Mutlu Son
Sevgi saygı görmediğim, ana baba nedir bilmediğim, yalnız yaşadığım, bir şey canım çektiğinde ağzımın suyunun akmasıyla kaldığım yani parasızlıktan hiç bir şey alamadığım, aç kaldığım, hatta açlıktan ölüp ölüp dirildiğim günler senin eserin...
Sen suçlusun demedim, senin eserin dedim farkındaysan? Bu kadar değersiz olmama rağmen; çizip, boyadığın ve göz üstünde tuttuğun bir portreydim ben. Gözün gibi bakıyordun, ''bakmalıydın daha doğrusu...'' Kulağıma bir şeyler geldi... Leonardo da Vinci diye birinin de çizdiği bir portre varmış... Adı Mona Lisaydı sanırım. Evet, evet. Mona Lisa. Benimle o portreye kafa tutuyormuşsun. Değer miydi sevgili? 3-5 kuruş için içinde beslediğin aşk ile prim yapmaya değer miydi... Bunu öğrendiğim gün, ''Ben varken, Mona Lisa'da kimmiş'' deyip kendimi yüksekten tuttuğum gün yemiştim kıçıma tekmeyi...
Ama nerden bilecektim güvenimi boşa çıkaracağını? Nerden bilecektim verdiğim şansı hak etmediğini... Nerden bilecektim, sana güvenilmeyeceğini!
(...)
Küçük yaşlarda annemizden, babamızdan o çok istediğimiz uzaktan kumandalı arabalar veya da barbie bebekler var ya, onlar kadar değerim kalmamıştı... O gün ders olmuştu bana. Dağına, taşına, toprağına kurban olduğum şehrinde; yürümekten aciz iken, sana koştuğum günlerde, benim üzerimden prim yaptığını nerden bilebilirdim!
''Her gün yeni bir başlangıç yapmama rağmen, sonu aynı olan hayatımın peydahladığı acılara kürtaj yapmayı öğrendim!''