Perçem
Nasıl yapılıyordu? Kalemi almalıydım sanırım önce Yoksa kollarıma bağdaş kurup izlemeli, Aklımdan dökülüverenleri içimde sindirmeli miydim? Ve evet içinde müzik olmalıydı... Alçalıp yükselen, derinlerden
Şimdi gözlerimin önündesin, düşünüyorum O an, kitaba daldığın, perçemlerinle adeta harfleri sindiren Süzülen, dökülüveren perçemler...
Yok yok hayır Aklımda sadece kollarını bağdaş kurup, hadi seni bekliyorum işte sıra sende! Duruşu, bakışı, rahatlığı ve öylece bekleyişi...........
Yerine geçemiyorum, hissedemiyorum sendeki dinginliği
Sonra dalıp çok uzak diyarlara, toparlanabilmekten çok öte Dağılıyorum Göz pınarlarımdan iki tomurcuk, Yeniden başbaşa kalıyorum tüm başlangıçla Ve tamamen kendime bürünüyorum
Perçemin dökülüyor birden alnına, Bir doktor misali dalgın... Gözlerin kitapla vals ederken Uzaktan beni mestetmeyi görev bilmişsin
Oracıkta hissettiklerimi duyabilseydin Kalbimin o hızlı ritmini Gözlerini kaygısızca hissettirmeyecektin Ve bir telaşa kapılıp, Bana baktığında kitabın hangi sayfasına bakmam gerektiğini karıştırmazdım Kendi bakışlarımı unutmazdım yüzünde Hayatla bir şizofren misali, yüzünü evrende bulan mecnun gibi Karışmazdım ve kendimle çatışmazdım