İstanbul Gibi
Aşkı tek bir anlama sığdırmaksızın seviyorum onu. Nasıl olur da kaptırırım kendimi bu kadar? Nasıl olur da aşka tövbe etmişken kalbimin kafesinden kaçan bir kuş gibi kaçıp gitmesine izin veririm? Nasıl olur da bir çift kara göze kalbimin bütün zincirlerini veririm eline? Sanki dün gibi elimi tutup beni hiç bırakmamacasına aşkıyla sarıp sarmaladığı an. Kokusunda, teninde bir şeyler var onun, biliyorum. Beynimin en karanlık dehlizlerine de mahkum etsem, onun adı bütün şehirlerde yankılanır. Tıpkı İstanbul gibi. Adına binlerce şiir de yazılsa hep eksik kalır güzelliği bir satırda. Nasıl sevdiğimi bir bilse, gözümden akan yaşlarla aşkımı kurumasın diye suladığımı görse. Ah sevgilim, ne güzel yakışır adın adımın yanına. Uzaktan da olsa ne çok seviyorum seni. Bir gün o güzel kalbinin kenarında köşesinde, hiç değilse kıyısında oturabilmek dileğiyle...