İnsan Olabilmek Destanı

Her birimiz yaşamak zırhlısının cer dişlileriyiz. Milyonlarca spermin içinden üstün gayretlerimiz sonucu yaşamak ödülü ile taltif edildik. Asker olduğum dönem bölük komutanımızın, askerliği daha çekilebilir kılmak için söylediği o ilginç cümle kulaklarımdadır hâlâ... ''Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bakın!'' Bu cümleyi bire bir algılamayın. ?Mademki doğduk, yaşayalım o halde' anlamına geliyor...

Yaşamak, insanoğluna ve insan kızına biçilen en güzel roldür. Hayatın tiyatrosunda herkes sadık kalmalı ilahi rolüne. Saldırmamalı örneğin en az kendi kadar yaşama hakkı olan bir diğerine. Cellat değil, cerrah olmalı. Kara çarşaf ve cübbelere bürünüp, karabasan gibi çökmemeli düşlerin üzerine. Marifet, geceyi boğan güneş gibi karanlıkları aydınlatmaktır...

Herkes görevini yapmalı, yaşamalı insanca ve dostça. Bilinmeli ki kaderimiz yaşamaktır. Er geç tükenmeye mahkûm olan bu tek ömürlük hayatı, ''merhumu nasıl bilirdiniz?'' sorusuna ''İyi bilirdik!'' Cevabıyla haykıran insanların helal edeceği şekilde yaşamalı...

Hayat, banka hesaplarındaki ve borç senetlerindeki rakamlardan ibaret değildir. Hayat, et ile kemiğin arasına sıkıştırılmış bir ruhani nefesten ibaret de değildir. Hayat, insan gibi yaşayıp, insan gibi ölebilmek destanıdır...

02 Ekim 2013 1-2 dakika 19 denemesi var.
Yorumlar