Öyle Yabancıyım Ki Sana
Ve yabancılaşan ruhuma, yeni sayfaların ilk adımlarıyla...
Öyle yabancıyım ki sana...
İşte öyle...
Bazen insan en çok birlikte olduğu kişiye yabancılaşır. aynı evde yaşar,aynı masaya oturur,aynı sessizliği paylaşır ama yine de birbirine ulaşamaz. Aradaki mesafe kilometreler ile değil, söylenmeyen cümleler ile ölçülür.
Öyle yabancıyım ki sana..
Sesini duyuyorum ama ama içini duyamıyorum. Gözlerine bakıyorum ama eskiden gördüğüm sıcaklığı bulamıyorum. Sanki bir zamanlar aynı hikayenin iki kahramanıydık da şimdi farklı kitapların sayfalarına savrulmuşuz...
Yabancı olmak her zaman tanımamak değildir. Bazen en acısı,çok iyi tanıdığını sandığın birini artık tanıyamamaktır. Dün güldüğü şeye bugün sessiz kalır,eskiden uzattığı eli artık cebinden çıkarmaz. Ve insan, bunun ne zaman olduğunu fark edemez. Bir gün dönüp baktığında arada kocaman bir boşluk olmuştur.
Belki de ilişkileri bitiren büyük kavgalar değildir. Biriken suskunluklardır. ''Sonra konuşuruz'' diye ertelenen cümlelerdir. Alışkanlık,sevginin yerini sessizce aldığında iki insan aynı çatı altında iki yabancıya dönüşebilir.
Yine de yabancılık bazen bir son değil,bir aynadır. İnsana şunu sorar: 'Gerçekten birbirinizi mi kaybettiniz,yosak birbirinize ulaşmayı mı bıraktınız?''
Bu sorunun cevabını herkes kendi içinde taşır. Çükü bazı yollar yeniden yürünür,bazılarıysa sadece hatırlanır...
Ve insan, en çok da bir zamanlar 'evim' dediği kalbe yabancı kaldığında büyür...