Karadır Kaşları Ferman Yazdırır da Kim Okuyacak

Öyle harika bir türkümüz var değil mi? ''Karadır kaşlarıııııı feeerman yazdııııııırır aşkın beniiiiii diyaaaaar diyaaaaaar gezdirir.'' Kaşların tatlılığına ve güzelliğine bakar mısınız? O kara kaşa kara göze aşık olana ferman yazdırıyor... Tamamda o fermanı kim okuyacak... Nasıl bir ferman bu padişah fermanı mı?

Kaşlar kara olunca, gözlerde ela olur mu? Olur ya da olmaz takmamalı kafaya... Ferman yazdırıyor ya! İyi de bu ferman çok kısa olursa kıymeti olmaz, tam tersi uzun da olursa bu seferde okurken sıkılır insanlar illaki...

Adamdaki aşka bakar mısınız? Ufacık kaşlara sayfalara dolusu ferman yazıyor... Bir de kara kaşlardan başka şeyler olsa akılda, saçlar, gözler mesela, o al dudaklar, doksan altmış doksan ölçüler, göğüsler, demek ki o zaman ciltler dolusu sanat eserleri çıkacaktır belkide...

Aşk yarası bu o güzelim mısralardan sonra bir de Lokman Hekim girer olayın içine, girer de girdiğine de pişman olur iyiden iyiye... ''Lokman Hekim gelse yaram azdırır, yaramı sarmayaaaaaa yar kendi gelsin.'' Adama resmen sen o tıp diplomasını yırt at diyor arkadaş... Senden aşk yarasına bir derman, bir merhem olma durumu yok, demeye getiriyor... Gerçi o zamanda da tıp diploması var mıydı yok muydu, onu da araştırmamız lazım...

Yar kendi gelse, o aşk yaralarını sarmaya, her bir şeyde güzel olacak o zaman illaki... Ama bir türlüde gelmez yâr... İki aşık kavuştu mu aşk, aşk olur da, kavuşamadığı zamanda daha bir güzel aşk olur, ikisi de yanar yanar tutuşur kavuşamamanın ateşi ile... Öyle ya Leyla Mecnun eğer ki kavuşsaydı ya da Ferhat ile Şirin kavuşabilselerdi hiç o zaman efsane olurlar mıydı?

Ahmet Zeytinci

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış