Posta güvercini
Bu yazı, 21.12.2016 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Burda gece saat iki- yağmur yağıyor kristal bir sessizlik odamda siyah beyaz bir düş yani. Şiir yorgunu bir hüzün odamda. Asmışım yüzünü odamın beşinci duvarına- Masamda soğumuş bir bardak çay, bulut arakasına saklanmış ay, Yalnızlığım ey büyük, en anlamlı yalnızlığım- Sen yani ey nisan üşüyorum suçlusun...
Bana bir sensizlik getir hadi, bana sensiz başlangıçlar getir, Hadi (Sen) öyle bir soyun ki ruhuma- Sevmeyeyim seni. Hadi bana biraz nefret,biraz öfke bul getir... Hangi yırtılmış takvim yaprağında kaldı kapımı çalışın- Nedendir böyle seni bekleme telaşım...
Yanımda olsaydın Üzerime (sen) sinmiş giysiler giyseydim... Yağmur yağıyor Nisan,geceden kalma hüznümü topluyorum yatakta- bir de düş var(onu saklıyorum) Biliyorum eskiyor dün,önceki gün,bir tek sen eskimiyorsun bende- Biliyorum karşı gelinemez olduğunu özlemin- Çapraz kesiyorum ruhumu- kanımı siliyorum sonra,adını yazdığım teninde
Şimdi İhtimal, Bir sokakta yürüyorsun telaşlı- Tedirgin ürkek,üzerine bastığın esmer yeryüzü oluyor yüzüm- Bölünüyorum sana bir Amip gibi,sende topluyorum her zerremi- sen bende yeniden doğuyorsun... Gitme sakın bölünen bir ülke olurum(mezar) unutulmuş bir bir yalnızlık, tenha bir intihar,bir rüzgar ağlayıp kanatsız- Arınırken bütün kuşlar,beni kirli yağmurlara bırakma...
Dokunduğumda açıldı gözlerin,öylece baktım yüzüm Kapattım bütün kuyuları,çöl sürgünüydü züleyha dedim adın- adının sonuna üç nokta koydum, Her şiirimde çünki sana inandım... Kösnül bir öpüş zarfın pulu ve kendini postacı sanan bir güvercin getirecek- sana bu mektubu,oku ve koynuna sakla ki Her sabah sen de uyanayım---