Kadın
Kadın içeri girip pencereyi açtı. Buz gibi soğuk çarptı duvara, haz edemediği konuşmalar çarptı, mutluluğu çarptı, hüznü çarptı, kırgınlıkları çarptı duvara. O odada yenen yemekler, aralarında geçen konuşmalar, bu zamana kadar izlenen filmler çarptı duvara. Veripte tutulamayan sözler, bir türlü yetmeyen güçler çarptı. Gözyaşları çarptı kadının duvara. Haykırışları çarptı. 'Dön lütfen seni seviyorum. ' diye sızlanmaları çarptı kadının. Bekleyişleri çarptı kadının duvara. Rakıya karışan suyun sesi, kadın için ağlayan bulutların yıldırımları çarptı duvara. Duvarda duvarmış haa iki sallandı, durdu olduğu yerde. Yalnızlığı çarptı kadının, o dört duvarla konuşulan konular, kimseye anlatamadığı sırlar çarptı duvara. Kadına yapılan ihanetler çarptı duvara ve dayanamadı duvar, vurdu tüm gerçekleri kadının suratına oysaki daha çok konu vardı konuşulacak, tartıp toplanacak ayrı kefelere konacak. Ama o kadar güçlü değildi duvar, son bir kez daha olanı biteni kadının yüzüne çarptı ve yıkıldı kadının karşısından. Zor geldi kadına olan biten. Omuzlarına ağır bi yük yerleşti. Eskilerde hiç bir şeyi takmayan kadına, ağır geldi tüm bu olan bitenler. Mutsuzdu da artık. Bir fırtına koptu kadının içinde, herşey kendi içinde toz duman olurken, yıkıldı kadın tıpkı bu zamana kadar acılarını çeken duvar gibi. Bir hiç olmuştu kadın. Kendi içinde un ufak yok olmuştu eski kendinden zerre yoktu artık kadının. Ve dayanamadı kadın. Gitti. İlk önce o evden sonra kendinden belkide bu zamana kadar bekleyip durduğu mutluluklardan gitti kadın...