Kendimle Hesaplaşırken Öğrendiklerim
Balkonumda oturuyorum. Saat 02:47 Şehir uyumuş, ben uyanığım. Bu durumda olan tek kişi ben değilim elbette ama şu anda öyle hissediyorum. Elimde bir defter, içinde başkasının yazdığı satırlar. "Çaresizlik hissi karşısında midem bulanıyor" diye bir cümle dikkatimi çekiyor.
İnsanın kendi çaresizliğiyle yüzleşmesi tuhaf bir deneyim. Günlük hayatın koşturmacasında fark etmediğim şeyleri, gecenin sessizliğinde görüyorum. Sokak lambalarının ışığı yüzümde titriyor. Uzakta bir ambulans sireni. Birinin acil durumu, benim düşünce anım.
Hayat ikililiklerin üzerine kurulu. İyi kötü, güzel çirkin, yaşam ölüm. Ben de bu ikiliklerin arasında sıkışıp kalmış gibiyim çoğunlukla. Ne tamamen mutluyum ne tamamen mutsuz. Gri bir alanda yaşıyorum sanki. Bu gri alanın da kendine özgü bir güzelliği var aslında. Kesin yargıların bulunmadığı, her şeyin mümkün olduğu bir yer.
Sokakta geçen çocuğu düşünüyorum. Bisikletindeki o doğallık, o anlık mutluluk. Ne zaman kaybediyoruz bunu? Hangi yaşta başlıyor bu karmaşık düşünme hali? Belki hiç kaybetmiyoruz, sadece üzerine çok şey biriktiriyoruz.
Bağımlılıklarım var. Kahveye, sigaraya değil düşüncelerime, endişelerime, geçmişin belirli anlarına bağımlıyım. Bu bağımlılıkları fark ettiğim anlarda değiştirmeye çalışıyorum ama çoğu zaman geç kalıyorum. İnsan ancak geride bıraktığı yolu net görebiliyor.
Bu gece farklı sorular soruyorum kendime. Cevaplarını bilmiyorum ama sormak bile rahatlatıyor. Rüzgar saçlarımı karıştırıyor. Şehrin sesi kulaklarımda. Belki uyku gelir, belki sabaha kadar burada kalırım. Her ikisi de olabilir. Bu gece kesinliklerin değil, olasılıkların gecesi.
Turgay Kurtuluş