Köprüler ve Kıyılar

İnsan, hayatını köprüler kurarak geçirir. Bir kıyıdan diğerine, bir günden diğerine, bir umuttan diğerine... Ama bazen fark etmez ki, asıl güzellik köprüde değil, kıyılardadır. Çünkü köprü, sadece geçiştir; kıyı ise duruştur, bekleyiştir, kendine bakıştır.

Hep koşarız. Bir yere yetişmeye, bir şey olmaya, birini yakalamaya... Oysa hayat, koşularak yaşanmaz; yürüyerek hissedilir. Ama biz, hissetmeye vakit bulamayız. Çünkü bir sonraki köprü hep daha önemli görünür. Ve böyle böyle, bir kıyıda hiç durmadan, ömrümüzü köprülerde tüketiriz.

Bazı insanlar vardır, senin köprün olur. Onlar sayesinde bir yerden bir yere geçersin. Ama unutursun ki, köprüler geçilmek içindir; üzerinde yaşanmaz. Ve bir gün o insan gider, sen ortada kalırsın. Ne önceki kıyıdasındır, ne sonraki... Sadece bir boşluktasındır.

Hayat, sana iki şey öğretir: Gitmesini bilmeyi ve kalmayı bilmeyi. Ama asıl zor olan, hangisinin zamanı olduğunu anlamaktır. Çünkü bazen gitmek, kaçmaktır; bazen kalmak, kendini kaybetmektir. Ve sen, o ince çizgide yürürsün.

Bir gün durursun. Köprüyü geçmezsin, kıyıda kalırsın. Etrafına bakarsın; ne kadar çok şey varmış. Kuşlar, bulutlar, rüzgâr, sessizlik... Hepsi hep oradaymış, ama sen hiç görmemişsin. Çünkü hep karşı kıyıya bakmışsın, ayağının altına hiç bakmamışsın.

Yalçın der ki: "Köprüler bağlar, ama kıyılar kök salar." Çünkü insan, bir yere ait olmadan huzur bulamaz. Ne kadar köprü geçersen geç, bir gün duracak bir kıyı ararsın. Ve o kıyı, bazen bir yer değil, bir andır. Bazen bir insan değil, bir duygudur.

Belki de hayatın anlamı, köprüleri geçmek değil; hangi kıyıda duracağını bilmektir. Çünkü her kıyı, bir başlangıçtır. Ve her başlangıç, bir seçimdir. Sen, hangi kıyıda duracaksın?

Dur bazen. Koşma, geçme, atlama. Sadece dur ve bak. Belki de aradığın şey, karşı kıyıda değil; tam ayağının altındadır.

14 Haziran 2026 2-3 dakika 3 denemesi var.
Yorumlar