İçimizde Kurulan Düzen

İnsan zihni, kendi içinde iki ayrı düzen kurar. Bunlardan biri korumaya yöneliktir, diğeri ise sınamaya. Bu düzenler dışarıdan dayatılmaz; zamanla öğrenilir, beslenir ve güçlendirilir. Korku da güven de bu iç yapılanmanın sonucudur. Bu nedenle insanın başına gelenler kadar, onlara nasıl alan açtığı da belirleyici hâle gelir.


Korkular, çoğu zaman dışsal tehditler gibi algılanır. Oysa asıl etkileri, içsel onayla başlar. Bir düşünceye sürekli izin verildiğinde, o düşünce davranışa dönüşür. Davranış tekrarlandığında ise kimliğin bir parçası hâline gelir. Bu süreçte korku, yalnızca savunma mekanizması olmaktan çıkar; yöneten bir güce dönüşür.


Buna karşılık zihnin başka bir katmanında, dengeleyici bir yapı da bulunur. Bu yapı, bireyin kendini koruma reflekslerini düzenler. Aceleyle değil, bilinçle hareket eder. Korkunun karşısına inkârla değil, farkındalıkla çıkar. Bu yönüyle iç denge, bastırarak değil tanımlayarak kurulur.


İki yapı arasındaki fark, hangisinin beslendiğiyle ilgilidir. Sürekli tehdit algısıyla beslenen zihin, savunmayı saldırıya dönüştürür. Buna karşılık bilinçle beslenen zihin, sınır çizer ve geri çekilmeyi de bir güç olarak tanımlar. Sonuçlar, seçilen iç düzenin doğal ürünüdür.


Bu noktada belirleyici olan, insanın kendine yönelttiği sorulardır. “Ne hissediyorum?” sorusu kadar, “Neden böyle hissediyorum?” sorusu da önemlidir. Çünkü sorgulama, iç düzenin hiyerarşisini değiştirir. Kontrolü korkuya veren zihinle, kontrolü bilince veren zihin aynı sonuçları üretmez.


İnsanın iç dünyasında kurduğu düzen, dış dünyayla kurduğu ilişkinin temelini oluşturur. Korkular yönetildiğinde değil, tanındığında etkisini kaybeder. Güven ise bastırıldığında değil, bilinçli biçimde beslendiğinde kalıcı hâle gelir. İç denge, seçimlerin sessiz toplamıdır.


Turgay Kurtuluş 



28 Ocak 2026 1-2 dakika 101 denemesi var.
Yorumlar