Okuma Zamanı
Bu yazı, 01.02.2012 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Bu zamanlar fazla geliyor bana. Ne yapacağımı bilemeden oturuyorum saatlerce. Uzaklardaki ses bile bana hiç yokmuş gibi, hatta hiç duyulmamış gibi geliyor, yoksunlaşıyorum. Dilimde kelimeler bile tükeniyor. Artık ne diyeceğimi bilemez oluyorum.
Yorgun düşüyorum yorulmadan, hiç sessizlikten usanmadan...
Yağmur demeden çamur demeden günlerini günlerine katıp tarifsizce çalışıyorlar. Evet zaman varsa bir amaçta olmalı. Boş duranı Allah bile sevmiyor. Hergün aynı yollara sürüklenen bizlik sadelikleri, öylesine kaptırıyoruz ki kendimizi işlerimize, bazen yaşamayı bile unutup robotlardan farkımız kalmıyor. Önümüz arkamız dert tasa ve zamanın inceliklerinde kaybolup gitmek. Hemde dirilip tekrar yitmek... Sorgusuzca...
Elimizdeki değer kısımları bizi günün diğer saatlerinde okumaya yönlendirse de kendimize bir şeyler katsak, ne güzel olur. Değerimizi başkaları değil kendi içimiz belirliyor halbuki. Bilmemiz gereken tek şey yaşamak olmamalı. Her gün bir şeyler öğrenmekte yaşamamızın sebebi olmalı. Hem de hiç sıkılmadan. Okumak insanın ruhunu temizliyor ve içini ferahlatıyor. Ki okuyunca insan geleceğini yönlendiriyor, ışık tutuyor hem de kendisinden sonraki nesillere faydalı olabiliyor. Anlatmakta rahatlatırken insanı, başkalarına da yarar sağlayabiliyor. Ne mutlu ki o insanlara genç kalıyorlar okudukça ve anlattıkça.
Her gün bir sayfa okumalı her gün yeni diyarlara savrulmalı... İsteyerek...
Akşamın karanlığında sıkılıyorum bazen, boş boş durduğumdan. Öyle ki içimi fenalıklar basıyor, öylece saatlerimin dolmasını bekliyorum. Ne acı, ne felaket hiç bir şey öğrenmeden göçüp gitmek ne intiharca, ne fütursuzca...
Halbuki alsak kağıdı elimize, koysak masanın üzerine. Boş geçirdiğimiz vakitlerde nelerle uğraştığımızı yazsak.Emin olun bir sayfa bile çıkmaz. Ömrümüzün bu kısmına kadar kendinize neler kattığınızı hesap edin. Ne kadarı faydalı? Ne kadarı size yardımcı? Belki de hiç biri. Günün yirmi dört saati var yanımızda farkındayız. Ben dahil kaçımız acaba kitap okuyordur, bir şeyler karalıyordur. Bilinmiyor, bilemiyorum. Artık kendimden bile emin değilim.
Kaderin tozlu yollarında yaprak gibi savrulup gidiyorum şimdilerde. Zaman hüsran olmasın istiyorum, çabalıyorum, yazıyorum her gün yaptıklarımı. Bakıyorum elimde kelimem kalmamış, çünkü yok hazinemde sözcük, yok bilgi yumağımda anlatabileceğim hisler. Kalmamış bitmiş çoktan. Düşünüyorum hemen al kitabı oku. Okuyorum ne güzel geliyor içimi serinletiyor öğrendiklerim. Yazıyorum. Artık yazan bir kader yolcusu oluyorum. Kendi coğrafyamı, tarihimi kendim baştan çiziyorum. Baştan başlıyorum yaşamaya, rahat bir nefes alıyorum. Bütün güzelliklerin farkına vararak.
Farklı yolculuklar yaşıyor insanlar okuyup öğrenerek, farklı bir an ve farklı bir hayat sunumu. Tadını alarak başlarsak zaten solumaya. Bir daha hiç bırakmayız okumayı, dinlemeyi yazmayı biliriz.
Benim için her an artık okuma zamanı... Sizin okuma zamanınız ne kadar?
30.01.12