Evrakları fabrika sahibine bizzat kendisi vermek istedi.

Sahipler öfkelense de ortalığa saçılmışlığın haliyle İkbal’in otuz dört arkadaşını özgürlüğe kavuşturmasını engelleyemedi.

Bu tarihte bir çocuğun atattı en büyük adım olacaktı.

Küçük yaşına rağmen konuşma yeteneği ve zekası onu kısa sürede direniş ve uyanışın simgesi haline getirdi. Ağır şartlarda çalışan çocuk haklarının lideri ve önderi oldu, hareketi tüm ülkeye yayıldı.

On iki yaşında İsviçre ve Amerika’da konuşmalar yaptı. Tüm geri kalmış ülkelerin çocuklarını uyarmak ve uyandırmak istiyordu. Şöyle dedi bir konuşmasında.

“ Eskiden ben patronlarda korkuyordum, şimdi ise onlar benden.”

Lakin emperyalist sahipler onu farklı alanda kullanmak istiyorlardı. On iki yaşında bir çocuk buna direndi.

Ve on iki yaşında uğradığı silahlı bir suikast sonucu yaşamını yitirdi.

Onun gibi düşünen çocuklardan birisi olan Kanadalı on üç yaşındaki Craig Kielburger, bayrağı teslim aldı. Free The Children derneğini kurdu. Yüzlerce okul açıldı. İkbal’in yaktığı meşale tutuşmuş, parlıyordu.

Bu yaşamın çok eskilerde olabileceğini düşündünüz değil mi… Hayır kendi zamanınıza doğru dönün ve fısıldamanız duyulacak kadar yakın.

Ve emperyalizm bir çocuktan korktu.

İkbal 1995’te öldürüldü.

İyi ki bizim “Çocuk Bayramı”mız var. İyi ki “Atatürk”ümüz var.

Değil mi?

Ama…

(Tarihten Anektot’lar sayfasından yararlanılmıştır.)

11 Mayıs 2024 2-3 dakika 28 denemesi var.
Beğenenler (3)
Yorumlar (2)
  • 10 gün önce

    Bütün mesele emperyalist sistem değil mi zaten dünya ülkelerini birbirine düşüren hala günümüzde ve ülkemizde geçerli olan bir İ.Mesih bir Deniz Mahir Yusuf ölür zamanı gelir binlercesi doğar elbet İ.Mesih çocuk olamadan zulme boyun eğmeyen yetişkin oldu hem kendi hem tüm insanlık için ruhu şad olsun ve son cümleniz yazınızdaki ama...

    söylenecek o kadar çok şey var ki de anlatmak keşke mümkün olsa Sayın Kına 22 senedir bu milletin gözleri kör kulakları da vicdanları da sağır ne yazık ki ve ne var ki yaşın yanında kuruda yanıyor Aziz Nesin ustanın dediği gibi ;

    Söylediklerimiz kadar sustuklarımızdan da sorumluyuz.” “Ver mehteri” ile uyuşturulanlara ulaşmalıyız. Rahmetle

    Tebrik teşekkür ve saygımla değerli paylaşımınız için