Kolektif Kütle 27
Kolektif kütleli kolektif alan; sistemi amorti etmenin kendisidir. Sistemi geliştirecek olan ar-genin (araştırma geliştirmenin) icatlara, buluşlara, tatil yapmaya vs. kolektif boş zaman veya düzenli eğitim etmenin kişisi ve kolektif zamanını ortaya koyacaktı.
Köleci sistem içinde üreten temel ilişki ile vesile ilişkiyi mal ve hizmetler diye bağlantısız biçimde birbirinde ayırma işi, kişileri topluma yabancılaştırma işidir. Yine karşılıklı denkleş meyle gerekli kılınan temel inşa harcı ilişkileri oluşurken; yukarıda belirtildiği gibi köleci sistemin bilip de çözüm üretmek yerine görmezden gelerek helal kazanç dediğinin bir versiyonu da helallik, haramlık anlayışıdır.
Köleci mahsuplaşma içindeki köleci mantık anlayışıyla yoğrulup, olay ve olguları köleci dille anlatıp, köleci mana ilişkileri ile konuları anladığınız için helalleşme size çok normal geldiği gibi zaten başka türlüsünü de düşünemezsiniz. Deryada yaşayıp denizi bilmemektir.
Bunlar bilinenlerin üzerini örtmekle (kafirlikle) kafalara vurulan köleci damgalar ve köleci bukağılardır. Topluma yapılan ikinci bir yabancılaştırma söylemi olan manadır. Bu algılar güzellik değil sömürü algısını kişilere asimile eder.
Köleci sistem mal ve hizmetleri bidayette gelen bakıcılıkla hem bir tutar, hem de hizmetleri ikinci kez değerlendirmekle kar, kazanç kapısı yapar! Bu köleci aksin ikinci bir versiyon yansımasıdır. Her bakıcılık, kar kapısı olamaz ama 1 liraya aldığı ekmeği 110 kuruşa satar.
Böylece 10 kuruşu kar yapar (!) Veya bir liralık ekmeği, hile ile 90 kuruşa alır (üreticinin ya karşılıklı emek değerinden, ya da emek gücünden çalarak güya ucuza alır), Satıcı 90 kuruşa aldığı ekmeği! 100 kuruşa yani bir liraya,aslında olması gereken gerçek değiştirme değerine satar.
Satar satmasına da üreticinin ortaya koyduğu ekmekteki 1 liralık değiştirme değeri, 90 kuruş olmakla kolektif emeğin 10 kuruşluk değiştirme değerine ne olmuştu?
Bu 10 kuruşluk gizleme kişinin muhtaçlığını ortaya koyduğu gibi muhtaçlığı kontrol etmeyi görmezden, bilinmezden gelirler. Böylece nemalanan da nemalanmayı arzu eden herkes kör, sağır, ve dilsiz olmaya yatar. Aslında dilsiz şeytanlık budur.
Nemalanmayı arzu eden de o 10 kuruşu ele geçirmenin hayali ile kurtlar masasına oturmayı yeğler. 10 kuruşluk hileyi makul etmeye, ekmeğini taştan çıkarma denir. Yine hileci helalleşme mantığı ile “helalin de (!) 10 kuruş kazanılır!” Böylece kişi ekmeğini taştan çıkartır(!)
Toplumlar ekmeğini taştan çıkarma üzerine değil, kolektif bağlamından koparılmış soyut bir işsizliği, muhtaçlığı kontrol etme üzerine değil, zorunlu karşılıklı emekler işbirliği üzerine iş inşa ederek kurulmuştu.
Karşılıklı takas emeğin içinde bakıcılık gibi ürünün tüketim yerlerine ulaştırılması hizmeti varken; bir liralık ekmek helal kazanç ile ikinci bir kez nasıl yüz on kuruş olmuştur? Bilen yoktur! Köleci manayla helal jargonu orayı perdeler. Bir liralık ekmek neden 90 kuruş olmuştur kafa yoran yok. Çünkü kar diye kafalar afyonlanmıştır. Kendisi de kar peşindedir!
Halbuki 1 liranın karşılığı ekmek olarak veya her hangi bir farklı tüketim değeri olan kolektif emek değeri olarak artıp azalmayan bedel ile kullanım ve tüketim değeri olacak bir üretim nesnesi olarak karşılığı vardır.