Nery Bonjaskie ve Işıklı tabut
Moskova'nın en talihsiz ailelerinden bonjaskie'lerin nery adından bir çocukları dünyaya gelir, maddi olarak çok zengin olmalarına rağmen nery okuluna sıradan bir kolejde başlamak zorunda kalmıştır, çünkü söylediğim üzere çevredeki hiç kimse bonjaskie ailesini sevmiyor gördükleri yerde yüzlerini çeviriyormuş. Nery 8 yaşında moskovanın ?'NAKASHA ROJD'' kolejinde öğrenime başladığı sıralarda, okulun dışlanan çocuğu olarak göze batıyormuş. Hiç ama hiç arkadaşı yokmuş, bu yüzden günlerini gereğinden fazla kitap okuyarak geçiren nery, bir gün okul kütüphanesinin yolunu tutmuş. Moskova'nın en büyük kitabını seçmek istiyordu, çünkü o kadar yalnızmış ki kitap ne kadar büyük olursa o kadar süre bir arkadaşı olacaktı. Üzerine giydiği beyaz pardisüsü ve yeşil püsküllü şapkasıyla okul kütaphanesinde bir sağa bir sola dönüştü durdu. Heyecanlıydı, bir yandan okuyacabileceği kitabı arıyor, bir yandanda kütüphanenin son bölümünde oturan görevlinin yanına varmaya çalışıyordu. İlerledi ilerledi ilerledi.... En sonunda görevlinin yanına varmak üzereyken durdu, içine garip bir kuşku düşmüştü. Görevlinin saçı oldukça uzundu, ve kafasına mavi bir korsan şapkası geçirmişti. Dev kitaplarla dolu masasında sinsici mırıldanarak bir şeyler yazmaya çalışıyordu. Bu durum nery'i oldukça ürkütmüştü. Bu nedenle arkasını dönüp ordan uzaklaşmak istedi, işte tam bu sırada görevli arkasını dönerek söze girdi ?Merhaba bay Nery Bonjaskie , Nery inanılmaz bir korkuyla arkasını döndü ve şöyle dedi- Adımı nerden biliyorsunuz bayım. Görevlinin yüzünün bir tarafı yanmıştı, bu durumda, oldukça korkan nery'i dahada telaşlandırmaya yetmişti. Nery'in oldukça ürktüğünü gören görevli gözünü hafifce kısarak başını aşağı doğru oynatmaya başlamıştı.-Okulun en çok kitap okuyan çocuğunun adını bilmekle , hatamı yapıyorum NERY!. Bu sözlerin ardından nery'in zirveye ulaşan korkusu biraz hafiflemiş gibi gözüküyordu. Nery görevlinin bu sözlerine karşın hafif bir gülümsemeyle oradan uzaklaşırken, arkasından görevli şunları haykırıyordu ?Bay nery, elbet bir gün geri döneceksiniz!, aradığınız kitap bende efendim. Görevlinin bu sözleri nery'i oldukça etkilemişti, Kütüphaneden ayrılarak sınıfa doğru ilerledi. Okulun uzunca bir koridoru bulunuyordu. Sınıfa varmak için bu koridoru geride bırakmak gerekiyor, fakat nery bu koridordan geçmeyi cehennemde tur atmaya benzetirmiş. Çünkü burdan her geçişinde nery'i gören yüzünü çeviriyor başka şeylerle ilgileniyormuş. Nery bu koridoru günlüğünde şöyle anlatır ?Sevgili günlük, hayatta kendimi bir yerde ruh olarak gösteriyorum, hergün sınıfın yolunu tuttuğum o uzun koridorda. Aslında nery'i tanıyanlar sıkı bir dostluk kurmakta güçlük çekmiyordu çünkü o gizemli sayfaların talihsiz çocuğuydu. Nery o sevimsiz koridoru hızlıca geçerek sınıfa vardı. Ve sınıf kapısının önünde şunları söyledi ?olamaz f sınıfımı oo! Tanrım bu kadarda düşmüş olamam , ardında yüzünü ekşiterek sınıfın içine girdi, Nery Sınıfa girer girmez sınıfta inanılmaz bir çığlık yükseldi. Ardından arka sıradaki Ric ayağa kalkarak şunları söyledi ?Bayan Mörfhi, onu bu sınıfta istemiyoruz efendim. O oldukça uğursuz bir çocuk , onunla aynı sınıf içinde kalamayız. Ric bu sözlerinden sonra tüm sınıfa şunları söyledi ? öyle değil mi arkadaşlar, Tüm sınıf ? DEFOL... DEFOL... DEFOL... diye haykıramaya başladı. ardından Ric devam etti- Sizde görüyorsunuz ki bayan Mörfhi onu hiç kimse istemiyor, onu sınıftan atmalısınız efendim. Ric'in bu sözlerinin ardından sınıfın en geveze kızı ?'Angelina Birdman'' söze girdi. -Bayan mörfhi, Nery hakkındaki düşüncelerinizi hayatından bezmiş ukela bir çocuğun söyledikleriyle şekillendirmemelisiniz, öyle değil mi?. Bayan mörfhi nery'in gözlerine bakarak- Geç bakalım nery . diyerek elini sınıfa doğru uzattı. Ardından sözlerine devam etti- Evet çocuklar bugün ?'ROJD'' kolejindeki ilk gününüz isterseniz bu ilk günü tanışarak geçirelim, evet Ric başkalarının günlük hayatlarına oldukça meraklı bir çocuk olduğunu gördük. Acaba bize kendi günlük yaşantından ve kendinden bahseder misin ?. Ric oldukça şişman bir çocuktu, hafif hafif silkinerek yavaşça ayağa kalktı bunun üzerine Bayan mörfhi-Evet Ric seni dinliyoruz. Ric başını aşağı doğru eğerek uzun uzun baktı . Ric'in konuşamadığını gören Angelina söze girdi- Adım Ric, oldukça şişman ve aşağılık bir insanım günümü hamburger yiyerek geçiririm. En sevdiğim Film ?'Hamburger canavarı''dır. Angelinanın bu sözleri üzerine tüm sınıf uzun bir kahkaya boğuldu bunların içinde bayan mörfhi'de vardı. Angelina ve Ric arasında uzun bir tartışma sürerken nery'in aklında hala görevlinin haykırışları yer alıyordu. İçinden bir ses onu kütüphaneye doğru ilerlemeye teşvik eder gibiydi. Bu içinden çıkılmaz düşünceler nery'in kafasını oldukça oyalıyor gibiydi, ta ki; bayan Mörfhi'nin seslenişine kadar- Evet Nery, bize biraz kendinden bahseder misin? Acaba. Nery okadar dalgındı ki mörfhi'nin söylediklerini duymaksızın gözlerini pencereden çıkartıp karşı tarafındaki kütüphaneye dikip öylece duruyordu. Bunu gören bayan Mörfhi masasından kalktı angelinanın sırasını geçti ve nery'in olduğu sıranın önünde durdu. Ve şöyle dedi- Nery, burdamısın artık nerde olduğunun farkına varsan iyi olacak evlat. Nery' bu ikazı duyunca hiçbir şey olmamış gibi davranıyor, aksine kendini savunmaya çalışıyordu ?Hı! Kusura bakmayın bayan Mörfhi biraz dalmışım. Bu cevabı duyan Ric oldukça alaylı bir tavırla- ooov madam!Yine hayali bir romanı gerçek sanmıştır bilirsiniz ya işte her zaman ki hali. Ardından çantasına kurcalamak için aşağı doğru eğildi, kırmızı desenli büyük bir kitap çıkardı, ve sıra arkadaşı Mike Obliy'e dönerek ?Ona ne yaptığımı izle ve gör, Ric obliy'in ajandasından bir kağıt yırtarak nery'in sırasına doğru fırlattı, nery kağıdı gördü ve arkasına dönerek ric'le göz göze geldi. Ric ağzını oynatarak sessizce şöyle diyordu ?Aç ve oku nery. Kağıdı aç ve oku nery. Ric'in bu sözlerine karşı nery tatlı bir gülümsemeyle dudaklarını içeri doğru çekti ve kafasını hızlıca aşağı yukarı salladı, onay verircesine. Ardından yüzünü öne doğru çevirerek , kağıdı büyük bir heyecanla açtı. Kağıtta tam olarak şöyle yazıyordu ?Kitap okumayı çok sevdiğini biliyorum, bu yüzden sana gizemlerle dolu bir kitap hediye etmek istiyorum, lütfen hediyemi kabul et. Ric WÖLSIN. Nery ric'in bir anda neden böyle bir şey yaptığını düşünürken Angelina Birdmın ön sıradan arkaya doğru eğilerek- Bence kabul etme nery, Ric sana neden iyi bir şey hediye etmek istesin ki. Nery oldukça mütavazi bir tavırla ?angelina, Her insan hatasını zamanı gelince anlayabilir ve bence Wölsın'da öyle. Onun nezaketine hayır diyemem. Ayrıca bir kitap bana nasıl bir kötülük yapabilir ki?... birdmın sözlerine devam edecekti ki, bayan Mörfhi orta derece bir ses tonuyla-İlk dersimiz bitmiştir çocuklar, çıkabilirsiniz, Fakat siz hariç bay nery. Anlaşılan söylüyecekleri kursağında kalan angelina derin bir nefes alarak sınıftan ayrıldı. Ardındanda Ric arka sıradan sınıfın kapısına doğru ilerlerken oldukça kısık ve ürkütücü bir sesle -hediyemi çok beğeneceksin nery, bayılacaksın. Dedi ve sınıfın kapısından çıkıp koridora doğru ilerledi. Sınıfın içinde kimsenin olmadığından emin olan bayan Mörfhi kafasındaki peruğu çıkartarak masasının üzerine koydu, ve çantasından siyah bir gözlük çıkartarak gözlerine geçirdi. Ardından boğazını temizleyerek söze girdi ? Bak Nery kournest, önünde tarif edemeyeceğin bir yolculuk var, Ve iyilere oranla kötülerle, iyiliğe oranla kötülükle dolu. Nery bu sözleri dikkatlice dinlerken - Bonjaskie efendim, ardından kafasını yere doğru eğdi ? Soy ismim bonjaskie, Siz az önce kournest dediniz de. O yüzden şey ettim. Bayan Mörfhi nery'in bu şaşkın bakışları arasında donup kaldı. Uzunca bir sessizlikten sonra sözlerine devam etti. ?Bak nery, gördüğüme göre sandığımdan daha az şeyi biliyorsun. Sana gerçekleri söylemek çok isterdim ama bunu yapamam. Bayan mörfhinin bu sözlerini duyan Nery oldukça kızgın ve öfkeli bir tavırla- Nedir bayan mörfhi, bana söylemekten çekindikleriniz, ve bilmediğim gerçekler neler. Neden tanımadığım insanlar benden ürküyorlar. Artık istenmeyen çocuk olmaktan sıkıldım. Galiba bana söyleyemediklerinizle bütün bunların bir alakası var. Bayan mörfhi nery'in bu sözleri üzerine derin bir nefes aldı. Tam sözlerine başlıyacakken kütüphanenin gizemli görevlisi sınıfa girdi.-Özür dilerim bayan mörfhi, Nery'le konuşmak istediklerim var izninizle. Ardından nery'i alarak ordan uzaklaştı. Koridora vardıklarında görevli nery'i omzundan iterek ?Çabuk evlat! Çabuk.. diye sessizce fısıldıyordu. Koridoru geçince mavi elipslerle bezenmiş, adeta bir kordinat sistemini andıran bir alana vardık. Nery'i arkasına baktığında artık çok geçti. Görevli onunla birlikte değildi. Sinsi bakışlarıyla her şeyi ilk gün ki gibi tazece bırakan o görevli, Elindeki kumandanın tuşlarına nery'in garip bakışları arasında dokunmaya başladı. 1,9,2,3,11. ve güle güle bay nery kournest. Görevli uzunca bir kahkaha attı- hahahahahaha!. Nery, şaşkınlıkla dolu korkusunu kournest ismini duyana dek belli etmemişti. Gerisi(söylememi bile istemezsiniz). STEABEK GİRDABI öyle bir kasabaya gelmişler ki; bir daha dönüşü mümkün olmamış. Kasabanın en az 100 yıl önceden kalan bir içki dükkanı varmış sahibi ''yaşlı sam'' oldukça inatçı bir ihtiyarmış, Yüksek hafızamın kehaneti bir ilim dalına çevirişine anlam veremiyordum,en azından öyle olduğu düşünmek istiyor,arzuluyordum. ''Yaşlı sam'' kasabanın gelmiş geçmiş en önemli kahinlerinden biriymiş, yani anlayacağınız üzere bana oldukça ters düşen bir şahsiyet ve bir gün delice bir kehanetle kapımı çaldı. Kehanet şunlardan ibaretti; Bundan yarım asır sonra bu kasabaya bonjaskie adından bir büyücü gelecek ?'melinslerin dirilişini'' gerçekleştirecek insanda o olabilir. Bunları söyledikten sonra bana tozlanmış sayfalarla harçınlaşmış papirüsler gösterdi. Bu papirüsler on farklı tabut hikayesinin bulunduğu gözgeçmez ansiklopedilerden bir kaçıydı. Vakit o kadar geçtiki yaşlı ihtiyarın gözlerinde uykunun tebessümler belirttiğini fark etmeye başlamıştım bile. ki; fazla da durmadı zaten ama giderken bir şeyler mırıldanıyordu sanki. Bir ara kendimi silkedim ve bir kaç cümle yakalamaya çalışır oldum. Işıklı bir tabuttan bahsettiğini anlamıştım ama daha fazla derin düşler kuramıyordum. Ve o yağmurla geçen gece yarısındaki söyleşinin ardından tam yarım asır geçti deli dolu. ''Yaşlı sam'''in kehanetinin doğruluğunu kanıtlama vakti gelip çatmıştı. Bay joseph'in herşeyi hayata zincirleyen bir sözü vardı -Sabrını unuttuğun anda ayağına gelecek fırsatı hatırlayabilirsen, sen gerçek bir dahisin. İşte bu sözler uzunca bir tatile çıkardığım hislerimi çağırıyor bilinmez sorularla kafiyeler yaratmak istiyordu. Kısacası zamanın denizden ayrı kalan bir kayıkçı gibi hasta kaldığım yanları beni benliğime gittikçe özletiyor çekilmez bir hal aldırıyordu. Açıkcası neler olacağını anlamakta zorluk çeker gidiydim, kehanet doğrumu, eğer doğruysa ilk adımı atan kim olacak, yoksa tüm bunlar basit bir bunaklık senaryosumu. gibi sorularla uğraşıyordum ki gördüğüme göre birileri bizden daha erkenci bay nery bonjaskie. Nery düşünceliydi, Fakat en yakın dostu zagor içten bir gülümsemeyle yokluktan doğan korkumu gittikçe büyütüyordu. Nery kafasını yerden kaldırıp gözlerime doğru kenetledi, ve merhaba bay bay- domuz kulağı bu adı duyan zagor hafifçe çığlıklar atmaya başlamıştı, uzunca bir kahkadan sonra zagor : kusura bakmayın ama size neden domuz kulağı diyorlar öğrenebilirmiyim bay schapp williams, diye hıçkıra hıçkıra tekrarladı. söylenenler karşısında oldukça titriyor olayı hafif hakaretlerle gidermeye çalışıyordum. Bu soru karşısında oldukça şaşırmıştım çünkü tam 20 yıldır bana hiç kimse schapp williams adıyla seslenmemişti .Doğrusunu söylemek gerekirse bu isim artık benide sıkmaya başlamıştı. Uzunca bir dalgınlıktan sonra zagor'a dönerek: - Seni ukela şişman, sana dersini verirdim fakat daha önce ismimi nerden öğrendiğinizi bilmek isterim. Zagor çantasından çıkardığı sandviç'i kemirmeye başlarken, Nery söze atıldı - Bizi size Büyücü darkness gönderdi. Steabek kasabasına gidin orda sizi ''Yaşlı sam'' adında bir kahin bekliyor olacak benim en sadık dostlarımdandır size yardımcı olacaklarından eminim. demişti. Bu sözler karşısından zagor'un sandviç'ünden bir parça kopararak kulübeye doğru hareket ettim. Ve siyah paltomun cebindeki 10 farklı tabut hikayesini çıkardım ve bir bölüm okudum;
''Ölümsüzlük ülkesinde insanlar ve melekler bulunurmuş, dünyadakinin tam tersine insanlar yaşar melekler ölürmüş bu ülkede darkness adında kötü bir büyücü varmış. Kendini tanrı yerine koyarmış insanlarında melekler gibi kendisine tapmasını istermiş. Fakat insanlar onun gibi cani bir büyücüye tapmakta zorluk yaşamışlar Ve bundan dolayı bu kötü büyücü milyonlarca tabut yaptırmış ve ölümsüz olan bu insanları koca tabutlara kilitleyerek yerin 7 kat altına gizlemiş yerini kolayca bulmak içinde sadece bir harita yaptırmış ve o haritayıda kendisinden başka kimse kullanamazmış çünkü o haritada tabutlara gizli insanları kurtaracak ışıklı tabut'un yeride gizlidir. İşte o günden bu yana ölümsüzlük insanlardan meleklere geçmiştir, İnsanların tekrar eskisi gibi ölümsüz olması için bir insanın oldukça tehlikeli bu yolculuğu gerçekleştirerek ışıklı tabudu gün yüzüne çıkarmasıyla son bulacaktır. altındada bir not: bu hikayeyi okuyan herkes bildiğinden fazla şeyi bilmiyor olacaktır...
Okumayı şiddetli bir merakla beklediğim bu 10 hikayenin sadece bir tanesi beni oldukça etkilemiş, Farklı bir dünyanın varlığına inandırmaya başlamıştı. Tam kağıdı cebime koyacaktım ki nery kulübenin kapısından yavaşça girdi ve şöyle dedi. - bay schapp şu haritada size gösterdiğim nokta tam olarak neresi oluyor acaba. Bu oldukça yorucu olacağa benziyor. Hemen söze atıldım. - bir o kadarda tehlikeli ve eğlenceli. Kağıdı yerine illiştirdim ve tekrar bay nery bonjaskie'ye döndüğümde çoktan dışarı fırladığını farkettim. Çok sabırsızdı haritada bir şeyler keşfetmeye çalışıyor ipuçlarının bulunduğu bölümleri kalemiyle ufak notlarıyla işaretliyordu. ''Yaşlı sam'' in dükkanına doğru ilerledim belki bir bardak kahvenin güzel sohbetleri peşinde götürdüğü doğrudur diye hafif hafif nery'e göndermeler yapıyordum. İnatçı ihtiyarın yırtık papuçlarını geçtikten sonra dükkanın içine ilk adımımı attım. Oldukça eskiydi, uzun bir zamandır kimse uğramamışa benziyor. İçki reyonuna doğru ilerledim iki bardak çıkardım ilkini doldurdum ikincisine geçecektim ki; üzerinde göz kamaştıran renklerin bulunduğu esrarengiz bir kasa gördüm. Ve zaman kaybetmeden yanına doğru ilerledim. Örümcekler her tarafına yuva yapmış gidiydi uzun bir süredir hiç açılmamışa benziyordu. ilk önce kolu tuttum kuvvetlice çekmeye çalıştım ama başaramadım anlaşılan sihirli bir düzenekle korunuyordu. Bunun gibi düzenekleri keşfetmek benim gibi tarih öncesi bir zihne saçmalık gibi geliyordu. Bu yüzden kahveleri alıp dükkanı terk ettim. Çıktığımda nery hala haritadaki kafa kurcalayan sırla meşguldü. Yanına yaklaştım ve - ooov! biliyormusun evlat, aslında aradığın şeyi biliyor olabilirim. Nery kafasını haritadan bir an olsun kaldırmadan- Sanmam, daha ne aradığımızı bilmiyorsun bile. hiddetli bir cevapla beni başından savmaya çalıştı. Ama ne yazık ki; ''yaşlı sam''in sahip olduğu inatçı ruh bu bedendede saklanıyordu. Elimdeki bardağı masaya bırakarak Nery'in masaya eğildiği kadar eğilerek(tam yüz yüze gelerek) bir daha düşün evlat sana yardım edebileceğimden eminim. Diye ikince kez ikaz ettim. Nery bu ikinci uyarımdan sonra başını haritadan kaldırdı başını gözlerime iyice dikti. Ve oldukça asabi bir tavırla:- Bak ihtiyar, durum senin fosilleşmiş beyninin algılayamıyacağı kadar vahim.Ve ben Hiç bir şeyi çözemiyorum gerçek dışı hikayeler, alaylı sözler, ve akılalmaz bilmeceler çözemediğim çok şey var ihtiyar, bu yüzden beni bir süreliğine rahat bırak tamam mı?. Nery'in bu sözlerinden sonra o gizemli sandığı ona nasıl anlatacağımı düşünmeye başladım. Belkide nery'in aklını karıştıran şeylerin bir ilacıydı bu sandık. Bu yüzden nery'e yaklaştım ve mahsum bir ses tonuyla -Bak genç adam sen nery bonjaskie sin-ve eğer kehanet doğruysa darkness bir gün gerçekten tanrı olacak ve bunu sağlayacak güç bir tek sende bulunuyor. Bir daha düşün nery, o bilmecelerde neden bahsediyordu acaba. Tamı tamına okuyamıyorum ama şöyle bir şey galiba; -Ölümsüzlük biter sanma-yer altına yanar lamba. Evvett!. biliyormusun nery, Sen gerçekten çok şanslı bir çocuksun, Yani galiba ben bilmecenin cevabını biliyorum. Olabilir yaşlı adam fakat bunu öğrenmekle yer altına açılan kapıyı bulmak her şeye rağmen çok zor olacaktır. Çok doğru nery, Şansının yanında oldukça akıllı bir çocuksun sen. Fakat ben yer altına açılan kapıyı bulduğumu sanıyorum. Nery bu cümlemin ardından derin bir nefes alarak başını iki yöne doğru salladı. Ardından gözlerinin içinde mutlu bir tebessüm belirdi. Başını öne doğru eğerek- biliyormusun ihtiyar, sen bendenden zekisin. Sana söylediklerim için lütfen beni bağışla. Uzunca bi konuşmanın akabinde, Bay nery'in bana karşı olan affı beni oldukça sevindirdi. Bay nery'e dönerek.- bayım inanın ki size karşı hiç bir kötü düşüncem oluşmadı, ayrıca bağışlamak sadece tanrıya mahsustur. ama yinede saygınızdan ötürü teşekkür ederim. Diyerek sözlerime devam edecektim ki nery boynuma yapıştı ve bir an önce beni sandığın yanına götür ihtiyar , yoksa kulaklarım seninki gibi bir domuzunkinden farklı olmayacak diye tehditler savurdu. Belki Nery yıllar sonra günlüğümde oldukça asabi biri olarak kalacak ama, o yüreğimde saklı kalan bir günlükte emeli için savaşan,cesur bir savaşçı olarak kalacaktı. Nery bonjaskie ile olan görüşlerimin ardından onu ''Yaşlı sam'' in dükkanına götürdüm . İçeri girmek için hareket edecektik ki nery aşağılayıcı bir tavırla. - kesinlikle burası olmadığından eminim, Haritada geçidin bir deniz fenerinin altında olduğu yazıyor fakat bu civarlarda deniz felan yok. Biz ise anlamsız bir hikayenin peşinden döküntü bir içki dükkanına girmek üzereyiz. Oldukçu ilkesiz ve bencil bir görüştü bu. Yani ilimci bir dille ön yargı dediğimiz düşünce örneğiydi. Gözlerimde kırmızı bir çerçeveyi andıran gözlüklerimi çıkardım ve hafifce bir kahkaha attım. Daha sonra bay nery'e dönerek - aaa nery bonjaskie , sevimli maceraların şanslı çocuğu. Zekana karşı yaptığım övgüyü bir süreliğine geri almak zorundayım evlat. Neden mi? çünkü bu haritanın tam 5000 homis yılı önce çıkartıldığını düşünemeyen bir çocuğa bu övgü biraz fazla galiba. Nery uzunca bir şaşkınlıktan sonra başını kaşıdı ve şapşal bir ifadeyle bana dönerek- Nasıl yani? ne demek istiyorsun, yani bundan 5000 homis yılı önce burda bir denizin olduğunu mu söylüyorsun . hayır evlat bunu ben değil ''Yaşlı sam'' in darkness'a yazdığı denizcilik anıları söylüyor. Mesela bir tanesini dinlemek ister misin?. Nery- Evet, kesinlikle. Merhaba sadık dostum darkness, Uzunca bir zaman görüşemiyoruz ama sakallarının ne kadar uzadığını maviliklere düşen aklarla anlayabiliyorum. Seninle ne çok mutlu geçen anımız var. ''Hormis 1500'' ü ilk yaptığımız ve birlikte maviliklere açıldığımız ilk günü hatırlıyor musun? önümüzde zıplayan mavi canavarları ezip geçişlerimizi hatırlarmısın... Ah ne günlerdi En kısa zamanda Bir daha o günleri görme dileğiyle Steabek kasabasından yaşlı sam.
Nery uzunca bir düşten sonra kendine geldi. Kendine geldiğini görünce kulağına doğru uzandım -Şimdi herşeyi Anlayabildiniz mi Bay bonjaskie diye iki kere tekrarladım. Nery bunlara inanmamış olacak ki gözlerini şiddetle parlatarak söze girdi.- bundan hiç bir şey çıkartamayız deniz diye bir şeyden bahsetmiyor mavilikler diyor bu herşey olabilir. Mesala bir gökyüzünden bahsediyor olabilir. Ama bay nery ''Homis 1500'' adında bir gemiden bahsediyorlar. İhtiyar ne kadar hayalperest bir insansın. Biraz daha derin düşünmek varken kolayına kaçıyorsun. ''Homis 1500'' e gelince bir süpürge çeşidi olabilir nede olsa darkness büyük bir büyücü değil mi? sihirli bir gökyüzü süpürgesi olabilir. Hayır bay nery asıl derin düşünmeyip kolayına kaçan sizsiniz çünkü mektupta mavi canavalardan bahsediyor buda büyük kocaman dalgalardan başka bir şey değildir. Ve Ve her şey gösteriyor ki; bundan 5000 homis yılı önce burda bir deniz vardı bunu hiç bir şekilde inkar edemezsiniz bay nery. Nery bonjaskie olanlardan dolayı duyduğu kaygıyı başını kaşıyarak anlatmaya çalışır gibiydi. Benim yüksek bir inançla telafuz ettiğim sözler onu bir hayli yormuş, bildikleriyle huzurlu bir sorguya terketmişti. Nery elindeki haritayı soldan sağa bir kez çizerek çantasına koydu. Ve bana dönerek - peki ihtiyar dediğin gibi olsun beni her geçen dakika ürkütmeye başladın. Bu düşündüklerinize oldukça sevindim bay nery. Buyrun buyrun efendim. Bay nery tozlarla bezenmiş koltukları geçerek ışıklı sandığın yanına geldi. Ve paha biçilmez bir haykırışla - VAVVV!. bu mükemmel bir şey schapp. Uzunca bir şaşkınlığın ardından sandığa doğru yaklaştı ilk önce o da benim düştüğüm hataya düşerek kolu büyük bir heyecanla çevirmeye çalıştı. Ha gayret ihtiyar oluyor galiba. diyerek çevirdi durdu. 2,3,4,5,6,7 heyy ihtiyar neyin var senin neden yardım etmiyorsun. Biraz sonra bay nery'in düşeceği komik durumu gözümün önüne getirerek hafif bir gülümsemeyle - Şeyy bay nery, ufak bir sorunumuz var efendim galiba bu şey bir bilmeceyle açılıyor. Bay bonjaskienin yanağına çoktan hafif bir allık gelmiş gibiydi. İlk önce ellerini bir bezle duruladı ve yanıma gelerek söze atıldı.-Neden bunu daha önce söylemiyorsunuz.dedi ve oldukça kızgın bir tavırla 11 harften oluşan bilmecenin yanına doğru ilerledi. Sandığın başında bulunan anlamsız cümleleri bir bir okumaya başladı. -Sen aşağılık bir hergelesin. NE nasıl yani şaka mı bu. Buda ne demek oluyor zeki bunak . Bay nery bu anlaşılmaz cümleyi tekrarlayarak ''Yaşlı sam'' in dükkanında dört dönmeye başlamıştı bile. Bay nery'i biraz daha rahatlatmak için cümleyi bir kerede ben okudum -Sen aşağılık bir hergelesin. Sen aşağılık bir hergelesin. cümleyi esrarlı bir şekilde tekrarlaya dururken birden evvet doğruya diye atıldı bay nery bonjaskie. İpucu burayı bir insanın bulması istendiği için okuyabileceğimiz şekilde yazıldı. Fakat cevap meleklerin dilinde oluşturuldu.