Rüya Karabasanlaşırken
Bu yazı, 22.09.2013 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Zaman gözlerinden ufukta giden bir gemi misali akıyordu. Umut dolu olmayan gözbebeklerinin beyazlıklarında sözcüklerime saklanan şiirler turluyordu.
Dar bir sokakta yokuşun başındaydım. Yorgun ayaklarımda güneşi kaybeden gün saklanıyordu. Onunla nasılda benzeşiyorduk. Hatırlıyorsan, aksi bir mayıs sabahı ben de seni kaybetmiştim. Senle beraber yaşama dair olanları. İçini nasıl istiyorsan öyle doldur cümlenin, sanki gerçek değişecek mi...
Caddeye gölgem uzanmış. Yüreğim, Orhan Veli'nin şiirinde olduğu gibi sere serpe yatmış. İçimde umudun kıvılcımı bile yok. Kaybetmeye doymayan gözlerim yokuşa doğru uzanmakta, kayıplar hanesine daha neler eklenebilir diye?
Sen... Bilmiyorum. Cidden. Ne yapıyorsun? Hangi sevdanın yüzüne vuran kızıllığında gözkapaklarını ürkerek kapatmaktasın? Yüreğinde yanan sevdaların hangi umutları yüzünün kuytuluklarını aydınlatmakta... Bilmiyorum. Geçmiş, salaş bir meyhanenin Ay'ın vuramadığı uzak bir köşesinde demlenmekte. Hicaz bir şarkı çalmakta gramofonda. Meyhanecinin mavi gözlerinde hüzünlü dolgun bir bulut. Yağdı yağacak... Karşı masamda şeytan... Allahtan meyhanede gülen bir O var. Elinde kalem hesap yapıyor. Ne anlamı var ki? Elimi cüzdanıma atıyorum. Kayıp kimliğim bakıyor bir balığın sırtından.
Zaman ve mekanlar birbirine girdi sanırım. Aklımı toplayıp önüne seremiyorum. Yüreğimi diyecektim.
İstanbul'un arka sokaklarında turuncu bir düş geziniyor. Gecenin ikisi. Çirkin saatlerin zamanı. Sarhoş olmayı başaran iki beden zig zaglar çizerek ve de birbirine dayanarak ya da birbirinden destek alarak yürüyorlar. Havada keskin bir parfüm kokusu ve izdüşümleri sokağın ortasına vuruyor bedenlerin istekleri.
Ben kayıp zamanlarda seni arıyorum İstanbul kokan sokaklarda ve kendimi Beyoğlu'nun Galata uzanımında buluyorum. Sürtüyorum Tarlabaşı'na bir gemi rıhtıma girerken. Sözcükler uluyor Haliç'te. Siluetin cilveli Ay'la oynaşıyor. Saçlarından boğaz akıyor. Ancak parmaklarımı uzatabiliyorum, ayaklarım Karaköy'ün bilinmeyen sokaklarına gömülü ve işaret parmağım yüzüne temas eder gibi oluyor. Kasvetli bir buhran kenetleniyor boğazıma. Kırmızı lekeler kalıyor gırtlağımda. Nefesim kesiliyor gözlerim gözlerine düşünce ve de gözlerinden düşünce Zincirlikuyu Mezarlığı'na fırlatıyorum kaskatı kesilen yüreğimi. Ansızın 'Seni seviyorum' diyorum köpek hırıltısını anımsatan sesle. Sesimi duyunca bir yıldız şöyle bir doğruluyor gözbebeklerinde ve keskin bir alev ansızın akıveriyor. Farkına vardığımı anlıyorsun, retlere bürünüyorsun, evetlere koşan.
Ayağımı uzatıyorum Haliç'in üzerinden Süleymaniye'ye doğru. Sultanahmet ürküyor, büzülüyor gece gibi. Şiirler doğruyor, romanlar kesiyorum yine de bana mısın demiyor, gökyüzü. Bulutlar zengin sofrasındaymış gibi yayılmışlar. Boğaz uyanır gibi oluyor. Suyun üzerinden anlamsız bir gölge havalanıyor da gelip senin yüzüne kuruluyor. Çözemiyorum, gecenin bu vakti anlamını. Yıldızlar da dillerini yutmuş gibi duruyorlar. Yüzlerinde yorgunluk... Ellerini uzatıyorsun. Avuçlarında masum beyaz uyanmış. Saçını tarıyor. Dağların ötesinden gelen yeşil bir umut omzuna yerleşivermiş. Dudaklarının kıvrımlarında sahi ne vardı? Bakıyorum, göremiyorum. Görüyorum, söyleyemiyorum. Öptüğüm anlar içimi yakıyor ve de bir daha öpemeyeceğimi bilmek...
Dik sokağın başında buluyorum kendimi. Bedenim kömür rengine bürünmüş.Bataklığı andıran gece sahte kahkahalarla yaklaşıyor. Gözlerinde şeytanın kestiği fatura. Ve o faturanın aralarında çaktırmadan dolaşan Azrail. Sinsi gülümsemelerle yaklaşıyor. Kaçmıyorum, ayaklarımda Karaköy'ün günahları. Beyoğlu'nda çalınan ıslığın kamçısı sırtımda. Hayallerini Bitpalas otelinde olmasa bile bitlenmiş bir yatakta ağzı kokan bir adamın uzuvlarına düşüren kadının parçalanmış geleceği avuçlarımda. Bunları, o güne kadar yaşarsam cuma hutbesini okumak için hazırlık yapan hocanın ak ellerine bırakacağım.
Ve ummadığım zamanda intihara saklanan ölüm kapımı çalıyor. Merminin çekirdeğinde sen. Kavuşacak yüreğim benliğine...
İnanıyor muyuz?
16 ekim 2011 00:31 _ izmir çaysız_şekersiz ve bademsiz